• BIST 93.616
  • Altın 208,990
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • Bolu 10 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 10 °C

“Türk’üz, çatışmanın içinde kalmak istemiyoruz”

“Türk’üz, çatışmanın içinde kalmak istemiyoruz”

Libya’da inşaat işçisi olarak çalışan Nuri Vural’ın Libya’yı da içine alan Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da ki yaşanan toplumsal hareketlilik ile ilgili tanık olduğu ayrıntıları kamuoyu ile paylaşmaya devam ediyoruz.

HABER: ZEKİ ERCİVAN
Nuri Vural, havaalanında mahsur kaldıkları dakikaları anlatmaya devam etti “İhtilalciler geldiler. Konvoy şeklinde. Araçlarından dışarı çıkmışlar, ellerinde silah, başları açıktı. Puşili. Havaya mermi sıkıyorlar. Daha sonra bir tanesi geldi bize Arapça, “Size hiçbir zarar gelmeyecek. Burayı ele geçirdik. Havaalanının bir kısmını ateşe vereceğiz. Onun için hiçbir panik yaşamayın. Bize katılmak isteyenler varsa, katılabilirler” dedi. Bingazi’yi ele geçirdiklerini söylediler. Yaklaşık 100 araç vardı. Kısa sürede ele geçirdiler ayın 19’unda. Ortalığı ateşe verdiler. İtfaiye geldi ateşi söndürdü. Bizim bulunduğumuz binaları boşalttılar. Kapalı pazaryeri gibi bir yer vardı, bizi oraya götürdüler. En az 2 bin kişiydik. Bize kuru ekmek su getirdiler. Meyve suyu getirdiler. O kamp yerinde açlık çektik, havaalanına gittik açlık çektik”

KANALİZASYON DİYE BİR ŞEY YOKTU
Yaşadıklarını açlığın bir nebzede olsa giderildiğini ifade eden Vural “Havaalanından sonra bizi kapalı bir alana götürdüler. Kuru erzak getirdiler bize. Bisküvi, meyve suyu ve su getirdiler. Ardından da stada götürdüler, statta olduk 4 bin kişi. Bize soru sorduklarında, “Biz burada çalışıyoruz. Türk’üz. Çatışmanın içinde kalmak istemiyoruz. Türkiye’ye dönmek istiyoruz” diyorduk. Tuvalet sıkıntısı vardı. Kanalizasyon diye bir şey yoktu. Herkes rastgele ihtiyacını gideriyordu. Sıkıntılar yaşadık. Bize battaniye getirip dağıttılar. Kuru erzak dağıttılar. Hava geceleri soğuk. Araçlarla ayın 20’sinde bizi alıp havaalanına götürdüler. Havaalanının olduğu yerde Setafa isimli Türk firması var. Biz orada onların kampına yerleştik. Bir kısmı içeri girdi, bir kısmı dışarıda kaldı. Akşam saat 19.00’da gemiler gelecekti, saat 00.00’da geldiler. Gemi o saatte gelince ilk gemiyle 1625 kişiyi bindirilebildi. Onu yüklemesi gece saat 02.00’yi buldu. İkinci gemiye biz bindik. Binmemiz saat 05.00’i buldu. Saat 05.00’te oradan ayrıldık. Bizim pasaportumuz yok. Biz isim ve soy isimizin yer aldığı resimli bir form hazırlamıştık. Konsolosta bunu onaylamıştı. Gemiyle Marmaris’e geldik. Bütün şirketlerin yetkilileri oradaydı. Bizim şirket Nalico da bizi bir alana topladı. Bize “İsteyen bu gece burada kalabilir, isteyen de araçlarla memleketlerine gidebilir” dediler. Ben de Bolu’ya araç olmadığı için Ankara’ya geldim. Ankara’da çocuklarım beni karşıladı, oradan buraya kadar geldik” dedi.
YEMEK YOKTU, SADECE KURU BİSKÜVİ VE SU DAĞITTILAR
Gemi yolculuğunda başına gelenleri anlatan Vural “Gemi yolculuğu çok zordu. Gemi de 1500 kişi vardı. Ağrı kesici hap bile yoktu. Eğer yolculuk 1-2 saat daha sürseydi herkes fenalaşırdı. Yolculuk 24 saat sürdü. Yemek yoktu, sadece kuru bisküvi ve su dağıttılar. Hasta olan başının çaresine bakmak zorunda kaldı. Uzanıp buraya kadar öyle geldik. Bende de bulantı oluştu” dedi.
KADDAFİ O ŞEHRE BAKMIYOR
Halkın tepkisini ifade eden Vural “Kaddafi’yi bilmiyoruz. Kaddafi’yi sizler kadar biliyoruz. Kaddafi Bingazi’ye 30 senedir gelmemiş, 30 senedir bir çivi çakmamış. Bingazi Kaddafi’ye hep karşı çıkan bir şehir. Onlarda Kaddafi’ye karşı çıktılar. Oraları biz gördük. Oraların gerçekten sorunları vardır. Haklılardı. Ben onlara hak veriyorum. Keşke onlara elimden bir şey gelse de yardımcı olsak. Sokaklar çöplük dolu. Kaddafi o şehre bakmıyor. Özellikle o şehre bakmıyor. Yer altı şebekesi yok, sokakları çöp ve pislik dolu. Oysaki Bingazi Libya’nın ikinci büyük şehri. Nüfusu da 1 milyon yoktu” dedi.
BİZDE ONLARA KATILDIK, ZAFER İŞARETİ YAPTIK
Kaldıkları süre zarfında şehrin içinde yaşadığı koşulları anlatan Vural “Biz oraları gezdik. Halkın ne tür bir işle uğraştığını bilmiyorum ama hayat devam ediyor. Dışarıda kadın göremiyorsunuz, görsen de yüzü kapalıdır. Daha önce Libya’ya yerleşmiş Araplar vardır. Onlar Kaddafi taraftarıdır. Beyazlar Kaddafi’ye karşı olanlardır. Ömer Muhtar’ın mezarı Beydağı’nda oradaymış. Kaddafi de Ömer Muhtar’a sahip çıkıp çıkmadığını da bilmiyoruz. Çünkü televizyonlar, telefonlar çalışmıyor. Dünyadan haberimiz yok. Perşembe günü olaylar oldu ve Salı günü biz orayı terk ettik. Arapça konuşuyorlardı. Biz onların dilinden anlamıyoruz. Kaddafi “Lota” diyorlar ve zafer işareti yapıyorlardı. Bizde onlara katıldık, zafer işareti yaptık” dedi.
KAYBEDECEĞİMİZ BİR ŞEY YOK DİYORLAR
Tanık olduklarını anlatmayı sürdüren Vural “İhtilalcilerin taleplerini Talepleri Kaddafi’yi düşürmek, oraya yeni bir başkan ve yeni bir düzen. Biz Bingazi’de çalışmayı bıraktığımız esnada Trablus’ta çalışmalar devam ediyordu. Çalışma Trablus’ta Pazartesi günü başlamıştı. Oraya da yayıldı ve oradaki arkadaşlarımızda çalışmayı bıraktı. Bingazi, Beydağı, Saray’ı aldılar ve en son çatışma Trablus’a gitti. Türkler o bölgede yoğunlukta buluyor. İhtilalciler kazanacaklar. Kaddafi’nin işi zor. Eğer bizim gördüğümüz o hareket eğer devam ederse Kaddafi’yi asarlar, öldürürler. Yani halk ölümüne savaşıyorlar. Kaybedeceğimiz bir şey yok diyorlar” dedi.
 


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim