• BIST 83.037
  • Altın 147,024
  • Dolar 3,7684
  • Euro 4,0483
  • Bolu 1 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara -3 °C

ÜLKEMİN BAŞINA ÖRÜLEN İKİ ÇORAP: BÖLÜCÜLÜK VE SOYKIRIM İDDİASI

Mustafa Öz

Tarihte bazı milletlerin anıldıkları karakteristik özellikleri vardır.Kimi hep mazlum, Kimi de hep mağrur olagelmiştir. Türk milleti tarihe derin iz bırakmış ancak hiçbir zaman mağdura vurarak mağrurlaşmamıştır. Onun bu asil özelliğini bilen emperyalistler Bu millete diz çöktürmenin yolu olarak bizi bizden bildiklerimizle karşı karşıya getirerek mağdur (Hatta suçlu) ilan etmeyi planlamışlardır.

Osmanlı İmparatorluğu çok kültürlü ve birden çok inancın bir arada yaşadığı (Müslüman, Hristiyan,Yahudi v.b) bir devletti. Bu devlet içinde bulunan Ermenilerle ve Rumlarla, hatta Yahudilerle o kadar iyi bir kaynaşma ve anlayış içinde idiler ki, kültürel anlamda birbirleriyle paylaştıkları aynileştikleri bir çok konu vardı.Ermeniler SADIK TEBA (Sadık vatandaş) olarak anılıyordu. Kültürde sanatta bürokraside ciddi yerleri vardı. Ticarette iyi durumda idiler. Fransa' daki Rönesans hareketinden sonra Dünyada ETNİK MİLLİYETÇİLİK VE HÜRRİYET fikirleri yayılmaya başladı. Osmanlının son dönemlerinde özellikle Balkanlarda bu yönde ciddi hareketler oluştu. Osmanlı Avrupa daki gelişmelere ve sanayileşmeye ayak uyduramayınca toplumsal kutuplaşmalar maalesef arttı. Tanzimat ve Meşrutiyet bu sıkıntılara çare olmak yerine tabiri caizse her şey zıvanadan çıktı. Büyük devletler hristiyan olan grupları ve ülke içindeki diğer Müslüman (Kürt ve Arap) larıda kışkırttılar.Aslında Kürt bölücülüğünün temeli 18.Asırda atıldı. Ermenilerle olan kırılmanın temeli de bu yıllara dayanmaktadır.

1915 yılına kadar Osmanlıda Ermenilerle kişisel alanlar dışında sorun çok derinlikli değilken;Rusların doğu vilayetlerini işgali, ABD özellikle Fransa, İngiltere'nin Osmanlı ile hesaplaşma aracı olarak Ermenileri kullanmaları ve Doğu Anadolu'da ayrı bir devlet olma isteği ile dün beraber yaşadıkları insanlara karşı kıyıma ve saldırıya geçmeleriyle karşılıklı asayiş olayları başlamış ve iş çığırından çıkmıştır. Ermeni taşnakları tarafından yoğun yaşadıkları Erzurum,Van başta olmak üzere bir çok vilayet ve yerleşim yerinde toplu kıyımlar, işkenceler Kürtlere ve Türklere yapılmış,orduya saldırılar olmuştur. Devlet bu insanları TEHCİR(Yer değiştirme, nakletme) kararı almıştır. Bu karar sonucu hastalık,yolda giderken ölüm ve yolda saldırılarda en kötümser tahminle(Belgeler üzerinde yapılan çalışmalar sonucu) 400.-600.000 Ermeninin öldüğü tespiti yapılmıştır.Ermenilerin AB VE ABD de bulunan çoğu zengin Diasporası bu sayının 1.5milyon olduğunu iddia etmektedir. Osmanlı kaynaklarına göre Tehcir'e tabi bölgede yaşayan tüm Ermeni nüfus toplamı 1.5 ile 1.6 milyon civarında olduğu belirtilmektedir. Kaldı ki tüm Ermeniler Tehcire tabi tutulmamış, tutulanların bir bölümü Türkiye'de, Suriye'de, Lübnan'da, Ürdün'de yaşamaktadır. Sorunu tarihi kaynakları eğmeden bükmeden ıkınıp, sıkınmadan karşılıklı olarak,ön yargısız araştıralım diye arşivlerimiz açılmıştır. Ermenistan'a dostça el uzatılmıştır.

Ancak istenilen sonuç alınamamıştır. Bu gün Ermenistan Devleti Azerbaycan'ın yüzde yirmi toprağını işgal etmiştir. Karabağ işgal edilmiş o bölgedeki Azeri Türklerinden 600.000 kişi soykırım tabirine uyan bir şekilde katledilmiştir. 1.5 milyon Azeri öz yurtlarından sürülmüş kötü şartlarda yaşamaktadır. Yakın tarihimizde olan bu soy kırımı kimse görmemekte ve Ermenilerde ne suçlarını kabul etmekte nede işGal ettikleri toprakları bırakmaya niyetli görünmemektedir.Diasporanını niyeti Türkiye'ye soykırım yaptık dedirttirip tazminat ve toprak talebinde bulunmaktır. Bu amaçla ciddi bir bilgi kirliliği yaratılmakta reklam, yayın siyaseten etkileme sonucu bu gün en az 22 devlet Ermeni tehcirini soykırım olarak kabul eden karar almış ve açıklamıştır. İsviçre soykırım olmamıştır diyene ceza uygulamaktadır. Fransa benzer bir kanunu geçirmiş ancak anayasa mahkemesinden dönmüştür. Her yıl 24 Nisan tarihi Ermeni diasporasınca SOYKIRIM ANMA GÜNÜ olarak kutlanmakta ve ciddi anlamda bilgi kirliliği ile kamuoyu oluşturulmaktadır.Maalesef ülke içinde de Ermenilerin dümen suyuna ve onların iddialarına göre hareket eden insanlarımız mevcuttur.

Devlet politikası haline gelen bu konuyu her platformda konuşabilecek, araştırabilecek önyargısız bilgi ve belge toplayabilecek araştırmacı, bilim adamı ve devlet adamlarına ihtiyaç vardır. Bu konuda artık zaman kaybetmemeli günü kurtarıcı siyasi açıklamalar yerine daha kapsamlı çalışmalar yürütmeliyiz. Sorunlardan kaçarak çözmemiz mümkün olmadığı gibi, hiçbir çalışma yapmadan YAPMADIK, ETMEDİK demekle sorundan kurtulamayız. Ülkemizin içine düşürüldüğü bu iki önemli sorunu;BÖLÜCÜLÜK VE ERMENİ SOYKIRIM SORUNUNU çözmeden bu ülkeyi rahatlatmamız zor görünmektedir. Sorunu çözecek olanda siyaset makamlarıdır. Sorun ülkenin iç dinamiklerine dayanarak çözülmelidir.

27.04.2012

Bu yazı toplam 742 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim