• BIST 97.726
  • Altın 145,645
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0008
  • Bolu 15 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 20 °C

Umudun son durağına gelmeden

Mustafa Namdar

İnsanlar yaşamlarını, gelecek iyi ve mutlu günler için kurduğu hayaller üzerine kurgular. Güzellikleri yaşamanın umududur, çıkılan yolculukta kurulan düşler.

Büyükler; yaşadıklarından kazandığı deneyimlerle, küçükler; çevresinde olup bitenlerden etkilenerek kurarlar hayallerini.

Aile hayatının ilk adımında başlar geleceğe güvenle bakmanın hayali. Küçük bir eve, boy boy sağlıklı çocuklara sahip olmak en büyük hayalidir çiftlerin…

Yaşam sanki bir kumar. Her zaman düşeş atmak mümkün olmaz. Olsa da, kapalı kapıların çokluğunda işe yaramaz. Bir başlandıysa gele atmaya devam eder. Ne kadar usta olursanız olun, bazen aslanı kediye boğdurur şans. Yenilen doymazmış! Yokluk içinde kıvranan, bulanık bir aile yaşamında bunalan ana babalar da usanmıyor, hayatın karanlığında aydınlığı aramaktan. Kurulan hayallerin umududur yaşamın karmaşasından düzlüğe çıkmak. Umudun son durağına gelmeden yapılan tüm hesaplar, güzel günler üzerinedir…

Karanlık gecelerin üzerine doğan güneşin aydınlatıp ısıttığı gibi bir inanç vardır içimizde. Ama olmaz. Gerçekleşmez o düşlerimiz. Her gün aynı yerden aynı işlevselliği yerine getiren güneşin önünü kaplar kara bulutlar da, görünmez tanyerinin kızıllığı ve aydınlık…

Doğanın bu içsel döngüsüne müdahale etmek imkanı yok. Peki, ya ailede başlayan karanlık!!!

Ailenin içinde bulunduğu topluluklar. Toplulukların oluşturduğu baba dediğimiz devletin, umudun tükendiği yerde görevi yok mu? Millet; sosyal devletin şemsiyesi altında bulunmanın güvencesindeyim. Devletim beni düştüğüm korku tünelinden kurtarır hayaliyle umutlanmaya hakkı yok mu?

Serbest piyasa ekonomisinin getirdiği özelleşmenin katı kurallarıyla baş edemeyenlerin elinden kim tutacak? İlköğretimlerde mecburi, ortaöğretimlerde isteğe bağlı olan eğitim öğretimden yararlanmayı teşvik eden devletimiz, kaliteli öğrenmeyi özel kurumlara özendirmeden yerine getirebilmiş olsa, belki de 18 yaşındaki Fethiyeli Soner boynuna yağlı ipi geçirmeyecekti!! Belki de, Soner'in annesi hapislere düşmeyecekti!! Bugün Fethiye'de, yarın Bolu'da, umudun son durağına gelmeden bunalıma girip toprakla buluşanlar çıkabilir…

Umudunu okulundaki eğitim öğretimden çok dershanelere bağlayan analar-babalar, tüm imkanlarını zorlayarak çocuklarına iyi bir gelecek için zorlarken, okullarımızdaki rehberlik servislerimiz, okul aile birliklerimiz, öğretmenlerimiz, yöneticilerimiz devletin okullarında kalitenin artırılmasına yönelik ortak aklı harekete geçirmelidir.

06.04.2010


Bu yazı toplam 477 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim