• BIST 89.764
  • Altın 145,339
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 16 °C

ULUSAL ZAFER AYI AĞUSTOS

Mustafa Namdar

Cumhuriyete giden yolda, İstiklal ve hürriyetin tarih sayfalarına altın harflerle not düşüldüğü aydır Ağustos Ayı. Bir milletin vazgeçilmezi olan bağımsızlık bu ayda elde edilmiştir. Kocaman bir imparatorlukta varlıktan darlığa düşülmüş. Sahip olunan egemenlik kaybedilmiş. Millet İstiklal ve hürriyetinden yoksul bırakılmış. Özgür düşüncelere kelepçe vurulmuş… İstiklal ve hürriyet bir milletin sahip olduğu en büyük değerlerdir. İşte bu değerlerden mahrum edilenlerin tek yürek olup kıyama kalktığı aydır Ağustos.
On binlerce şehidimizin kanlarıyla sulanan bu cennet vatanın her karış toprağı, kutsal bir hatıradır. Bu toprakları koruyup, işlemek, bereketlendirmek, yurttaşlık görevidir. Bu kutsal toprakların üzerinde yaşayan her insan bu toprakları korumanın yanında, ulusça ekonomik gücü ve çağdaşlık yolunda çalışmak bilincinde olmalıdır.
Millet Ordu bütünlüğünün sonucu kazanılan zaferde, ordumuzun katkısını görmemek en büyük vefasızlık ve ihanet olur. Bunun için şanlı tarihimize zafer ayı olarak geçen Ağustos'un, iyi incelenip değerlendirilmesi gerekiyor…
Ağustosta kazanılan iki zafer. 26 Ağustos 1071 Alparslan'ın Malazgirt Ovası'nda zafer öncesi askerlerine seslenişi. Ve yüzyıllar sonrası 1922 yılında Başkomutan Mustafa Kemal'in Büyük Millet Meclisi'ndeki konuşmaları.
Alparslan; “Askerlerim, burada Allah'tan başa sultan yoktur. Emir ve kader onun elindedir. Bu nedenle benimle beraber savaşmak veya savaşmakta serbestsiniz. Eğer şehit olursam bu beyaz elbisem kefenim olsun. O zaman ruhum göklerde yükselecektir…”
Mustafa Kemal Atatürk; “Arkadaşlar ben sizleri bu milli davaya silah zoruyla davet etmedim. Dileyen memleketine geri döner. Fakat şunu biliniz ki; bütün arkadaşlarım ayrılsa bile, ben bu yüksek mecliste tek başıma kalsam da mücadeleye yemin ettim. Düşman adım adım her tarafı işgal ederek Ankara'ya gelecek olursa, ben bir elime silahımı, bir elime Türk bayrağını alıp Elmadağ'a çıkacağım. Burada tek başıma son kurşunum kalana kadar düşmanla çarpışacağım. Sonra da bu mukaddes bayrağı göğsüme sarıp şehit olacağım. Nu bayrak kanımı sindire sindire emerken ben de milletimin uğruna hayatımı feda edeceğim…” (Eski Müftümüz Sn. Ahmet Okutan'ın Cuma Yazılarından)
Aziz milletin İstiklal ve Hürriyet anlayışındaki değerlere bakışı mı değişti ? Bu topraklara bedel ödeyenlere karşı düşüncelerde hafıza kayıpları mı başladı? Ya da hafıza kaybı için virüs mü, bu insanların belleklerine şırınga edilmek isteniyor? Zaferlerin altında imzaı olan kahramanları unutmak mümkün değil. Unutulmasın ki Yahya Kemal'in dediği “Şu vatan fırtına Türk ordusudur ya rabbi! / Senin uğrunda ölen, bu ordudur ya rabbi!... Bu mısraları hatırlayarak, bu kara toprağın altında kalanların kazandırdığı değerler için alın teri dökmeliyiz. Ağustos ayında kazanılan zaferleri ve bu zaferlerin mimarlarını saygıyla anarak rahmet dilemeliyiz. Kin ve intikamın kimseye fayda getirmediğini anlamalıyız…

Bu yazı toplam 501 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim