• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Bolu -4 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -3 °C

ÜŞÜYORUM!

N. Gürkan Yetkin

Her 12 Kasım “Depremi unutmadık!Unutmayacağız!”sloganıyla ,o gün kaybettiklerimiz anısına ve geleceğe bu büyük felaketi aktarma adına hazırlık içersinde iken , Van'dan gelen deprem felaketi haberi ile kış ayının şu soğuk günlerinin başlangıcında bir başka üşüdük!
Kış kapıdan kendini gösterdiği şu günlerde ,Van'dan gelen haberlerle yaşanmış 12 Kasım'ın o soğukluğu tüm bedenimizi sardı.
O günlerin çaresizliği ve terk edilmiş şehrin ,gece ışıksız sokakları geldi gözümüzün önüne!
Hatırlayın!

Bir çok kişi ,”Bu şehir bir daha kolay kolay adam olmaz!” diyerek terk etmişlerdi kendi kaderine Bolu'yu artlarına bile bakmadan!
Sonra?
Sonra ,çadır kentler kuruldu ve ardından prefabrike yaşam alanları!
Yurt dışından gelen bir çok yardımseveri “misyoner!”diyerek dışladık ve bir sıcak yemek için anıt park ta kuyruklara girdik.
Küçük bulduğumuz ,beğenmediğimiz en küçüğü 125m2 gelen 3+1 dairelerimiz yerine ,40m2 lik derme çatma kulübelerde, aylarca hatta yıllarca, aslanlar gibi birkaç aile beraber yaşadık!

Ne basit geldi daha önce hırs yaptığımız ve anlamsız yere kendimizi paraladığımız maddiyata dayalı değerler.
Ne son model arabanın bir anlamı kalmıştı ne de yüz binlerce değerdeki mücevherin.
Soba üzerinde kavrulan kestanelerin etrafa yaydığı koku heyecanlandırıyordu artık!
Prefabrik önünde, komşularla beraber, mangal üzerinde hamsi, ne de tatlı geliyordu! Hem komşuluk ilişkileri artmıştı, hem de sohbetler!
Devlet depremzedelerin yardımına koşmuş ve tüm otelleri kapatmıştı depremzedeler için!Yediklerini içtiklerini karşılıyor, devletin şefkatli kollarında rahat etmelerini sağlıyordu.Şehrin burjuvası ,petro kulüpte ,termalde yaralarını sardırıyordu devlete!
Kimsenin yüzüne bakmadığı tek katlı ve iki katlı evler birden bire herkesin gözbebeği olmuş ,kiraları uçuk rakamlara ulaşmıştı!
Devlet ,depremin yaralarını sarmak için formüller geliştirmiş ve Türk Milletini ÖTV ile tanıştırmıştı.
Koca koca profesörler ekranlarda ,saçma sapan sorularla verdikleri daha da saçma cevaplarla herkesin daha da kafasını karıştırıyorlardı.
Hatırladık mı?

Ardından yaşanan Bingöl Depremi ve diğerleri ,en son yaşanan Van depremi!
Görüntüler aynı!
Yaşananlar aynı!
Sebepler aynı!
Sonuçlar da aynı!
Dün ortalama kalitesi C14 olan beton ve en adi çelik olarak nitelendirilen BCI betonarme çeliği malzemelerle, işçilik ve uygulamacı hataları ile inşa ettiğimiz binaların, depremde nasıl sınıfta kaldığını gördük!Biz gördükte ya görmeyen diğer iller?
Şimdi Min C20 beton ve BCIII çeliği ile o acı günleri yaşamış mühendislerin kontrolünde tavizsiz inşa ediliyor yuva dediğimiz konutlar!Güven veriyor koca koca kesitlere sahip kolonlar!

Malezya!
Bizden çok uzakta bir devlet!
İlk sorgulandığında çoğu kişinin Türkiye'den geri zannettiği bir yer işte!
Bu ülkede üretilen yapılarda kullanılması zorunlu min.beton kalitesi C30!
Bizler gibi daha düşük sınıfta beton malzeme ile hala yapı yapamayacak kadar beceriksiz ve geriler!
O kadar geriler ki ,bizde meydana gelen depremler bu ülkede meydana geldiğinde ,hayatını kaybedenlerin sayısı hala bizdekinin çok çok altında!Çoğu binaların altında kaldığı için değil korkudan kaynaklanan kalp krizinden!
Deprem izolatörleri ile ancak ayakta tutabiliyorlar o koca koca binaları!Eğitimden geçmemiş ustaları bile çalıştıramıyorlar inşaatlarında!
En önemlisi ,ceplerinde tomarlarca para olsa da herkes inşaat yapamıyor!
İşte bu kadar kafasız adamlar!
Bu ülkede şu an için 81 İl var!

Bu illerin bir çoğu 1.derece deprem kuşağında konumlanmış durumda!
Yıllardan beri , “Ha bugün! Ha yarın olacak!” diye İstanbul'da yaşanacak olası bir deprem tehdidini konuşuyor duruyoruz!
Çünkü çalışmayı değil konuşmayı seviyoruz!Gelecek felaketin ciddiyetini bile bile” Biz Türküz!Bize bir şey olmaz!”mantığı ile, rahat rahat, hiçbir şey yapmadan her türlü felakete meydan okuyoruz!
Bu felaketi yaşamamış olan şehirlerde sımsıcak yuvalarında ,televizyon ekranında Van'da şu an çile çeken insanların görüntülerine üzülen ,”Vah!Vah!”diyerek içi parçalanan ve ellerinden geldiğince yardım etmeye çalışanlar ,o görüntülerde bir gün kendilerinin yer alacağının farkında bile değiller!
Tıpkı bizlerin Erzincan Depremi ve Dinar Depremi sonrasında ,o felaketi yaşayanların görüntülerine baktığımız gibi!
Tıpkı Vanlıların ,1999 depreminde bizlerin ekranlardaki görüntülerine baktığı gibi!
“Fatmagül'ün suçu ne?” Dizisi izler gibi!

Emin olun, yarın aynı görüntüleri tekrar ve ardından tekrar göreceğiz!Bir başka şehirden ,bir başka yaşanan felaket sonrasında ,canlı yayın ekiplerinin büyük gayretleri sayesinde!
Yine Somali gibi bir ülkeye yardım etmeye koşturmak için uğraşırken birden bire kendi içimizdeki felaketin yaralarını sarmaya çabalayacağız!
Konu Bolu olduğunda ise açık bir şekilde şu konuyu ele almak için kolları ne zaman sıvayacağız bilemem!
Nedir bu konu?
Bu gün şehirde herkesin gayet iyi bildiği gibi 1999 depremini öyle veya böyle atlatmış önemli bir sayıda yapı stoku bulunmakta!Bu binalarda yaşamını sürdürende binlerce insan!
Güvende olduklarını söyleyebilecek bir Allah'ın kulu var mı?Hatta aksini söyleyen Boğaziçi Üniversitesi'nin rapor ,şehrin yetkililerinin elinde mi?
O halde ne yapmalı?

Belediye ,Valilik ve TOKİ bir protokol yapsa!
Bu yapılardaki bağımsız bölüm sahipleri ,tüm yasal haklarını yani tapularını bu organizasyona devretse ve bu organizasyonun yeni yapacağı yapılarda hak sahibi olsa!
Bu devir bir peşinat sayılsa ve geriye kalan bedeli yıllara sair ödeseler!

Tamamının devri yapılan bu eski yapılar yıkılarak şehir içi biraz nefes alsa!
Arda kalan bu alanlar ,kamusal alanlara dönüştürülse!
Doğal olarak bazı bina sahipleri yapılarının arsa paylarının oldukça yüksek olduğunu düşünerek bu projeye katılmak istemeyebilirler!
Bu bina sahipleri de yine mevcut binalarını yıksalar ve belediye aynı kullanım alanına sahip yapı yapabilmeleri için gerekli düzenlemeleri yapsa!
Hatta daha fazla kat vererek bu işi kolaylaştırıcı bir rant verse!
Şehrin bir daha bu denli bir felaket yaşamaması için birileri ön ayak olsa!

Şu soğuk günlerde ,bir bardak çay keyfi olmaz mı gönüllerde?
En ufak bir sarsıntıda ,hele şu soğuk kış günlerinde ,çaresizlik içinde sabahlamasak sokaklarda!
Üşümesek bir daha !

Aksine unutsak 12 Kasımları! Bir daha hatırlamasak!
Mümkün değil mi?

31.10.2011


Bu yazı toplam 793 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim