eryaman escort , ankara escort, ankara escort, bursa escort
  • BIST 105.324
  • Altın 146,596
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687
  • Bolu 15 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 12 °C

Üretebilmenin coşkusu

Mustafa Namdar

Öğrenmenin yaşı yoktur düşüncesinin en somut örneğini, yaygın öğretim kurumlarında görürsünüz. Örgün öğretim kurumlarında okuyup öğrenmek için belli yasal kurallara uygunluk aranır. Yaygın öğretimde ise, her cins ve yaştan insanlar yeni birşeyler öğrenebilme şansına sahiptir. Okuma yazmadan bilgisayara, meslek öğretimin her çeşidine, kalorifercilikten yöneticiliğe, resimden müziğe, folklora akla gelebilen beceriye dayalı her alanda öğrenip üretmenin ocağı Halk Eğitim Merkezleridir. Aklı beceride buluşturmak, üretmek ve vitrine koymak işlemlerinin yapıldığı bu merkezlerde çeşitli kurslar açılır. Kimileri için biçki dikiş, kimileri için resim, müzik, kimileri için daktilo, bilgisayar, okumayazma, muhasebe ve benzeri akla gelebilecek her alanda yeni mesleklerin öğretilmesi amaçlı, kendi prosedürü içinde açılan kurslarda üretilenlerin sergisi açılır. Amaç; toplumu bilgilendirmek, yeni meslek edindirmeye özendirmek, merak edilen, ilgi duyulan alanlarda yeni birşeyler öğrenmek, öğretmektir...

İzzet Baysal Halk Eğitim Merkezi’nin 2006 2007 öğretim yılında açtığı kurslara devam eden kursiyerlerin yaptıkları sergilendi Halk Eğitim Merkezi önünde kurulan stantlarda. El emeği ürünler görücüye çıkmış, çok kalabalık bir izleyici kitlesi meraklı bakışlarla inceliyorlardı parçaların üzerindeki işçiliği. Kimileri, hayret ve şaşkınlık içinde bu kadar zamanda böylesi güzel bir çalışma diye, kimileri de bildikleriyle yapılanları karşılaştırıyor, sanatın inceliğini, uygulanan işçiliğin ustalığını anlatmak istiyordu etrafındakilere.

Birileri vardı gözleri ışıl ışıl coşkulu. O birileri, yeni bir meslek öğrenebilmenin ya da bildiklerini daha da ileriye götürmenin onurunu, gururunu yaşıyorlardı. O birileri, belki de olmaz denileni başarmanın gururunu yaşıyordu. Belki de, işe yaramaz diye bir kenara itilmişliğin ezikliğinden kurtulmanın heyecanını, başardım diyebilmenin sevincini yaşıyordu. Üretmek güzeldi, onur vericiydi.

Bu güzelliklerin içinde bir olumsuzluk vardı göze batan. Üretileni teşhir edecek, güzellikleri daha da güzel gösterecek mekanlarımız yoktu. Bir il merkezinde böylesi etkinliklere ev sahipliği yapabilecek bir sergi salonumuz yoktu. Marmara depreminden buyana aradan geçen 6 7 yıldan beri halen daha Kültür Müdürlüğümüzün bu salonlarını hizmete açamadık, ne acı!!! Ürün sergilenmesinde, reklam, reklamda vitrinin önemi herkes tarafından bilinmiş olmasına karşın, halen daha, göçebe anlayışıyla çadırlarda sergi açmak ne komik!!! Kimbilir belki de böylesi daha otantik oluyordu da biz anlamıyoruz. O da bizim ayıbımız olmalı...

Yıllardır şu mu olsun, bu mu olsun diye tartışılan Yeni Nikah Salonu yanındaki düğün salonunu Belediyemiz yeni bir sanat merkezi olarak dizayn ediverse nasıl olur? O zaman bütün sanat yolları bu merkezde kesişiverir güzel olmaz mı?

Güzel bir yılsonu etkinliğinin sergilenmesiydi. Tabandan tavana emeği, alınteri olan herkesi kutlamak görevimiz diye düşünürken, bu öğrendiklerimizi sandıklara kilitlemek yerine, çalışmalara devam ederek el emeğinin değerlendirilmesine devam edilmesi en büyük dileğimdir.

19.06.2007

Bu yazı toplam 501 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim