• BIST 106.736
  • Altın 141,017
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Bolu 19 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 23 °C

ÜÇ O YANDAN BEŞ BU YANDAN

İlhami Candemir

ÜÇ O YANDAN BEŞ BU YANDAN

Bildiğim kadarı ile tarihin derinliklerine baktığımızda Bolu’muz pek fazla “düşman istilası”na uğramamıştır. Yakılıp yıkılmamıştır. Bu nedenledir ki kahramanlık türkülerimiz yoktur.

Neyimiz vardır; Üç o yandan beş bu yandan bir de Abant Yaylasından, estireyim mi estireyim mi yavrum sana fistan kestireyim mi, kiraz aldım dikmeden(halimem), yeşil yeşil ördek vs. Kahramanlık türkülerimiz olmadığı gibi kahramanımız da yoktur. Kahraman kime denir? Düşmana karşı mücadelede canı pahasına ön safta savaşan ve savaşta yararlık gösteren kişidir. Bolu düşman istilası görmediğine göre kahramanının da olmaması tabiidir.

Görüldüğü gibi Bolu türküleri safahat, eğlence, oyun ağırlıklı.

Nedeni ise yukarıda da değinildiği üzere düşman istilasına maruz kalarak yoksullaşmamışlar. Hayatlarından memnunlar. Tabir-i caiz ise vur patlasın çal oynasın. Bolu’nun bu özelliği siyasete de yansımış. Statükoyu korumak adına kurtuluş savaşında isyanlar dahi olmuştur. Örneğin Bolu isyanı, Gerede isyanı gibi. Bu tablo 1950 yılından bu yana yapılan tüm genel seçimlerde de görülebilmektedir.

Yazıma “üç o yandan beş bu yandan5' diyerek başladım ya gelelim başka bir konuya; Son günlerde sanatçı Sayın Leman sam”ın kurban kesimi ile ilgili olarak attığı twit ile başı dertte.

Efendim sanatçı Leman Sam ne demiş “Kurban kesenler ile adam kesen IŞID’ in düşünce ve duyguları aynı.” Yani aşağı yukarı söylediği bu. Vay efendim sen bunu nasıl söylersin, kurban kesenler ile IŞID’ i  aynı kefeye nasıl koyarsın gibi laflar ve hatta tehditler.

Hani bazen medyada da rastlıyoruz, bir büyük siyasetçi çam devirdiğinde “efendim kastını aşmış, öyle demek istememiş” gibi gerekçelerle aklanıyor.

Ben Sayın Leman Sam’ı bu gerekçe ile aklamayacağım. Tam aksine lafı anlamakta yetersiz kalanlara söyleyecek bir sözüm var.

Bir hikâye vardır; Bir hanımefendi Pazar alışverişini yapmış, taşıması için bir hamal bulmuş, taşıtmış, eve geldiklerinde hanımefendi hamalın ücretini vermiş sonra “mersi” demiş. Hamal “ sen bana nasıl hayvan dersin” diyerek onu darp etmiş.

Sayın Leman Sam’ın olayı da bu hikâyeye benziyor. Nasıl mı? Efendim kurban kesenlerin duyguları nedir? Sevap işleme arzusudur. IŞID’ çileirin duyguları nedir? Sevap işleme arzusu değil mi. Her ikisi de kendi inançlarına göre bunu Allah için yapmıyorlar mı? Her ikisi de bunu yaparken Allahüekber demiyorlar mı?

Durum böyle olunca Sayın Leman Sam’a saldıranlara ne diyeceğiz. Onu da siz söyleyin.

Âcizane ben böyle düşünüyorum. Yorum sizlerin.

Üç o yandan beş bu yandan dedik ya.

Gelelim bir başka olaya.

Kim ne derse desin insanoğlu bencildir, bu onun naturasında vardır, yani yaratılışında vardır. Nasıl mı? Anlatmaya çalışayım;

Ben bir köpeği öldürsem veya bir kediyi öldürsem, bu başkaları tarafından görülse ve hele hele medyada görüntülense benim maruz kalacağım eleştiriyi, öngörülen hakaretleri, verilecek cezaları sanırım her halde hayal edebiliyorsunuzdur.

Kasabın 6 aylık kuzuyu kesmesine, milyonlarca balıkğın  yakalanarak karada ağızlarını aça aça ölmelerine, binlerce tavuğun 40 günlük iken toplu halde kesilmelerine ses çıkaran var mı? Yok. Neden yok, çünkü köpeklerin-kedilerin etleri yenmiyor, diğerlerinin etleri yeniyor da ondan. Yani bencillik, bencillik, başka bir deyişle menfaat,  menfaat… Bugün bu kural siyasette de geçerli… Bugün diyorum zira dün böyle değildi. Bilirsiniz büyük şair Mehmet Akif Ersoy İstiklal marşımızı yazdığında kendisine verilen yüklü parayı reddedebilmiştir. Bu gün ise maalesef öyle değil. Bu durum hümanizmden materyalizme geçiştir. Dün kimleri hangi partinin nerelerinde görüyordum bugün aynı kişileri iktidar partisinin nerelerinde görüyorum. Yorum sizin.

Yine gelelim başka bir konuya.

Bir hafta kadar önce idi, Batman’da protesto eylemleri vardı. TV den izlediğim kadarı ile (sanıyorum sizler de izlemişsinizdir) gece karanlığında sabaha kadar silahlar atıldı,silahlardan çıkan kıvılcımlarla Batman aydın ışık oldu.Bu durumu görünce kendi kendime dedim ki “Yahu bütün Batman silahlı” Bu görüntü beni endişelendirdi, güneydoğu silahlanmış..Esasen Güney Doğudaki aşiret düğünlerinde atılan silahların görüntüleri galiba kimseyi rahatsız etmiyor ama Bolu’daki bir düğünde silah at atabilirsen,kolluk ensende.Yine dünya alem biliyor ki güneydoğuda yaşayan vatandaşların %90 ı kaçak elektrik kullanıyor.Onların kullandığı kaçak elektriğin bedelini bizler ödüyoruz. Daha önce kaçak elektrik kullanma hırsızlık suçunu oluşturuyordu ve kaçakçılar hırsızlık suçundan mahkûm ediliyorlardı. Bu suç için verilen cezanın sonuçları ağır idi. Zira bu suç yüz kızartıcı suç olarak görüldüğü için bundan mahkûm edilenler -tabir yerinde ise- muhtar dahi olamıyorlardı. AKP kanun değişikliği ile bu suçu hırsızlık suçu olmaktan çıkardı, yani onlar için yasayı dahi değiştirdi. Ne dedi, kaçak kullanabilirsiniz,nasıl olsa bunun bedelini başkaları ödüyor dedi. Hiçbir zaman tasvip etmediğim halde dün “alavere dalavere kürt mehmet nöbete” deniliyordu,şimdi ise “alavere dalavere biz gidelim nöbete!

Nereden nereye değil mi?

Yine bir başka konu;

Altı ay kadar önce bir dostumla karşılaştım,dereden tepeden konuşurken bana ,”benim oğlan internetten bir kızla tanışmış,arzusu üzerine Allahın emri ile istemeye gittik, aile Almanya’da çalışıyormuş,kız babası bizim oğlana seni Almanya’ya götürelim dedi,oğlum teşekkür etti, nazikçe gelemeyeceğini söylediğinde oğlum Türkiye’de ne var,başbakan Türkiye”nin nesi varsa nesi yoksa sattı, şimdi lale devrini yaşıyorsunuz ama satacak bir şey kalmayınca vay halinize diyerek oğlumu ikna etmeye çalıştı”dedi.Görüldüğü gibi Türkiye’nin halini Almanya'daki vatandaş görüyor ama bizim muhalefet cephesi göremiyor. Görse sen-ben kavgasını bırakır dile getirir.

Geçen hafta Maliye bakanı yeni özelleştirme programını açıkladı. Bazı tesis ve kuruluşlar, otoyollar,şans oyunları,Erzurum kayak tesisleri özelleştirilecekmiş..Anladım ki daha satacak epey şey kalmış.Hatta merak ettim,internete girdim,Türkiye”de binlerce parsel hazine arazileri satılmış, 2/B adı altında ormanlar satılmış,kıyılardaki ve boğazdaki en değerli araziler yabancılara satılmış,parklar bahçeler imara açılmış,satılmış.Şimdi Gökçeada,Bozcaada imara açılacakmış.Bu ne demek, oralar yabancılara satılacak. Böyle giderse ileride kendi vatanımızda kiracı olursak şaşmayalım. Özelleştirme aslında örtülü satıştır.Satmak kelimesi biraz manidar olduğu için bunu özelleştirme diyerek kamufle etmişler.

Bu tablo karşısında muhalefet partileri ne zaman uyanacak da “vatan satılıyor” diyecek merak ediyorum. Kardeşim satılmayan hiçbir şey kalmadı, satılanları bir bir açıklasanız genel seçime kadar bitiremezsiniz, uyuyor musunuz? Uyanın artık ne olur. Karnı aç adama her gün özgürlükten söz edersen ona küfür etmiş gibi olur, birazda hayat bilgisi dersine gelin ne olur. Sizlerin durumu neye benziyor biliyor musunuz Hani Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u kuşattığında oradaki papazların “melekler dişimidir erkek midir safsatası” ile uğraşmalarına benziyor. Onlar bu safsata ile uğraşırken İstanbul fethediliyor.

İktidar partisi ortaya bir laf atıyor muhalefet partileri de onun etrafında dans edip duruyor. Hadi Sayın Devlet Bahçeli ülkücüleri sokaktan uzak tutmakla meşgul ya CHP ne yapıyor. Öfkelendim, zira dedem Ziver Candemir Çanakkale şehidi, bu vatan için canını vermiş. Damarlarımda şehit kanı dolaşıyor. Onun için öfkelendim.

Şimdilik bu kadar… Hoşça kalın.

Bu yazı toplam 3427 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim