• BIST 78.024
  • Altın 97,570
  • Dolar 2,7635
  • Euro 3,0515
  • Bolu 27 °C
  • İstanbul 33 °C
  • Ankara 27 °C

Uzaya çıkan ilk bayrak, orak çekiçli bayraktır

Uzaya çıkan ilk bayrak, orak çekiçli bayraktır
Uzaya çıkan ilk bayrak, orak çekiçli bayraktır

TKP Genel Başkanı Erkan Baş, sohbetimizin sonunda, Türkiye'nin öncelikli sorunları hakkında değerlendirmeler yaptı.

RÖPORTAJ: ZEKİ ERCİVAN

Erkan Baş, TKP ile ilgili merak edilenleri cevaplandırmaya devam ediyor.

Demokrasiye ve parlamenter sisteme inanıyor musunuz?

Türkiye'de bir demokratik parlamenter sistem olduğu yalanına inanıyorum. Çünkü böyle bir demokrasi olmaz. Türkiye'deki kadınların, gençlerin ve işçilerin oranlarına bakalım, bir de bu grupların parlamentodaki yansımalarına bakalım. İnsanların yüzde 95'i ülkemizde emeğiyle, alın teriyle yaşıyor. Ama meclise baktığınızda bunun herhangi bir yansıması yok. O halde böyle bir demokratik parlamento sistemi olabilir mi? Türkiye'nin yarısından fazlası kadın ve genç. Ama bunların zerresini orada göremiyorsun. Burada bir demokrasi yok, onun yerine bir para babaları diktatörlüğü var. Burada parası olanın demokrasisi var. Parası olan bir azınlığın parası olmayan çoğunluk üzerindeki egemenliğidir diyebiliriz.

Yüzde 10'luk seçim barajı için ne düşünüyorsunuz?

Seçimler yaklaşıyor. 1 yıl sonra bir seçim olacak ve şimdiden bir siyasi partinin üç aşağı beş yukarı seçim bütçesi belli. Bu bütçe miktarlarını yukarıdan aşağıya sıralayın, kimin ne kadar oy alacağı ortaya çıkar. Ben diğer parti liderlerine de acıyorum. Dünyanın parasını verip anket yaptırıyorlar. Hiç gerek yok aslında. Az çok matematik bilen iri seçim bütçelerine göre hangi partinin ne kadar oy alacağını söyleyebilir. Yani ne kadar para o kadar oydur işin özü. Bir para babaları diktatörlüğü var ve bu yüzde 10'luk baraj da bunun göstergelerinden birisi sadece.

Yaptığınız bir söyleşide 'Türkiye toplumunun bilim adamlarını aklı başında olmayan, kabarık saçlı adamlar olarak baktığını' söylediniz. Böyle bir toplumda devrim olur mu?

O söyleşide söylediğim bu cümle aslında halk ve aydın arasındaki kopukluğu anlatmak içindi. Bu durum sadece bilimde değil, sanat alanında da böyle biliyorsunuz. Yani biz küçük insanlar ve yukarıdaki büyük adamlar gibi bir ayrım var. Türkiye'de bir devrim yürüyüşü yapmak istiyorsanız ilk önce bu ayrımı kaldırmanız lazım. Örgütlü bir toplum, örgütlü bir emekçi sınıfının yapamayacağı şey yok. Önce buna inanmak gerekiyor. Ben Türk insanının sosyalizme birçok yönden olanak sağladığına inanıyorum. Dayanışmacılık, paylaşımcılık, bu toprakların yarattığı bir kardeşçe yaşama kültürü var.

Bunların hepsi bizim için çok önemli. Dışarıdan yapılan genetiği bozacak birtakım müdahaleler var ve bu bizim toplumumuzu bozuyor. Son zamanlarda yaşanan taciz, tecavüz gibi şeyler bizim içimizden çıkmış öz değerlerimiz değil. Bunlar içinde bulunduğumuz kapitalist düzenin yarattığı toplum tipidir. Bu sistem bizi çürütüyor, bozuyor, yozlaştırıyor. Hakim olan bu sistemi kırdığınızda insanın tarihi birikimleri ve insani yanlarıyla bir buluşma sağlayabiliyorsunuz. Bunu devrim yapmış tüm ülkelerde görebilirsiniz. Galileo çok önemli bir bilim adamıdır. Dünya dönüyor dediğinde aslında orada yaşanan çatışma dinbilim arasında değildir. Hakim düzenle bu düzenin değişebileceği hakkındaki fikirdir. O yüzden bu olay çok önemlidir. Hakim yapı bu düzenin kalmasını, dünyanın durmasını istiyor. Tarihin sonu gelecek kehanetleri de kilisenin dünya duruyor söylemiyle aynı mantığa sahiptir. Ama biz tarih bitmedi, devam ediyor diyoruz. Şayet o bahsettiğim buluşma gerçekleşirse, Türkiye'de ciddi bir sıçrama gerçekleştirebilir. Size bir şey söyleyeyim. Uzaya çıkan ilk bayrak orak çekiçli bayraktır. Yani emekçilerin bayrağıdır. Bu bir tesadüf değildir.

AK Parti döneminde Nazım Hikmet'e vatandaşlık hakkı verilmesi, tırnak içinde demokratik açılım gibi atılımlarla sola göz kırpıyor sanki. Bu çalışmalar sosyalist partilere ilgiyi azalttı mı?

Türkiye 1920'lerden bu yana emperyalist güçlerle Sovyet Rusya arasında sıkışmış bir bölge. Cumhuriyet sonrası bir şekilde bir denge kurup varlığını devam ettiriyor. Ama 90'larda Sovyetlerin çözülmesiyle beraber tüm ülkeler bu yeni oluşan dünyaya göre kendilerini şekillendirmeye çalıştılar. Yugoslavya parçalandı, Irak işgal edildi ve 91'den bu yana dünyada kan akmaya bir gün yok. Büyük yenilgimiz sonrasında dünya büyük bir barbarlığa sürüklenmiş oldu. Ülkeler de teker teker bu emperyalist sisteme uygun hale getirilmeye çalışılıyor. Bu bahsettiğimiz çalışmalar daha önce başlamış olmakla beraber AKP iktidarıyla hızlanarak devam ediyor. Kendilerine meşru bir zemin yaratmaya çalışıyorlar. 7080 yıllık sorunlar var ve bu sorunlardan dolayı halk gerçekten rahatsız. Ama AKP bunu kendi siyasi emelleri için bir yol olarak kullanıyor. AKP'nin bu açılımları yaparken asıl amacının bu sorunları çözmek olduğunu düşünmüyorum. Onların tek derdi Yeni Osmanlı dedikleri ya da Büyük Ortadoğu Projesi adını verdikleri yeni Türkiye'nin yolunu açmaya çalışıyorlar. Bu yüzden bu açılımların Türkiye'nin herhangi bir sorununa çözüm bulmak için yapılmış olduğuna inanmıyorum. 12 Eylül anayasasıyla hesaplaşmak lazım. Toplumun büyük çoğunluğu bu anayasanın aslında değişmesi gereken bir anayasa olduğu konusunda hemfikir. AKP işte bu rahatsızlığı yakalıyor ve bu noktada bu rahatsızlığı kendi yaratmak istediği toplumsal düzen için kullanmaya çalışıyor. Biz temas ettiğimiz herkese AKP'nin bu oyununa gelmemelerini söylüyoruz. AKP'nin Türkiye'yi demokratikleştirme, özgürleştirme gibi bir derdi yok. Yapmak istedikleri şey daha bağımlı, daha gericileşmiş bir ülke haline getirmek. Eğer yaratmak istedikleri Türkiye'yi gerçekleştirirlerse bu ülke bir emekçi, işçi cehennemi haline gelecek.

32 yıl sonra emekçiler, işçiler Taksim'e çıkacak. Bu bir armağan mıdır sizce? Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunu izin verilmiş bir şekilde Taksim'e çıkacağız diye düzeltsek daha doğru olur. 1977, 1 Mayısı'ndaki katliamdan sonra 1978'de biz bombalara, şiddete rağmen yeniden Taksim'e çıktık. Ama gerici faşist zihniyet 1979'da yasakladı. Her iktidar bir sonrakinin devamı olarak 1 Mayıs'ı yasakladı. Son 34 yıldır da Taksim'e çıkmak bir mücadele haline geldi.

Aslına siz mücadele edersiniz, savaşırsınız, kazanırsınız ama nedense bu kazanım iktidarın bir armağanı gibi gösterilir. Bugün bizim kazandığımız ne varsa hepsi bir mücadelenin ürünüdür. Ama egemenler bunu kendileri bahşediyormuş gibi gösteriyor. Padişahlık lütfu gibi sunuyorlar.

AKP'de bu yıl bunu yapmaya çalışıyor. Anayasa tartışmaları ile AKP, TEKEL işçilerinin söküp aldığı demokrasi maskesini yeniden takıyor. Bunun için Taksim'deki kutlamaları kullanmak istiyor.

Edebiyat Fakültesi mezunusunuz. Türkiye'nin şu an içinde bulunduğu koşulları anlatan bir roman yazmak ister miydiniz?

Tabi ki isterim. Neden olmasın ki? Üniversitede bilim tarihi üzerine çalışıyordum.

Bilim, sanat ve edebiyatın ancak toplumda yaşanacak çok büyük bir değişim sonrası anlam kazanacağına inanıyorum. Küçük küçük kurtarılmış bölgeler ya da adalar yaratmak yerine bütün bir ülkeyi değiştirecek bir müdahalenin daha anlamlı olacağını ve en güzel şiirlerin, en güzel romanların böylesi bir toplumda gerçekleşeceğini düşünüyorum.

Umarım öyle bir ülke yaratırız ve onun şiirlerini de romanlarını da hep beraber yazarız, belki bizden daha genç arkadaşlar yazar. Nazım'ın “En güzel şiir henüz yazılmadı” şiiri çok hoştur. Ben buna gerçekten inanıyorum. Çünkü daha güzel romanlar ve şiirler yazılacak bu ülkede.

06.05.2010
 


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Oryantiringciler ziyaret etti28 Temmuz 2015 Salı 14:19
  • Hayatını kaybetti28 Temmuz 2015 Salı 13:34
  • Usta yaşama gözlerini yumdu28 Temmuz 2015 Salı 12:45
  • Fransa’da gururumuz oldu28 Temmuz 2015 Salı 12:26
  • Yangın paniği28 Temmuz 2015 Salı 11:47
  • AKSA müşteri mi seçiyor ?28 Temmuz 2015 Salı 11:36
  • Gece gündüz durmak yok28 Temmuz 2015 Salı 11:24
  • ÇİLEKEŞ KARAKAÇAN28 Temmuz 2015 Salı 11:19
  • Baruş’tan izci ziyareti28 Temmuz 2015 Salı 11:12
  • Asmanın kökü28 Temmuz 2015 Salı 11:10
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim