• BIST 107.041
  • Altın 143,194
  • Dolar 3,5623
  • Euro 4,1506
  • Bolu 32 °C
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 32 °C

Uyarmak farz oldu!

N. Gürkan Yetkin

CHP İl Başkanı Sayın Özcan, sınav sonuçlarını değerlendirmesinde, İl Milli Eğitim Müdürü'müzü ve Ak Partili vekil ve yöneticileri başarısızlığın sebebi olarak göstermiş. Bu konu bana Sayın Müjde Ar'ın başına gelenleri hatırlattı.

Hakim, Türk Ceza Kanunu'nun 125/1-2-3a, 53/1-2 maddeleri gereğince hakkında dava açılan Müjde Ar Karakaş'a 11 ay 20 gün hapis cezası kararı verdi ve bu cezayı 5 yıl erteledi. Müjde Ar, 5 yıl içinde benzer suçu işlerse bu ceza da verilecek cezaya eklenecek.

OLAY

İl Milli Eğitim Müdürü İbrahim Ceylan, geçen yıl 17 Mayısta AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğrencilerin okul çantaları, araç ve gereçlerinde kullanılan yabancı hayali kahramanları içeren resim ve figürlerin yerine Nasreddin Hoca ve Keloğlan gibi Türk milli kahramanlarının figür ve resimlerinin kullanılması için çalışmalar yaptıklarını ifade etmişti.

Ceylan, öğrencilerin çantalarında Atatürk, Türk bayrağı, Yunus Emre'yi görmek istediklerini, milli kahramanları Eskişehirspor renkleriyle tasarladıklarını, öğrencilerin kullandığı her şeyin milli olması gerektiğini de kaydetmişti.

Söz konusu çalışmaları, çocukları yabancı kültür istilasından korumak için yaptıklarını ifade eden Ceylan, öğrencilerin araç ve gereçleri ile çantalarında Barbie yerine Keloğlan, Örümcek Adam yerine Yunus Emre, dalmaçyalı köpek yerine Sivrihisar'ın Akbaş köpeğinin kullanılacağını anlatmıştı.

Ceylan, “Neredeyse müstehcenliğe yakın resimler, çocukları hayal dünyasında gezdiriyor, gerçeklerden koparıyor” ifadesini de kullanmıştı. Söz konusu haber, 18 Mayıs'ta yazılı ve görsel basında “Barbie yerine Keloğlan kullanılacak” başlığıyla yer almıştı.

Sinema oyuncusu Müjde Ar Karakaş, düzenli olarak yayınına katıldığı “Haydi Gel Bizimle Ol” adlı programda Eskişehir Milli Eğitim Müdürü Ceylan'ı kastederek, “Bunun adı sübyancılıktır. Hangi tarlada yetişiyor bu Milli Eğitim Müdürleri” demişti.

Eğitim

a. 1. Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye:

Öğretim

a. 1. Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat, talim. 2. Öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme işi.

Sınav sonuçlarına göre değerlendirme yapmaya kalkarsanız, Bolumuzdaki öğretim seviyesini tartışırsınız. Asıl değerlendirme ölçüsü olan eğitim seviyesi hakkında yorum yapamazsınız. Örneğin işte tam bu noktada devreye disiplin kavramı gelir. Disiplin dediğimiz değerleri eğitim süreci içersinde öğrenciye doğru bir biçimde aktaramaz iseniz, sağlıklı bir toplum oluşturmada bireyleri yönlendiremezsiniz.

Şort ve tişört, bir karış sakal ile resmi bir kuruma elleriniz ceplerinizde giderseniz, bunun adına da demokratik hak derseniz, saygı görmek yerine daha farklı bir tepki ile karşılanırsınız. Gariptir ki böyle bir durumda dahi hatayı kendinizde aramak yerine, resmi kurumda görev yapan kişilerde ararsınız. Aynı şekilde bir sahil şeridinde kravat takıp, takım elbise ile güneşlenemezsiniz.

Okullarımızda papaz gibi bir saçla ve bir karış sakal ile karşımıza çıkıp ders veren öğretmenlerimiz var mı? O halde öğrencilerimiz bu hakkı kendilerinde nasıl bulabiliyorlar? Erkek öğrencilerimizin gömleklerinin üst iki düğmesi açık, kravatlar boyunda değil neredeyse göğüs hizasında, kız öğrencilerimizin saçları boyalı ve yapılı. Sanırsınız okul yerine düğüne gidiliyor. Hal böyle olunca, yani disiplin olmayan bir ortamda, sonuçlar da ortada.

Öğrenci ile sokakta aylak aylak dolaşan bir serseri arasında fark olmalıdır. Başta yürüyüşle ve duruş ile görülmesi gereken bu fark ortadan kalkmış ise, erkek öğrenciler birbirleri ile kurtlar vadisi tarzında konuşuyor ve Memati Baş karakteri gibi kollar yanlara açık, omuzlar hafif kalkık iletişim kuruyorlarsa ciddi bir sıkıntı var demektir!

Bu durumu bizler çok rahat bir şekilde fark edebildiğimize göre, kurumlarda disiplinden sorumlu öğretmenlerimiz de rahatlıkla fark edebiliyordur. Bu açık bir şekilde ortada olan garip duruma müdahale edilmiyorsa asıl şaşılması gerekilen gariplik bu dur.

Gerçekten bir başarı beklentisi var ise, bu durumun disiplin ve ciddiyet olmadan mümkün olmayacağının da bilinmesi gerekmez mi?

Her sıkıştığımızda verdiğimiz Avrupa örneklemesi, Avrupa'da şöyle, Avrupa'da böyle söylemleri eğitimimizi esir aldıkça, başarıdan değil, başarısızlıklardan tıkbahseder dururuz.

Bu gün öğrencilerin serbest kıyafet ile okullara gitmesi tartışmaya açıldı. Gariban ailelerin çocukları ile maddi durumu gayet iyi olan ailelerin çocukları birbirlerinden ayrılsın. Derslerdeki başarı değil kıyafetler kıyaslansın. Çocuklarımız ve gençlerimizin en kritik süreçte psikolojileri bozulsun. Kompleksleri artsın. Bunun adı da demokrasi olsun. Peki bunu ortaya atanların asıl niyetleri nedir?

Kızlarımız türban ile okullara girebilsin! Gerisi? Ne olursa olsun!

Sonuç:

Artık devir değişti. Artık ikinci yarı yıl sonunda okullarımızda öğrenciler piyesler oynamıyorlar. Okul koroları konserler vermiyor. Yetenekli öğrencilerin kullanabildikleri müzik aletleri ile resitalleri olmuyor. Milli Marşımız dahi banttan çalınıyor.

Ancak seçenekli soruları oldukça hızlı bir biçimde ufacık baloncuklara işaretleyebilen, İngilizce ile Türkçe'yi harmanlayarak derdini aktarabilen, saygı ve sevgiden uzak, sanattan ırak bir dershane nesli yetiştiriliyor.

Kime ve neye hizmet edecekse?

06.05.2010


Bu yazı toplam 1155 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim