• BIST 106.764
  • Altın 142,206
  • Dolar 3,5340
  • Euro 4,1188
  • Bolu 25 °C
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 30 °C

ÜÇ “H”

Mustafa Nuri Gürsoy

HASTANE, sağlık ocağı, tıp merkezi, poliklinik, araştırma her ne isimde olursa olsun,

Önemli olan insan sağlığı ve insana verilen değer akla geliyor.

Ülke sağlık hizmeti anlamında nerelerden nerelere geldi.

Bunları uzun uzadıya anlatmak, örneklemek, yazımın içinde değerlendirmek uzun bir vakit alır.

Mengen ilçemiz, bayram öncesinde hastane üzerinden yoğun bir gündem yaşadı.

Hastanenin sağlık ocağına dönüştüğü ile bir takım hizmetlerin geriye duracağı üzerinden fikirler üretildi.

Tedavi hizmetleri ile temel sağlık hizmetleri noktasındaki farklılıklar, tartışmaları beraberinde getirdi.

Sivil toplum örgütleri Mengen öznesinden ve kendi açılarından vakıa’ya müdahil olurken,

   Belediye Başkanlarımız, Bolu milletvekillerimiz de hastanemizin durumu ve konumu ile ilgili olarak önemli bir çalışma içinde idiler.

   Mengen ilçemiz, çok farklı kültür yapısı, emekli sayısının fazla olması, hafta sonları dahi önemli sayılabilecek nüfus değişkenliği yaşadığını var sayarsak,

Hastane hizmetlerinin geriye düştüğü fikri, bir çok insanı tedirgin etmeye,

İnternet üzerinden görülen, E1, E2 ve E3 sınıflandırılması vatandaşların kafalarını karıştırmaya yetiverdi.

  Burada sağlık noktasında, devrim niteliğindeki hizmetleri bir kenara bırakıp,

   Yine, daha efektif hamlelerden oluşan yerel düzenlemelerin sonucuna bakmadan hareket etmek, ön yargıda bulunmak bana yersiz geliyor.

   Mengen hastanemizde, bana ulaşan bilgilere göre, tedavi hizmeti verilmemiş, yatarak bir hasta tedavi görmemiş.

Ya ilaç yazılmış, ya da sevk edilmiş.

Bunun yanında diş hekimliği devam ederken, aile hekimi sayısının artacağına, arttığına,

   Bunun yanı sıra Bakanlığın sağlık hizmetleri noktasında devamlı projeler ürettiğine şahit oluyoruz.

   Resmi Gazetede yayınlanan, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının teşkilat ve görevleri hakkında kanun hükmünde kararnamenin sağlık alanında, yine yeniden çok önemli hizmetlere vesile olacağına hükmediyorum.

   Bu kararname içinde yer alan, kamuda yabancı doktorlara kapı açılmasını ise, insan sağlığına verilen önem noktasında takdirle karşılıyorum.

   Her türlü ürünü ihtiyaçlarımız noktasında ithal ediyoruz da,

Neden doktor ithal etmeyelim.

Bu yaşamda, ekonomide, ithal ve ihraç gerçeği ile tanışıyor,

Yabancı futbolcu transfer ediyor, alkışlıyor isek,

Yabancı uzman, doktor ve hemşire neden olmasın.

 

   HATİCE Bilgin, Bingöl’deki saldırıda çocuklara siper olup hayatını  kaybeden fedakar bir anne.

Sevginin, merhametin, şefkatin,

Güneş hükmünde parlayan bir arması.

Bir kocaman ana yüreği.

   Çoluk çocuğu için canını veren, yeni türkülere ilham olan bir kadın,

Hatice Bilgin.

Ya canlı bomba..O da bir kadın. Anne veya aday.. Ne fark eder.

Küçücük, ufalmış, kin ve nefret duyguları ile büzülmüş,

   Bilmediği, hiç karşılaşmadığı, insanların ölmesi için üzerindeki bombanın pimini çeken canavarlaştırılmış,

Adı, sanı, ismi, cismi olmayan ölüme ayarlanmış  bir kadın.

Sevgi, şefkat, kin ve nefret

İki kadının cansız bedeninde buluştu.

   Biri; üzerinde taşıdığı bombayı patlatarak kendisi dahil, üç hayata son veren kin ve nefret yüklü bir kadın.

   Diğeri; anne sevgisi ve merhameti taşıyan,

Ölümlere engel olmaya çalışan bir başka kadın..

İkisi de kadın.

Ve Fakat.. Biri Anne..

 

   HES lerle ilgili geçtiğimiz günlerde il genel meclisi oturumunda, İl Özel İdaremizin sorumluluk noktasında bir takım kararlara imza attık.

HES ülkemizin bir gerçeği.

   Akan suyun değerlendirilmesi noktasında önemli bir enerji kaynağı.

Çevre kirliliği, ekonomik ve yenilenebilir olması bakımından değerlendirilmesini,

Enerji noktasında, katma değer yaratmasına özenilmesini doğru buluyorum.

Petrol ve kömürün milyonlarca yıl sonra enerjiye dönüşmesi mümkün iken,

Suyun enerjiye dönüştürülmesi fikri, bana daha yakın duruyor.

Ülkemizde bu anlamda, bin beş yüz santralin hayata geçmesi halinde, yüz on milyar kilovatsaat (kvh) elektrik üretilmesi planlanıyor.

Bunların yüzde 40 ı bitmiş ya da inşaat halinde, yüzde 60 ı ise planlama aşamasında.

   HES lerin çevreyi kirletmesi söz konusu değil.

   Bunun yanında can suyu dedikleri, yasal akarı da derelere bırakmak zorunluluğu var.

Burada, su yönetimi, su enstitüsü ve DSİ nin ciddi çalışmalar içinde olduklarını, planlama ve projeler noktasında olumlu işler yaptıklarını takip ediyorum.

Su yönetimi ile su enstitülerinin proje  çalışmaları yaptığı sırada, DSİ nin mutlaka sahaya inerek, etkin rol oynamasını kuvvetle arzu ediyorum.

Yapılan HES lerle ilgili olarak DSİ, bırakılacak can suyu başta olmak üzere, tüm planlama ve denetimlerini aksatmadan yerine getirmek zorunda olduğunu düşünüyorum.

   Bırakılmayan can suyu, hem doğal dengeyi, hem yaşayan canlıları hem de yaşayanları tedirgin etmeye yetiyor.

Bu bağlamda, Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Sayın Veysel Eroğlu’nun, “Türkiye’nin su kaynaklarını doğru kullanması halinde su sıkıntısı yaşanmayacağı” ifadesini önemsiyor,

   Gökçesu beldesinde ve diğer kurulu HES lerden bırakılması gereken can suyunun, mutlaka DSİ tarafından denetlenmesini arzu ediyorum.

Adı üzerinde “can suyu”

10.11.2011


Bu yazı toplam 1127 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim