• BIST 90.383
  • Altın 145,141
  • Dolar 3,6152
  • Euro 3,9060
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 18 °C

Üzülme arkadaş

Mustafa Namdar

Yıl 1965. Abantspor’un beyazı, Bolu gençliğin kırmızısından aldı rengini. Amatör bir ruhla çıktı profesyonellik yolculuğuna. Kollej takımı gibiydi saygılı, ahlaklı ve çalışkan. Kulvarda yeni olmasına karşın, başarıdaki inatçı kimliği ile her turda bir öne geçiyor, ismini duyuruyordu yurt genelinde. Amatör bir ruhla gönüllülük esasını ilke edinmiş, adı kırmızı şimşeklere çıkmıştı. “Beyaz kırmızı, Anadolu yıldızıydı” adı. Bir diğer adla, Köroğlu’nun torunları deniyor, başarıları ürkütüyordu kendinden büyükleri. Hani forma aşkı deniyor ya. Onlar Bolu sevdalısı, kırmızı-beyaz aşkını yüreklerinde yaşıyor.

Amatör ruhu profesyonellikle harmanlayıp emeğin gücünü gösteriyor, başarıdan başarıya koşuyorlardı.

Hani “demiri kendi pası çürütür” derler ya, işte öyle birşey. Kimi sorumlular, kimi oyuncular düştü paranın tuzağına. Rakamları yan yana sıralayıp okumasını bilemeyenler, ağırlıklarından fazla paralarla kendilerine değer biçerek, dev aynasında görmeye başladılar. Bir kurt düşmüştü, saf ve temiz yüreklere. Ağaç kurdu gibiydi kemirdi içten içe. Kemirdi yok etti, amatörlük duygusunu, forma aşkını. Kemirdi, yok etti, birliği, dirliği paylaşımdaki güzelliği, Bolu sevdasındaki aşkı. Kemirdi yok etti, kollejli havasındaki sevgiyi, saygıyı, başarı hırsını.

Her yerde para, herşeyde para egemendi, dini imanı olmuştu adeta. Birbirine girdi kar-zarar, ayakları dolaştırdı paralar. Kafalar gökyüzündeyken, birden takıldı ayaklar taşa, tökezledi düştü yere, parçalandı umutlar. Düştü kalktı, kalktı düştü ve yerinde saymaya başladı.

Yerinde sayarken, çıkardığı gürültüye aldandık. Dirildi, güçlendi yürüyor sandık. Hatta tek yürek olmuş dedik, koşuyor sandık.

Coştu taraftar, coştu sevenleri onlardan fazla koşmaya başladı yarenleri. Onlardan fazla yüreklendi alkışlayanları, yağmurda karda peşinden koşanları. Elde bayrak, caddelerde bayrak, tek yürek tek dilek başarı üzerineydi dudaklardan dökülen.

Ne oldu??? Bayraklar direklerde asılı, umutlar belleklerde, bir başka bahara kaldı. Gene gözyaşı, gene hüsran, gene hicran oku yüreklere saplandı...

Öyle bir oyun ki, alan satıyor, satan kaçıyor. Şans yüzümüze gülmedi deniyor. Öyle bir oyun ki, bir telde iki cambaz bakan şaşıyor. Öyle bir oyun ki, kurulmuş tezgah üzerinde defolu ürün, satan kandırıyor, alan kanıyor. Elma şekeri gibi herşey sonuçta, elde kazığı kalıyor. Öyle bir oyun ki, zafer umudu zora bağlanmış, oyuncuya düşeş taraftara gele...

Umutlar bu yıl da duman oldu halka halka. Duman duman yazılıyor sanki kader. Umut bu biter mi? Biri biterse gelir biri, efkarlanma arkadaş yak bir sigara...

Mazide kaldı söylediğimiz marşlar. Boluspor haydi ileri./ Geçin bekleri atın golleri./Kaleler sarılsın bir bulut gibi./ Çalışsın onbirler yıldırım gibi. /Cim bom cim bom şutlar çekeriz. /Sağdan soldan dört bir yandan akın ederiz... (Orman okulu marşını çevirmiştik Boluspor’a.)

Yüreklerin ateşi söndü. Duman aldı her taraf. Zafer türküleri çok derinde duyabiliyor musun arkadaş!!!

Genç bir delikanlı gözleri çakmak makmak. Herşey seneye mi kaldı hocam??? “Dert edinme” dedim. Elin adamıyla bayram bu kadar olur. Arefeyi görsek de bayramı yaşayamayız. -Kendi değerine sahip çıkmazsan, bayramı yaşayamazsın.

Dert edinme kardeşim, dünyanın oyunu bu. Düzen değişse de, ezber değişmiyor. 120 dakikada bir şut golle buluşmuyor. Kaçan balık büyük, ardından yetişemedik. Hedefe yaklaştık ama ulaşamadık.

Hayırlısı olsun kardeşim...

25.05.2009

Bu yazı toplam 299 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim