• BIST 81.618
  • Altın 145,694
  • Dolar 3,7670
  • Euro 3,9908
  • Bolu 0 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 0 °C

Türkiye gündemi

Mustafa Öz

Ülkemizin dünya tarihinde ve coğrafyasındaki yeri ve önemi bir kenara atılıp unutulacak gibi hiçbir zaman olmamıştır. İmparatorluk kurmuş, çağ açıp, çağ kapatmış bir ülkenin tarihten miras olarak devraldığı sorunlar, birikimler var. Nitekim Osmanlının tarih sahnesinden çekilmesinden, sonra da bu sorunlar Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve milletimizi etkilemeye devam etmiştir. Halen de devam etmektedir.

Ülkemizle hesabı olanlar öyle hesaplı, kılı kırk yararak çalışıyorlar ki hem içerden, hem de dışarıdan yaptıkları müdahalelerle sorunları çözmek bir yana, daha da içinden çıkılmaz hale geliyor.

Bir ülke bu kadar içe dönük sorunlarla uğraşır kendi dışında neler olduğu ile ilgilenmezse, geleceğin dünyasında BÜYÜK ülke olarak yer alması mümkün müdür?

Siyaset adamlarımız günlük olayları tartışarak belden aşağı vurma da dâhil olmak üzere: Millet kötü örnek olarak tavır ve sözlerle siyaset yaparsa. Birleştirmeyi değil ayrıştırmayı kışkırtırlarsa kendi vatandaşlarının bir bölümüne karşı husumet içindeymiş gibi davranır ve hatta bu insanları suçlu ilan ederse, sürekli mağrur olmaktan MAĞDURU görmeye fırsat bulamayıp insanları ötekileştirirse sorunlar nasıl çözülecek!

Türkiye'nin en önemli sorunu, insanların suçluluk hallerini deşelemek ve toplum önününde küçük düşürmek bu hallerden SKEÇLER üretmek midir?

Ülkemizin en önemli sorunu fukaralıktır. Fukaralığı besleyen işsizlik ve gelir dağılımı bozukluğudur.

Anayasayı değiştirmek için harcanan enerji Adaletin işletilmesinde ve Adil sonuçlanmasına harcanmalıdır. Yolsuzluk (Haksız mal, makam elde etme) tüm dönemlerin sorunudur.

Bölücülük ve onun iç ve dış desteğini sağlayan TERÖR Doğu ve Güney doğuyu tamamen ülkenin diğer yerlerini de yakında teslim alacak boyuta gelmiştir. İç sorunlara karşı ilgisiz ama dış sorunlara karşı hem de bizi doğrudan ilgilendirmeyenler için bu kadar canhıraş yaklaşımı da anlamak mümkün değildir. Sorunlar da öncelik tespiti bile yapılmamak da adeta el yardımıyla gidilmektedir. Belden aşağı vurma sonucunda ana muhalefetin lideri değişmiş ve söylemine İŞSİZLİĞİ aldı diye iktidar işsizlikle ilgilenmeye başlamıştır.

Kamu kurumlarını ve medyayı YANDAŞ yapmak için harcadığı enerjiyi bu işler harcaması gerekirken yapmamıştır. Şimdi CANDAŞ ve YOLDAŞ medyadan dem vurmak hiç inandırıcı değildir.

Ülkenin kaynaklarıyla kurulmuş TRT'yi YANDAŞ yapanların hele bu şekilde şikâyete hiç hakkı yoktur. Ülke gündemini SANAL olmaktan çıkarıp dedikodu siyasetini bırakıp (hem inançlı, hem cibilliyeti belli! Olanlara hiç yakışmayan işler yaparak) esas gündeme gelelim.

Gurur ve kibir en büyük düşmandır. Millet iradesi GURUR ve KİBİR üretmek için kullanılamaz!

İSTANBUL'UN FETHİ ( 29 Mayıs 1453 )

Fethin 557. yılını kutlayacağız. Büyük hayalleri, büyük düşünceleri ortaya çıkaran en önemli şey İNANÇTIR. Ama ben tutkusuyla bütünleşen bir inanç değil, Millet ülküsünün ve yüksek ideallerin cem olduğu yüreklerde kor haline geldiği bir inanç. Bu inanç ki 21 yaşında sultan Mehmet Han'a İSTANBUL'U fethettirerek FATİH unvanı kazandırıyor. Ortaçağın karanlığının bir daha açılmamak üzere kapanmasını ve yeni bir çağı açıyor. Adaletiyle, hoşgörüsü ile ben duygusundan, mağrurluğundan uzaklığı ile bunu yapıyor. Günümüzdeki emsalleri ise mağrurluktan kibirden kendi insanında yarattığı GÜVENSİZLİKTEN bir haberken dini iş yaptım sanıyor. Yeri geldiğinde hoşgörü taklitçiliği ve taziyesi yaparak ecdatla övünüyor. Öte yandan adının başına Türk kelimesi gelen her şeyden gizli ve marazi bir aşağılık kompleksi ile adeta tiksiniyor. Oysa Abdülhamit'in Arnavut bahçıvanına dediği gibi övündüğü ecdadının da Türk olduğunu unutuyor.

Tarih şuuru olmayan bunu iyi özümsememiş olanların inançlarını bütünleştirip büyük işler yapması mümkün değildir. Hele milletin son kurtuluş savaşını anlayamamış Emperyalistlerin kucağına oturmuş olanların hiçbir başarıya imza atmaları mümkün değildir. Fetihleri anarken SAKARYA şiirini okumakla < Hamaset ile > Fetih'i anlamakta mümkün değildir. Milletin bazı değerleriyle (Kimliği) sorunları olan kompleks sahibi insanlarla ne fetih anlaşılır ne de milletin geleceğine yön verilir.

Fetih'i coşkuyla kutlamak çok güzel ama fethin anlamını kavramak ve tarihten ders çıkarmak daha da güzeldir.

Ne mutlu İstanbullu fetheden komutana ve onun askerlerine ve o millete Ruhunuz şad mekânınız cennet olsun. Fethi mümin kutlu olsun!

28.05.2010


Bu yazı toplam 810 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim