• BIST 97.717
  • Altın 144,143
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 12 °C

ÜNİVERSİTE SINAVLARI 19.06.2005’DE YAPILDI

Mustafa Öz

            24.06.2005

Bu sınavlara 1.730.000 öğrencimiz katıldı. Üniversiteler bu öğrencilerden 400.000 kadarını alacak ve geri kalanlar ya şanslarını yeniden denemek için bir daha dersanelerin yollarına düşecekler, ya da yarıştan kopmanın üzüntüsü, çöküntüsü ile hem kendilerine, hem de ailelerine, ülkeye problem olacaklar. Eğitim sistemimiz hep yanlışlıklar üzerine deneme yanılma üzerine oturtuldu. Sanki herkes üniversite bitirmeli imişçesine bir anlayış doğdu. Bu anlayış meslek okullarını yok etti. Onca para emek üniversite kapısında içeri giremeden heba oldu. Mezun olanlar ise iş ve aş bulamadıkları, yeterli kariyerde ve kaliteye mezun olamadıkları; istihdam yaratamadığımız için ortada kaldılar.

Üniversite endeksli yarış hem ailelerin ve çocukların, hem de ülkenin KABUSU oldu. Yarışı kıl payı kaçırmak istemeyenler varını yoğunu özel ders, özel kurslarla harcadılar. Başarmak için gerekli sayı az, başarıyı yakalamak için gerekli öğrenci çok olunca; bir basamak altta kalan bir günde üç saatlik zamanda yapılan SINAV nedeniyle başarısız kabul edildi..! Başarısız olduğunu düşünen öğrenci hem kendine, hem de ailesine arkadaşlarına bunu anlatamadı...! Öğrencilerde bir yılgınlık, vurdumduymazlık psikolojisi oluştu. Bu durum yetişkin gençlerin kaybedilmesini, faydasız işlerde vakit geçirmesini getirdi.

İnsan kaynaklarımızı iyi kullanmak için ihtiyaçlarımızı iyi tespit etmeliyiz. Herkesin üniversite bitirmesi kulağa hoş gelebilir ancak; milyarları, yılları harcayıp hiçbir şeye yaramayan ayakkabısını bile boyamasını bilmeyen, pantolonunu ütülemesini beceremeyen, simit satmasını beceremeyen üniversite diplomalının kime neye faydası var..?

Ülkemizin kaynaklarını hovardaca harcıyoruz. Oysa en kıymetli kaynak: zaman ve insandır. Her ikisini de kaybettiğimizde geri kazanımı yoktur.

Gençlerimize ve ailelerimize beklentilerinin karşılanmasını diliyorum....!

Siyasilerimize, bürokratlarımıza, ülke için bir şeyler yapmak isteyenlere de; bu milli sorunu bir an önce çözmelerini diliyorum.

TV DİZİLERİ VE BİZ

Bilim ve teknoloji geliştikçe farkında olmadan hayat felsefemiz ve yaşantımız değişiyor. Üretim emek yoğun olmaktan çıkıp makinalı hale gelince, beden ve kas gücünün yerini beyin gücü, dikkat alıyor. Tek düze hareketli bir çalışma sistemi ile karşı karşıya geliyoruz. Belirli saatler arasına sıkıştırılmış çalışma düzeni sürekli koşuşturmayı gerektiriyor. Beslenme alışkanlıklarımız değişti. Normal yemek düzeninin yerini FAS-FOOD yemek, sohbetlerin yerini ise TV karşısına geçip dizi seyretmek aldı. İnsanların ortak konuları eğer kalmışsa; ya TV dizileri, Televole programları, ya da takımlarının başarıları ile ilgili birkaç kelimeden öteye geçmeyen bir konuşma dizisi.

Sohbetlerde derinlik, konuşmada ve duyguda estetiklik yok.

Ülkemizde kişi başına düşen TV sayısı gelişmişlik oranımızla karşılaştırıldığında oldukça yüksek. TV seyretmek için harcadığımız zaman ABD'den sonra en yüksek bir yerde. Ama diğer konularda hep alt sıradayız.

Yani; araştırma-geliştirmede, çevreye verilen önemde, okuma alışkanlığında, üniversiteleşmede, kitap yayınında, sanat etkinliklerinde, teknoloji yenileme ve geliştirmede (cep telefonu ve TV sayısı hariç) bilgisayar kullanımında, internet kullanımında hep gerilerde kalıyoruz.

Çok kanallı TV'lerimizdeki çok sevdiğimiz diziler tatile çıktılar. Şöyle bir düşünelim biz bu diziler olmadan nasıl yaşarız. Diziler bizim zamanımızı, paramızı sıhhatimizi ne kadar çalmış..! Oraya harcadığımız zamanla ailemizle, çevremizle, kendimizle, bütçemizle, dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmelerle ilgilensek... Hatta biz de tatil yapıp kendimizi yenilesek daha iyi olmaz mı.? Her insanın yılda bir kez en az 30 gün tatil yapması gerektiğini uzmanlar söylüyor.

Tatilde hem dinlenip hem de kendimiz, ailemiz, ülkemiz, insanlık adına ne yapabileceğimizi düşünsek..! Yoksa yeni sezon dizilerimizi beklesek... Ne dersiniz?

Bu yazı toplam 223 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim