eryaman escort , ankara escort, ankara escort, bursa escort
  • BIST 102.556
  • Altın 146,500
  • Dolar 3,5178
  • Euro 4,1777
  • Bolu 18 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 24 °C

ÜNİVERSİTELERİMİZ DE AÇILIYOR!

Mustafa Öz

            24.09.2004

Eğitim milletimizi ÇAĞDAŞ medeniyete ulaştıracak TEK çıkış yoludur. Kalkınmanın, gelişmenin, milli kaynakları değerlendirebilmenin, iyi yönetebilmenin tek yolu EĞİTİM ve ÖĞRETİMDEN geçiyor.

İnsanımızı en çok yaralayan, hırpalayan üç neden vardır. EĞİTİMSİZLİK (CAHİLLİK) YOKLUK, TESLİMİYETÇİLİK’tir. Yokluğu teslimiyetçiliği eğitimle aşabiliriz. Ama eğitimsizlik hiçbir şeyle aşılamamaktadır. Her sorunu DÖL YATAĞINDA büyütmekte ve toplumun önüne koymaktır. İnanç sistemimiz İSLAM’ın ilk emri OKU ile başlıyor. Büyük Önder ATATÜRK "Hayatta en hakiki mürşit (yol gösterici) ilimdir diyor. Ama insanımız ilmi yakalayamıyor. Ülkemiz ilmin temeline ulaşamıyor.

Türkiye’nin önündeki en önemli problem; ÖZENDİĞİMİZ AVRUPANIN 400 yılda oluşturduğu, TARİHİ, EKONOMİK, DİNİ, POLİTİK değişim sonucunda, DÜŞÜNME, BİLGİ ÜRETME, SÜREKLİ İLERLEME (DEĞİŞİM) STRATEJİSİNİ milli eğitim sistemine yerleştirememesidir. Öz bırakılış taklitle uğraşılmıştır.

ÖSS sınavında 32 bin, LGS sınavında 64 bin öğrenci sıfır puan almış, bu durum milli eğitim sistemimizin ÇÖKÜŞÜNÜN tescili olarak algılanmıştır. Eğitime yön verenler, konuyu temelden tartışmak yerine POPULİZM ile ya da kişisel başarılarla bu ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜ kapatmaya çalışmışlardır. Bu sistem kokuşmuştur. Ne model olabilmekte, ne de model insan yetiştirememektedir. Öyleyse LAFI GEVELEMEK yeni NUTUKLAR atmak yerine işin özüne gelelim.

TÜRKİYE BİLİŞİM ÇAĞINI DA kaçırırsa mazeretlerinizin bir değeri kalmayacaktır.

ÜNİVERSİTELERİMİZ NASIL?

Ülkemizin milli gelirinden %3-4’lük kısmı eğitime ayrılabiliyor. Bunun ne kadarı üniversitelere verilebiliyor? Tam bilmiyorum. Eskiden üniversiteli olmanın üniversitenin bir anlamı vardı..! Her ile bir üniversite, her ilçeye bir yüksekokul açılması sonucunda, ÜNİVERSİTELER ORTAÖĞRETİM GİBİ OLDU..!

Yeteri kadar fiziki yapılanma, araç-gereç yok. Öğretim görevlisi yok, akademik kariyerli hoca yok! Kendisini bilime adamış, araştırma, geliştirme uygulayan; kaymak yaratan bir üniversite yok; peki ne var? Birbirinin tekrarı (kopyacılık) olan sözde araştırmalar, öğrencisinin niçin başarısızı ile ilgilenmeyen, neden başarılısına bakmayan bir üniversite.

Hocaların İDEOLOJİLERİNİN esiri olduğu, bilim adamlığından çok BÜROKRAT gibi davrandıkları bir yapı. Öğrencilerden çok kendi çıkarlarını düşündükleri bir yapı..! Maddi imkansızlıklarını YAZ OKULLARIYLA telafi ettikleri bir yapı. Bu bölümde 270 öğrenciden 240’ının başarısızlığını araştırmayan; aynı öğrencilerin diğer dersleri nasıl başardığını sorgulamayan SORGULATMAYAN bir yapı... Burnundan KIL ALDIRMAYAN bir anlayış..!

Üniversiteler, öğrencilerinin barınma, inanç, yetiştirilme sorunlarıyla açılıyor. Tesadüflerin sonucunda yerleştiği bölümde okuyacak, milli kaynakları heba edecek sonucunda ne işe yaradığını anlayamadığı diploması olacak?

Üniversiteler YÖK gibi bir kurumun BASKI, YILDIRMA, KAYIRMA politikaları sonucunda, araştırmadan, gelişmeden yoksun 60 yıl sonra dünya BİLİMİ İÇİNDE BİR DEĞER ifade etmeden açılıyor. PEKİ BİZİM ÜNİVERSİTEMİZ NE DURUMDA?..

Üniversitemize adını veren İzzet Baysal’ı rahmetle, minnetle anarak başlamak istiyorum. Onun kurduğu VAKIF sayesinde her yıl FİZİKİ MEKAN, ARAÇ-GEREÇ açısından gelişiyor. Öğrenci sayısı, akademik personel sayısı artıyor. Konumu gereği ANKARA’ya yakın, İSTANBUL’a yakın gelişme için şartlar müsait..!

Üniversitemiz halkla bütünleşme, proje üretme, bu projeleri kaynağa dönüştürme konusunda kanımca istenen, beklenen seviyeye gelebilmiş değil.

Öğrencilerin başarısını ölçme, değerlendirme konusunda ise KAMUOYU ile paylaşılmış bir sonuç ortada yok... Başarı bilimsel araştırma, kaynak oluşturma, aranılan olma kriterleriyle, öğretim elemanlarının yeterliliğini, başarısını değerlendiren ya da başarısızlığını değerlendiren bir çalışma var mıdır? Bilen yok?.. Kamuoyunun bu yöndeki eleştirilerine de önyargı ile bakılıyor. İlgilenilmiyor. Oysa bilimselliğin temeli şüpheciliğe dayanmıyor mu?.. Ya eleştirilerde haklılık payı varsa diye bir bakılması gerekmez mi?.. Hayır bakılmaz; sütte leke vardır ama ÜNİVERSİTELERİMİZDE ASLA olmaz..!

Sonuç olarak; üniversitemizde sistemsizlik, bilimde dünya sırasında yer alamamak, öğrencisini yetiştirememek, öğretim elemanının sorunlarını çözememek, öğrencisinin sosyal sorunlarını irdeleyememekle özdeşleşen hala İDEOLOJİK saplantılarından kurtulamamış, kendine, milletine yabancı, aykırılığı farklılık olarak algılayan bir anlayışla AÇILIYOR. Ne diyelim hayırlı olsun.

Bu yazı toplam 374 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim