• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 14 °C

TÜRKİYE VE AB SERÜVENİ

Mustafa Öz

AB, 25 Mart 1957 yılında Roma'da imzalanan Avrupa Ekonomik Topluluğu olarak doğdu. Türkiye 1959'da topluluğun bir parçası olmak üzere başvuruda bulundu.
12 Eylül 1963 yılında Ankara'da imzalanan anlaşma ile AB ile çatı anlaşması yapıldı. Anlaşma 12 Aralık 1964'te yürürlüğe girdi. 12 Eylül 1980 Darbesi ile AB ile ilişkiler donduruldu. 1983 yılında çok partili seçimlerin yapılması ile ilişkiler yeniden canlandı.
14 Nisan 1987 tarihinde Türkiye AB ye tam üyelik başvurusunda bulundu.
1 Ocak 1996 yılında AB ile GÜMRÜK BİRLİĞİ anlaşması yapıldı. Bu anlaşma AB serüveninde yeni bir dönemeç oluşturdu. 2000'li yıllarda katılma sürecinde bir hızlanma yaşandı.
17 Aralı 2004 tarihinde AB ülkeleri Türkiye'nin 3 Ekim 2005 tarihinden itibaren katılım müzakerelerine başlaması kararını verdiler. Yıl 2013 katılım süreci devam ediyor! Aradan 50 yıl geçmiş biz hala GİRİŞ kapısında bekliyoruz.
AB ülkeleri Türkiye'ye hep ön yargılı, şası bir anlayışla yaklaştı. Onlara göre:
Türkiye Müslüman bir ülke idi. Tarihi geçmişte bu ülkelerle ekonomik ve siyasi çıkarlarımız çatışmıştı. Bir imparatorluğun yok edilmesi planlanmışken onun küllerinden yeniden doğmuş bu ülkeye karşı şimdi nasıl gönül birliğine girilebilirdi.
Türkiye NATO ÜYESİ ve diğer Batılı kuruluşlara üye bir ülke. NATO'nun adeta ileri bir karakolu idi.
Ekonomisi istikrarlı değil, nüfusu hızla artıyor. İşsizlik, siyasi istikrarsızlık, Demokratik geleneklerin tam oturmamış olması belki en haklı mazeretlerini oluşturuyordu.
Oysa Türkiye ithalatının büyük bölümünü bu ülkelerden yapıyor. Ticaret hep onların lehine gidiyor. Ülkenin siyasi, ideolojik ve Demografik ( Etnik) yapısındaki kırılganlıkları bizden daha iyi bildikleri için bu konularda hep KARIŞTIRI rolünde oldular. 1980 öncesi ideolojik çatışmalar, mezhep farklılığı yaratma, Etnik kimlikleri ön plana çıkarma hatta TERÖRE destek olma noktasına açıkça veya siyasi oyunlarla karşımıza dikildiler.
Soğuk savaş döneminin bitmesi AB'yi ilk etapta güçlendirdi. RUSYA FEDARASYONUNUN da dağılması ile AB'nin popülaritesi arttı. Türkiye'de her türlü sıkıntıdan kurtulmanın adresi olarak AB'yi görmeye başladı. O zaman Bayram olarak kutlandı.
Katılım anlaşması imzalandı. Aradan 7 yıl geçti. O da iktidar tarafından bayram olarak kutlandı. AB ne dedi ise yaptık. Her defasında evet geldik ödev de tamam dedik. TOKAT yedik. Bizden sonra Doğu Bloğundan ayrılan ülkeler hatta KIBRIS RUM YÖNETİMİ AB'ye alındı. Ama biz hala teknik DOSYALARIN bile kapağını açamadık. Gerek iktidar gerekse AB Türk kamuoyunu zihnen ve ruhen adeta İHFAL ettiler. Müzakereler bitse bile bazı ülkeler AB'ye katılım için referandum kartını öne sürüyor.
Ancak köprünün altından da su akıp gidiyor. AB ülkeleri ekonomik sıkıntıda. Siyaseten de bu sıkıntı artıyor. AB bazı ülkelere DAR bazılarına ise BOL gelmeye başladı.
Türkiye Kamuoyunda %29 lara düştü destek siyaset uzun öngörülere göre yapılmalı. Türkiye Çağdaş medeniyeti hep batıda aramanın, teslim olmanın ezikliğini, itilmişliğini yaşadı.Oysa medeniyet bizim kültürümüzün özünde. Dünya AB den ibaret değil. Asya-Pasifik yönüne biz dönmedik. Oysa Tarih bizi oralara çağırıyordu.
Prof. Orhan Türkdoğan hocamız, 90'lı yılların başında: Doğudaki bu merkeze dikkat çekiyordu. Yanı başımızda ORTA – DOĞU ve KARA KITA vardı. Biz su akar TÜRK BAKAR hesabı ile oralara ilgisiz kaldık. Aramıza siyasi ve fikri engeller konuldu.
Türkiye geçmişten geleceğe iyi bir değerlendirme yapıp SİYASETİNİ YENİ DÜNYA GELİŞME ve DEĞİŞİMlerine oryente etmeli. Hala kendini beğenen, aşağılayan, iki yüzlü hareket eden, sağ gösterip sol vuran, AB politikalarıyla zaman kaybetmeyerek YELKENLERİNİ yeni rüzgar kanallarına yönelterek hızla yol almalıdır.
Demokrasi – insan hakları – gelişmişlik ve çağdaşlık için AB referan olmaktan çıkmıştır. İnsanlık bu değerleri ORTAK referans olarak algılamaktadır. Bizim geçmişimiz de bu REFERANS zaten var. Öyleyse bunu değerlendirelim.
İktidarın AB için sesini yükseltmesi yerinde ancak GEÇ KALINMIŞ bir çıkıştır. Önce Teslimiyet her dediğini yap sonra bir ARPA boyu ilerleme olmayınca SESİNİ yükselt bu politikada yanlıştır. Deneme yanılma ile değil SİYASİ ÖNGÖRÜ ile ilmek ilmek yalpalamadan teslim olmadan yapmaktır doğru olan. Mezarlıktan geçerken ISLIK çalmanın kimseye yararı yoktur.

Bu yazı toplam 634 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim