• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 27 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 27 °C

Uyuyan yılanın kuyruğuna basmak!

N. Gürkan Yetkin

İnsanoğlunun türlü türlü korkuları vardır. Dünyaya gelip, etrafı algılamaya başladığımız andan itibaren korku ile de tanışmaya başlarız. Ani bir ses yükselmesi, karanlık, yükseklik, yalnız kalma, böcek ve diğer hayvanlardan korkma, vb.ilk tanıştığımız korkularımızdır. Kısaca korkular, doğuştan genetik olarak gelen bir duygu değil, sonradan içimizde yer tutan bir tepkidir. Bizleri korkutan etkenlerden kaçınmak yerine, üzerine bilinçli bir şekilde gittiğimizde ise bu korkularımızı yenmek hiç de zor olmayacaktır.

Küçüklüğümde, bir çokları gibi ben de karanlıktan korkardım. Karanlık bir ortamda bulunan eşyaların arkasından bir canavarın çıkacağını ve bana saldıracağını düşünürdüm. O kadar çok korkardım ki, karanlıktan yanımda bir kişi olmadan asla bir diğer odaya gidemezdim. Bu durumu fark eden babam, bir gün elimden tutup karanlık olan diğer bir odaya beni götürdüğünde ve odada hiçbir şeyin olmadığını, olsa dahi yanımda olduğunu, ışığı açtığımızda her şeyin normal olduğunu göreceğimizi ve korkumuzun kalmayacağını söyledi. Beraber o karanlık odanın her bölümünü gezdik, tüm eşyaların arkasına beraber baktık. Ardından odayı aydınlatan lambaların anahtarına basarak tekrar odayı gözlemledik. Ardından aynını benim tek başıma yapmamı istediğinde, korkmadan bunu yapabildim. O tarihten sonra karanlıktan asla korkmadım.

Geceleri mezarlıklarda kötü ruhların dolaştığına inanır, bir mezarlık kenarından geçerken korkudan soğuk soğuk terler dökerdim. Teyzemin evinin yol güzergahında bir mezarlık vardı. Gecenin karanlığını aralayan ay ışığı, bakımsız ağaçları daha da korkunç görünmesine sebep oluyordu. Tam bir korku filmi sahnesi!

Durdum mezarlığın kenarında ve düşündüm bir an. ”Ya şimdi ya da hiçbir zaman!“ Girdim kapıdan. Mezarlığın içlerine kadar ilerledim. Oturdum bir mezarın kenarına ve etrafı seyrettim. O günden sonra asla bir mezarlıktan korkmadım!

Yaş ilerledikçe korku türlerimizde çeşitlenmişti. Bu kimi zaman, birileri tarafından bilinçli olarak da yaratılıyordu. ”Darbe korkusu!” ”Memleket elden gidiyor korkusu!” “İran'a dönüşüyoruz korkusu!” Darbe yaparsak Amerika bu işe ne der korkusu!” “Sandığa gitme korkusu!” “Sandıktan yine Ak Parti'nin tek başına çıkma korkusu!”

Tüm bunların temeli, güven duygusu eksikliği ve halkı cahil ve hakir görmedir. Halkını tanıyan, onunla iç içe olan, kendini halkından farklı görmeyen biri olarak böyle bir korkuyu hiç içimde taşımadım.

Gelelim korkudan bildiğim doğruları söylememe, kimi zaman da bu köşeden yazamama meselesine!

Her ortamda, çekinmeden bildiğim doğruları paylaşırım. Konu hakkında bildiklerim var ise hiç çekinmeden söyler karşıt görüşle tartışırım. En doğru olanı bulabilme, doğru kararı verebilme adına

Yaklaşık elli iki haftadır düzenli olarak bu köşeden düşüncelerimi sizlerle paylaşıyorum. Bu işten büyük bir keyif alıyorum. Doğal olarak yazdıklarım kiminin beğenisini kazanırken, korkakların, namussuzların, ahlaksızların, kendini bilmezlerin, çıkarları için her şeyi yapabilecek kadar “müsaitler!”in nefretini kazanıyorum. Ellerindeki yetkilerle veya yakın çevrelerindeki etkili ve yetkili konum adamlarının desteği ile engelleme, baskı kurma çabaları ile yoğun bir şekilde karşı karşıya olduğumu da belirtmek isterim. Yakın çevremdeki dostlarım ile haber ulaştırarak “Yazmasın! Kötü olacak” tehditlerini alıyorum.

Tüm bu baskıların asıl sebebi, yazdıklarım değil maalesef yazmadıklarım! Bildiklerim ama daha henüz söylemediklerim. Bildiklerimin muhatapları tarafından gayet iyi bilinmesi!

Her şeyin bir olgunlaşma süreci vardır. Ham bir meyve lezzetli olmaz! Olgunlaşmasını beklemek gerekir! Yazmadıklarım veya söylemediklerim, korktuğumdan değil zamanını olgunlaşmasını beklememden kaynaklanmaktadır.

Bu süreçte konunun bilinen muhataplarının telaşını, korkularını, panik ataklarını gördükçe, yanlışlarına yanlışlıklar ekledikçe, daha da güçlenmekte, daha da beslenmekteyim. Sabırla, hiç acele etmeden, heyecana veya kızgınlığa kapılmadan sakin sakin beklemekteyim.

Korkulacak kadar korkulara sahip olanlar, bu korkularını aslında kendileri yaptılar. Kimsenin bilmediğini, görmediğini düşündüler! Kendilerini üstün, akıllı, uyanık gördüler. Diğerlerini ise aşağılık, aptal ve saf!

Ben yazdım, bilenler şifreleri çözdü ve paniğe kapıldı. ”Nereden biliyor?” Sorusunu birbirlerine sormaya başladılar! Birbirlerinden şüphelendiler! Bu yüzden birbirlerine düştüler! Tehdit etmeye, baskı kurmaya çalıştılar. Ellerindeki tüm güçleri seferber ettiler. Her fırsatta ellerindeki güç ve yetki ile çelme takmaya, engel olmaya çalıştılar. Ekmeğimle dahi oynamaya kadar cüret ettiler. Tüm bunları yaparken yanlış üstüne yanlış eklediler, dostumu düşmanımı belli ettiler.

Asıl vahimi, ”Uyuyan yılanın kuyruğuna bastılar!”

Hırs nefsi duygudur! Nefisine yenik düşen, her zaman kaybetmeye mahkumdur! Sevgi ise yaratanın bize bahşettiği ve kendine ulaşmamızı sağlayan en güçlü duygudur. Sevgiden uzaklaşıp hırsının esiri olanlar sonu ne acıdır!

Benim iyiliğimi düşünen tüm dostlarım, etkili ve yetkili insanların nefis duygularının doruğa çıktığı günümüzde, bana yapabilecekleri kötülüklerin bilinci ve korkusu içinde sürekli beni uyarmaktalar.

Onların görmediği veya anlamak istemediği tek şey şudur:

Ben onların, beni tanıyan veya tanımayan herkesin, uğradıkları haksızlıkları, bildikleri ya da bilmedikleri hainlikleri, ikiyüzlülükleri, adaletsizliği anlatmak, buna engel olmak, daha mutlu, daha huzurlu, daha refah yaşayabilmeleri için bu mücadele içersindeyim.

Ben bunları görmezden gelemem! Üç maymunu oynayamam! Bu anlamsız psikolojik savaşların gazisi veya şehidi olamam!

Gelecek, korkakları değil, haklı olduğu davada, cesurca mücadele edebilme iradesine sahip olanları hatırlar!

“Benden selam olsun Bolu Beyi'ne!”

22.02.2010

Bu yazı toplam 1042 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim