• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara -1 °C

Türkiye’nin zemini kayarken kendini ve cebini düşünenler

Mustafa Öz

Ülkemizin bulunduğu coğrafya jeopolitik konumu itibarıyla çok çetin bir yerdedir. Bu coğrafyada tutunmak, çevresiyle barışık kalmak zordur. Balkanlarda olan, Ortadoğu'da olan her şey bizi de etkilemektedir. Ülkemiz 800 bin kilometre karededir. Kimileri bu ülkeyi gereğinden fazla büyük olarak öngörüp parçalanıp bölünmesini istemekte, talep etmektedirler. Kim bu işbirlikçiler, kim bu bölücüler diye bir soru sorulduğunda, verilebilecek cevaplar bölücü PKK ve yandaşları onlara çanak tutan sözde Demokrat solcu, İslamcı... Aydın taifesi ve dış güçlerden AB (Avrupa Devletleri), ABD diye sıralayabiliriz.

    Ülkemizin bölücülük kadar tehlikeli diğer bir sorunu ise, ekonomimizin içinde bulunduğu durumdur. Ülkemiz ATATÜRK'ten sonra tekrar uluslararası sermayenin ve onun güdümündeki emperyalist devletlerin kucağına itilerek borç sarmalıyla sarmalanmıştır. Hiçbir hükümet GLOBAL sermayenin gücü karşısında direnememektedir. Şu anki hükümet parlamentoda en yüksek sandalyeye sahip olmasına karşın, ÇOK ULUSLU SERMAYENİN ve ayak oyunlarının karşısında dik duramamaktadır. Hükümeti devraldıklarında 199 milyar dolar olan borçlarımız, 358 milyar doları geçmiştir. Efendim ülkede 16 çeyrekten beri reel sektörden kaynaklanan bir büyüme var. Milli gelirimiz 5008 Dolar oldu. İyi de geçen de yazdım, başkasının cebindeki paranın bana ne faydası var. Benim ne işime yarıyor. Türkiye de sermaye ve araçları belli elde toplanmıştır. Bu nedenle milli gelir artışından ziyade satın alma gücü (paritesi) önemlidir. Sessiz çoğunluk açlık ile tokluk arasında gidip geliyor. İşsizlik ve ona bağlı hırsızlık, kapkaç gibi ekonomik suçlarda % 38'lik artış olmuş.

    Öbür taraftan ABD'leri ve AB ülkeleri Türkiye’yi güçsüz ve bağımlı tutabilmek için olmadık metotları deniyorlar. Bir yanda bölücülük, öbür yanda siyasi içerikli talepler (Kıbrıs, adalar, Ekümeniklik, Ermeni soykırımını tanıma talepleri, Siyonist faaliyetleri, ajan provokatörlük işlemleri ) ile diğer yandan da global sermayenin eline geçmiş IMF ve DÜNYA BANKASI, DÜNYA TİCARET ÖRGÜTÜ (GATT) sayesinde boğazımızı sıkıyorlar.

    Son günlerde ülkede beklenen sürpriz olmayan ama sonu çok acı ve düşündürücü işler oluyor. Yetkili makamlardakiler olayları görmemezlikten gelirken, işlerin çığırından çıkmasıyla şöyle bir göz atıyorlar. Lütfedip bir bildiri ile kınıyorlar. Cılız inandırıcılıktan ve yaptırımdan uzak açıklama yapıyorlar. Sanki devleti idare edenler kendileri değil, PKK ile organize hareket edenlere bir şey yapılamaz, bunların dokunulmazlığı var gibi hareket ediyorlar.

    Doğuda fiili durum var. Artık PKK'yı kurtuluş örgütü ordumuzu ve idari kadromuzu ise işgalci olarak gösteriyorlar. Hiç kimse çekinmiyor. İş yaptırdığım bir boyacıya sen nerelisin diye sordum. Diyarbakırlıyım ağabey dedi. Niye Diyarbakır'ı karıştırdınız diye takıldım. Ölenlerinde annesi var, babası var, üzüntüleri var. Tepkileri normal. asker ve polis karışmasın bir şey olmaz dedi. Ben de dükkânları, bankaları, devlet dairelerini tahrip ediyorlar. Sonra bu cenazeler bölücü örgüt mensuplarının dediğimde; o sana göre öyle bize göre öyle değil diye cevap verdi. Eskiden PKK zorla sempatizan topluyordu, ya şimdi ne oldu? Herkes ona sempati ile bakıyor. Her yaptıklarıyla güçleniyor ve bir adım daha öne geçiyorlar. Türkiye hızla bölünmeye gidiyor. Kimsenin gıkı çıkmıyor. Bizim dönme liboşlar global sermaye sahipleri ülkenin kurtuluşu için Doğu ve Güneydoğu’nun Samsun’dan Mersin’e kadar çekilecek hat ile kurulacak büyük Kürdistan'a verilmesi halinde bu sorundan kurtulur diye reçete yazıyorlar. ABD ve İsrail'in güdümünde kurulacak büyük Kürt devletinin sorunları bitireceğini sanan ahmak ve hain fikirler var. Peki, siyaset ne yapıyor. Kimisi derin uykuda, kimi siyasi rant peşinde, kimi de kaybedeceği oylar adına hesap peşinde. Ama bu sefer iş ciddi. Devletin kurumları o bölgede sembolik hale gelmiş bazıları devlet içinde devlet olmanın rahatlığı ile hareket ediyor. Vuruyor kırıyor hiçbir kovuşturma tutuklama ,cezalandırma yok.

    Kürt sorunu var diyenler sorunun çözümünü de açıkça ortaya koymalıdır. Çözümleri kiminle örtüşüyor ise o cenahta yer almalıdırlar. Kişiliksiz, silik, kararsız ve teslimiyetçilikle devlet yönetilemez. Yarın ülke kan gölüne dönerse ne siyaset kalır, kişisel çıkar kalır. Ateşin kimi tutacağı, rüzgarın hangi yönde eseceği belli olmaz. Durum giderek içinden çıkılmaz hale geliyor.

    Çok daha geç olmadan sorunlar bu işe el atmalıdır. Milletin beklentisi bu.

07.04.2006

Bu yazı toplam 252 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim