• BIST 89.282
  • Altın 145,428
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • Bolu 14 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 15 °C

TÜRKİYE ÜZERİNDE ABD OPERASYONUN ÜÇÜNCÜ AŞAMASI MI?

Hasan Dinç

 Komünizm yıkıldıktan sonra ABD yeni bir düşman yaratmış, Orta doğudaki bu yeni düşmana karşı Türkiye üzerinden önemli siyasal projeler uygulamaya koymuştur. Bu projelerin ortak adı BOP olarak bilinmektedir.  Açılımı ise Büyük Ortadoğu Projesi’dir. Demokrasi, insan hakları ve özgürlük kılıfı giydirilerek uygulamaya konulan bu projenin hedefinde Türkiye de dâhil 22 bölge ülkesinin sınırlarının değiştirilmesi bulunmaktadır. Bu projenin hayata geçirilmesi Türkiye’nin bu projeye evet diyen bir hükümetle yönetilmesi gerekmektedir. İki binli yıllarda Türkiye’nin başında 57. Koalisyon hükümeti vardı. Bu hükümet Ecevit başkanlığında DSP, MHP ve ANAP tarafından 1999 seçimlerinden sonra kurulmuştu. Üçlü bir koalisyon olmasına rağmen bilhassa dış politikada çok etkin bir politika izliyor, ABD’nin Türkiye üzerinden bölgeye düzen vermek yönündeki arzularına set çekiyordu. ABD Irak üzerindeki emellerini mevcut hükümetle Gerçekleştiremeyeceğini anlayınca 57. hükümeti yıkmaya karar verdi. Önce Başbakan Ecevit’in partisi DSP’yi böldü. Buna rağmen hükümet meclisteki çoğunluğunu koruduğu için varlığını sürdürdü. ABD bu sefer “MHP’siz hükümet” projesini devreye soktu. O zamanın partileri bu oltaya hemen saldırdı. MHP dışındaki beş parti böyle bir hükümet kurmak için Almanya’da bir araya gelerek anlaştı. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli bu oyunu bozmak için erken seçim kararı alarak milletin hakemliği yolunu tercih etti.

ABD bu yeni durumu tam bir siyasal operasyonla değerlendirdi ve meclisteki tüm partilerin meclis dışı kalacağı bir seçim vasatı yaratarak, AKP’nin büyük çoğunlukla iktidara gelmesini sağladı. AKP’nin bölgede müstakbel ABD isteklerinin gerçekleştirmesine olumlu yaklaşımı kuruluş aşamasındaki yapılan görüşmelerle temin edildiği bugüne kadar çok kez yazılmış, ifade edilmiştir. AKP yöneticileri bu yazılanları ve söylenenleri tekzip etmemiş, sessiz kalarak bir yerde kabullenmiştir.  ABD Türkiye’de kendi isteklerini önceden kabul ettiği AKP hükümetinin kurulmasından hemen sonra Irak için harekete geçmiş, Türkiye topraklarını kullanarak(Limanlarımızı, hava sahamızı ve topraklarımıza 90 bin kişilik kara ordusunu yerleştirmek) Irak’ı işgal etmek yönünde hükümetle görüşmelere başlamıştır. Bu görüşmeler olumlu sonuçlanmış fakat 1 Mart tezkeresiyle meclisten geri dönmüştür. Böylece İskenderun açıklarında karaya çıkmayı bekleyen Amerikan ordusu geri dönerek tam bir bozgunu yaşamıştır. ABD tezkerenin mecliste takılmasının ve bozgunun faturasını TSK (Türk Silahlı Kuvvetleri) ya kesmiş, Türkiye üzerinde ikinci ve çok önemli bir operasyona karar vermiştir.

ABD güçleri Irak’ı Basra Körfezi üzerinden vurarak girip Bağdat’ı aldıktan ve tümüyle Irak’ı işgal ettikten sonra ilk önce ikili anlaşmalarla Kuzey Irak’ta konuşlandırılmış Türk askeri birliklere kafayı takmış ve ansızın bir birliği basarak askerlerimizi esir almıştır. Başlarına çuval geçirerek bir pikaba balık istifi doldurup Bağdat’a götürmüş, Türk devlet adamları durumu maalesef seyretmekle geçiştirmiştir. Bu ABD’nin Türkiye üzerindeki ikinci büyük operasyonuna bir işaret kabul edilmiş, öncelikle Irak Türklüğünün Türkiye beklentilerine son verilmiş, sonra da Türk Silahlı Kuvvetlerindeki Amerika karşıtlığı ile maruf bütün subaylara yönelik tasfiye ve itibarsızlaştırma girişimleri başlamıştır. Türkiye’nin NATO dışında da müttefiklerinin bulunmasını isteyen ve AVRASYACI olarak bilinen yüksek kademedeki bütün subaylara karşı önce bir karalama kampanyası ve arkasından malum ERGENEKON, BALYOZ ve o zamana kadar çözümlenememiş bütün davalardan sorumlu tutularak bir bir içeri alınmışlar ve ordudan tasfiye edilmişlerdir. AKP iktidarı bu operasyona sivil yönetimlerin “ordunun vesayetinden” kurtulma ve “ileri demokrasi” adına iştirak etmiş, desteklemiş ve güçlü medya desteğiyle yoğun sivil tutuklamaları da gerçekleştirmiştir. Halen devam etmekte olan bu mahkemelerden hiçbir şey çıkmayacağı, ancak sağlanan kamu baskısıyla toplumun sindirildiği açıkça belli olmuştur.

ABD’nin bilhassa Doğu ve Güneydoğu topraklarımız üzerindeki plânlarının tahakkuku için lüzumlu gördüğü değişiklikleri halka hazmettire hazmettire uygulayan AKP iktidarı bir türlü istenilen sonuca ulaşamamıştır. Uygulamaya konulan açılımlar milletimizin tepkilerine sebep olmuş, bu tepkiler kimi zaman iktidarın açılım politikalarından geri adım atmalarını gerektirmiştir. Son Anayasa değişikliği ve yeni açılımlar bilhassa milliyetçilerin dirençleriyle karşılaşınca ABD’den yeni mesajların düşmesine sebep olmuş, yeni operasyonların ayak sesleri duyulmaya başlamıştır.

Bilindiği gibi son dönemlerde Türk milliyetçileri AKP iktidarı için “ Türkiye’yi dönüştürmeye ve bin yıllık birliğimizi yok etmeye çalışan PKK taleplerine insan hakları ve adalet kisvesine büründürerek yasal dayanaklar üretmeye çalışan bugünkü AKP iktidarı ateşle oynamaktadır.” diye ikaz etmekte; “Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasıyla birlikte ve Türk Milleti adıyla bilinen evrensel bir gerçeği yok sayan kadrolar devletin en uç unsurlarına ve hücrelerine kadar nüfuz ettikleri görülmektedir” tespitini yapmaktadırlar. Bunların “anadilde eğitim ve savunma hakkı taleplerini Türk Milletinin içinden başka milletlerin ortaya çıkarılması amacı güden maksatlı sosyolojik görüntülü, siyasal projeler olarak görülmektedir”  değerlendirmesiyle konuyu ihanet boyutunda ele almaktadırlar. Türk milliyetçileri bu durumu AKP iktidarının “bilinçli ve işbirlikçi tercihinin arkasındaki sinsi ve hain hesaplar” olarak görmekte ve iktidarı halka böyle şikâyet etmektedir. Bu durum AKP’yi halk nezdinde zora sokmakta, hızını kesmektedir.

Bunu görmüş olan ABD basınında son günlerde Türkiye ile ilgili yeni yorum ve değerlendirmeler göze çarpmakta, bu da “ABD Türkiye üzerinde yeni bir operasyona mı hazırlanıyor?” sorusunu gündeme getirmektedir. Geçtiğimiz hafta Washington Post gazetesinde Türkiye için “ Türk milliyetçiliğinin güçlü olmayı sürdürdüğü bir ülke” tanımını yapmaktadır. Bu tanım Türkiye’de yeni bir kitleyi ve onların liderlerini hedefe oturtulduğunun işareti olarak algılanmakta; AKP iktidarına da iktidarını sürdürme şartı olarak bu yeni hedefe kilitlenmesini bir yerde tavsiye (emir vermekte) etmektedir.

Bugünden itibaren Türkiye’de çok sert geçeceği şimdiden hissedilen AKP- TÜRK MİLLİYETÇİLERİ kavgasına tanık olunacaktır. Çevremizde gördüğümüz birçok milliyetçi için uydurma dosyaların hazırlanacağı ve adalet önüne çıkarılarak itibarsızlaştırma sürecinin yaşanacağı kuşkusu endişeyle beklenmeye başlanmıştır. Türk Milliyetçiliği ve Türk milliyetçileri yeniden “Ateşten bir gömlek “ giymeye her zamandakinden daha fazla hazırlıklı olmalıdırlar.

4.Aralık.2012

Bu yazı toplam 717 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim