• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Bolu -1 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 1 °C

Ülkücülere Operasyon mu?

Nizamettin YILDIRIM

 

Ülkücülük,Rahmetli Başbuğ Alpaslan Türkeş’in mirasıdır. Bir lider ki 1944 yılında başladığı siyasi hareketi hapishanelerde başlamış, 12 eylül sonrasında yine hapse atılmış ancak bir siyasinin dediği gibi kendisi hapiste fikri iktidardaolan Türk Milliyetçiliği davasıdır.

Fikri yapısı ve ahlaki temelleri o kadar sağlam atılmış ki yetişen elemanlar diğer bir çok partilerin de alt yapısının bir kısmını oluşturmuştur.

Ülkücülerin parayla pulla bir işi olmamıştır. Memleket millet davası öncelikleri olmuştur. Hep sıkıntı çekmişler hep ellerindekiyle yetinmişlerdir.

Ülkücüler78 kuşağından itibaren Milliyetçilik ideali çerçevesinde binlerce genç yetiştirmiştir. Nobel ödüllü Aziz Sancar bu gün göğsünü gere gere ben ülkücüyüm diyebilen o kuşağın yetiştirdiği değerli bir bilim adamıdır.

Bizim kuşağın yaş ortalaması ellinin üzerindedir. Bir çokları altmışlı yaşlarda emekli olmuş köşesine çekilmişlerdir. Halbuki, bu değerli yetişmiş kadro memleketin yönetiminde söz sahibi olabilmeliydi. Dürüst, çalışkan, namuslu, inançlı, parada pulda gözü olmayan bu kuşak bu gün harcanmıştır.

Şükür ki Ülkücü idealleri  günümüzde hala genç Ülkücüler arasında yaşatılmaktadır. Ancak eğitimleri ve yetişmeleri konusunda bizim kuşağa göre geri kalınmıştır.

Ülkücünün kaderi ülkenin siyasi ve sosyal durumuyla paralellik arzeder. Nedense zor zamanlarda milletin aklına gelmektedirler. Bu gün iktidarda olan siyasi parti de dini değerleri referans alan başka bir siyasi koldur. 14 yıldır uyguladığı politikalar ve cumhuriyet değerlerinin aleyhine yaptığı eylem ve söylemlerle hem Ülkücü camiada hem de sol kesimde tepki çekmektedir. Siyasi iktidarın karşısında ona alternatif olamayan özellikle sol muhalefet seçmeninde iktidar partisi ve ideolojisiyle mücadelede bu dönemi bitirirse ülkücüler bitirir kanaati yaygındır. Geçmişte şiddetle karşı oldukları Ülkücülere yavaş yavaş sempatiyle baktıklarını çevrenizde görebilirsiniz. Hakikat da budur, çünkü iktidardan kopan oylar sol kesim yerine Ülkücülerin partisine gidecektir.

Bizim gözümüzden Türkiye hızla Ortadoğu bataklığına çekilmektedir.  15 temmuzdan sonra eski gücünden yoksun olan Türk Silahlı Kuvvetlerine güven azalmıştır. Hiç temenni etmediğimiz bir kargaşalıkta Türk milletinin direnme gücünü ortaya koyacak yine Ülkücülerdir. Ayrıca Ülkücüler bu iktidar sonrasında Ülkeyi yönetmeye ve bozulan devlet çarkını rayına sokmaya aday en iyi ekiptir. Dolayısıyla eğitimli, donanımlı ve hazır  olmaları gerekir. En azından siyasal anlamda hazır olmaları zamanı geldiğinde  boşluğu doldurmalıdırlar.

Bu tespitlerden sonra siyasi yelpazeye baktığımızda, bulunduğumuz an itibariyle, siyasi partilerinin günden güne geriye gittiğini, son genel seçimde etnik milliyetçiliğin de gerisinde kaldığını, liderinin tartışılmakta olduğunu, politikalarıyla mevcut iktidar partisini destekler konumda olduğu kanaati yaygındır. Bir başka sıkıntı, partideki liderlik mücadelesi ve mevcut yönetimin bazı yanlış tutum ve davranışları, Ülkücüler arasında  siyasi mücadelede bir bölünme ve ayrışmaya sebep olmuştur.

Partideki bu muhalefet yönetim tarafından sert bir şekilde cezalandırılmakta ihraçlarla önü alınmaya çalışılmaktadır. Ancak bu yöntem kısır bir döngü içine girmiş, muhalefetin bastırılmasına engel olamadığı gibi muhalefetin daha da  büyümesine sebep olmuştur. İlk defa 78 kuşağı Ülkücüleri ki bunlar bu davaya en çok inanmış çilesini çekmiş kesimdir, ilk seçimlerde partiyi protesto edebileceklerini beyan etmektedirler.  Bu tehlikeli gelişmepartiyi meclis dışında bırakabilir, meclis iki ya da üç partiden oluşursa tarihe Türk Milliyetçiliğinin iflası olarak geçer.

Bu duruma nasıl gelinmiştir? Ülkücüler arasındaki ilk kırılma 3,5 yıllık iktidarları zamanında başlamıştır. Bu dönemde  Ülkücülere gerektiği gibi sahip çıkılmadığı düşüncesindedirler. Daha sonra apar topar seçime gidilmiş, mecliste iktidar partisine her kritik durumda destek olunmuşve  son olarak da başkanlık sistemi çıkışı kırılmayı pekiştirmiştir. Müthiş bir ümitsizlik hakimdir. Kısa zamanda iktidar olma ümitleri kalmamıştır. Bürokrasideki yetişmiş elemanları, üniversitelerdeki etkinlikleri giderek azalmaktadır. Son yaşanan olaylardan sonra rakipleri tarafından tasfiye edilmeye çalışılmaktadır.

Parti içinde istişare kültürü kaybolmuştur. Olağan yada olağanüstü bir kongrede aday adayı olmayı düşünenler parti yönetimi tarafından ihraç edilmektedir. İhraçlar il ilçe örgütlerine kadar inmiştir. Genel başkana rakip çıkmak hainlik değil zenginliktir. Parti yönetimi hızla demokratik kurallarda uzaklaşmaktadır. Bir çok il ilçe başkanlıkları kapatılmış atamayla görevlendirilenler birlik bütünlüğü sağlayamamıştır. Giderek parti yönetimleri genç ülkücülere kalmış, partinin siyasal hafızası silinmeye başlanmıştır.

Bu gidişatı görebilen herkes, siyasi önderler, fikir önderleri, milletvekilleri, parti yöneticileri acil olarak bir durum değerlendirmesi yaparak duruma el koymalıdırlar. Yanlış yapana yanlışı söylenmelidir. Bu haliyle Ülkücülerin hiçbir şeye talip olamayacağı, olsa da başarılı olamayacağı gerçeği görülmelidir.

Ülkücüler kendilerine biçilen bu sonla karşılaşırsa bir kırk yıl daha bellerini doğrultamaz, başkanlık sistemi gibi bir rejimde zaten iki parti kalacağından bir dernek statüsünde kalacaklardır.

Hiç de iç açıcı olmayan bu duruma yetkili ve etkili kişilerden de müdahale gelmiyorsa, acaba Ülkücülere bir operasyon mu yapılıyorsorusu akıllara geliyor.

Bu yazı toplam 893 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim