• BIST 1.542
  • Altın 442,399
  • Dolar 7,3985
  • Euro 9,0105
  • Bolu 1 °C
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 0 °C

VATAN HAİNİ-TERÖRİST

İlhami Candemir

                              

                 Sayın Okuyucular,zaman zaman dile getirdiğim gibi, dedem Çanakkale’de,ağabeyi ise Sarıkamış’ta bu vatan için genç yaşta şehit olduklarından dolayı fakr-u zaruret içinde büyüdük.Dokuz yaşımda ormanda  babam ve ağabeyimle beraber ücreti mukabili  kesim-çekim işlerinde çalışırken annemin vefat haberini alan ben bu vatanın benim özelimde nasıl VATAN  yapıldığını bildiğim için olacak ki bu gün vicdanımın zapt edilemez dürtüsü ile  vatanın bekasını, milletin birliğini  ilgilendiren iki konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Birinci konu  VATAN HAİNİ-TERÖRİST, ikinci konu   VERESİYE MAL ALMAK. Hadi birinci konudan başlayalım;  Vatan haini -terörist. Bu iki kelime  ne kadar ürkütücü, ne kadar yaralayıcı değil mi?İşte bu iki kelimenin kullanımı-ne yazık ki- bugün Türkiye’mizde ve hele nüfusunun %99,9 Müslüman olan Türkiye’mizde  basit  bir eleştiri gibi sıradanlaştı. Madem ki Müslüman’ız herkesin din kurallarını(Ayet’lerini) okuyarak veya  GERÇEK din alimlerinden  öğrenerek  ona göre amel etmesi(iş yapması) gerekmez mi? Ceza hukukunda “kanunu bilmemek mazeret sayılmaz” diye bir kural vardır.Bir Müslüman,  Allah’ın(c.c) buyrukları anlamında da ben “bunun günah olduğunu, vebal taşıdığını bilmiyordum” diyemez.  Öğreneceksin kardeşim, öğreneceksin ve ona göre amel edeceksin. Ben El Ezher’de okumadım ama din içerikli kitapları okuyarak bir şeyler öğrendimse sen de öğreneceksin. Her sakallı -sarıklı ulema kılıklı hocaların söylediklerini dinleyeceksin ama doğruluğunu da sorgulayarak araştıracaksın. Zira Kuran’ın ilk Ayet’inde ( Alak Suresi 1.Ayet) “Yaratan Rabbinin adıyla OKU”  deniliyor, öyle ise oku,öğren ve ona göre amel et.Kuran’ın Nur Sure’sinin 19.Ayet’inde “İnsanlar arasında  ÇİRKİN ŞEYLERİN YAYILMASINI  arzulayan kimseler için dünyada da ahrette de çetin bir ceza vardır.Allah bilir, siz bilmezsiniz” denilmektedir.Bu nedenle bir pir-i fani olarak  vatan haini ve terörist ithamlarını(iftiralarını) atanların bunu söylerken  birkaç kez düşünmelerini acizane öneririm.Aksi halde onların vay haline diyorum.Nokta.

                   Gelelim ikinci konuya, VERESİYE MAL ALMAYA yani salt siyasi bir konuya. Salim düşünebilen her vatandaşı üzen siyasi kamplaşmanın olduğu,   insanların  ÖNÜNÜ GÖREMEDİĞİ bu sisli havada -her ne kadar inkar edilse de- en fazla zarar gören kesimin gazeteciler olduğu kaçınılmaz bir gerçektir. Bu nedenle bu ahir ömrümde mahkeme kapılarında mübaşirin “sanık  M.Ali oğlu İlhami Candemir” yollu nidalarını duymak istemiyorsam da yine de haksızlık karşısında isyan eden vicdanımın  feryadını susturamıyorum,  bu nedenle, hiç olmazsa  siyasetin sağından solundan dolanarak  tamamen siyasi olan VERESİYE MAL ALMAK hususundaki  düşüncelerimi –  hukukun imbiğinden de geçirerek- siz sayın okuyucularla paylaşmak istiyorum.

                     Sayın okuyucular“sen avukat değil misin, neyin suç olduğunu, neyin suç olmadığını bilmiyor musun da çekincelerini söylüyorsun” diyenleriniz olabilir. Kendimi affettirebilmek için cevaben diyorum ki;  Bizler hukuk fakültelerinde okurken ceza hukukunda hocalarımız, bizlere “ ŞÜPHEDEN sanık yararlanır, yani şüphe sanık lehine yorumlanır” diye evrensel bir kural öğretmişlerdi.  Evrensel hukuk da hal böyle iken bizdeki bu günkü uygulamalara bakarsak, ŞÜPHE adeta sanık ALEYHİNE  uygulanır hale gelmiştir. Örneğin  İLTİSAK varsa sanık suçludur, MAKUL ŞÜPHE  varsa sanık suçludur, hatta İMA varsa  sanık yine suçludur. Eeeee ben acizane  bir hukukçu olduğum halde  bu  durumda hangi düşüncemin, iltisak, makul şüphe ve ima üçgeni arasında sıkışıp kalan  yargı mensupları tarafından nasıl yorumlanacağını  önceden bilecek kadar keramet sahibi olmadığıma göre yazılarımda  mümkün olduğunca  fincancı katırlarını ürkütmemeye,arı kovanına çomak sokmamaya gayret ederek  duygu ve düşüncelerimi okurlarla paylaşmak istiyorum dedim.Anlatabildim galiba. Gelelim sadede, VERESİYE MAL ALMAYA.

                    Sayın okuyucular, hangi yazımda kullanmıştım bilemiyorum ama yeri gelmişken yine kullanacağım bir fıkra ile konuya  girmek istiyorum; Bir hanım efendi semt pazarında alış-verişini yaptıktan sonra taşıtmak üzere yabancı uyruklu bir hamal bulur,hamal  küfeyi  sırtına alır eve kadar götürür. Hanım efendi  ücretini vermeden önce “mersi” der,hamal  ANLAMAZ ama hakaret edilmiş gibi algılar,sonra hanım efendi ücretini uzatıp verirken “teşekkür ederim” der demez algılama yoksunu  hamal sırtındaki küfeyi yere çarpar ve gider. Görüldüğü gibi bu tablonun nedeni hamalın “mersi” ve “teşekkür ederim” kelimelerinin ne manaya geldiğini anlamamasından kaynaklanmıştır.  İşte dün ve bu gün bizleri yönetenler de  ZAMMA  GÜNCELLEME  diyorlar ki zam olduğu anlaşılmasın,  VERESİYE mal alıyorlar ona da yap-işlet-devret diyorlar ki  malın veresiye alındığı anlaşılmasın diye. Veresiye mal almak nedir? Bir malın bedelinin ileride ödenmesi koşulları ile satın alınmasıdır,  taksitle mal almak da bunun başka bir versiyonudur (değişik anlamıdır).  Eeeee peki bu yap-işlet-devret modeli de bir nevi veresiye veya taksitle mal almak olmuyor mu? Oluyor.Şöyle ki;    Bu yap-işlet-devret modeli ile Köprüler yapıldı, otoyollar yapıldı, limanlar yapıldı,hava alanları yapıldı,şehir hastaneleri  yapıldı.  Peki bunların bedeli ödendi mi? Hayır, ne zaman ödenecek 20,30,40 yıl gibi belirlenen uzun vadelerde ödenecek, kim ödeyecek?  Vatandaş, yani bizler, bizlerin çocukları, torunları, sizler, sizlerin çocukları, torunları ödeyecek. İşte veresiye mal satın almak buna denir. Öyle ise kimse bana şunu,şunu  yaptık demesin,bizler, çocuklarımız, torunlarımız yapmış oluyor bu böyle biline.Hatta biz, yani TC.olarak biz, özelleştirme adı altında-ormanlar,hazine arazileri de dahil- neyimiz varsa neyimiz yoksa ve hatta, her ne kadar  Cüneyt Arkın “savaştan kaçmış bir millete, tarihini savaşarak kanıyla yazmış bir milletin vatandaşlığı verilemez” dese de  TC.vatandaşlığını dahi  sattığımız halde  bu tesisleri neden peşin para ile yaptıramıyoruz diye soruyorum. Şehit torunu bir vatandaş olarak  daha fazlasını soracağım ama  yukarıda belirttiğim gibi mahkeme kapılarında çile doldurmayı göze alamadığımdan dolayı nokta diyorum. söyleyemiyorum affola deyip devam edelim; Misal, baba akşam eve geldiğinde” son model bir Mercedes  araba aldım” deyince  oğlu sevinçten göklere çıkıyor,biraz sonra soruyor” baba kaça aldın”, oğlum  PARASINI SORMA! hiç para vermedim,  VERESİYE  aldım diyor, evdekiler “ biz bu kadar parayı nasıl öderiz” deyince  baba “bakıyorum hepiniz PKK ağzı ile konuşuyorsunuz” diye  kükrüyor, evde derin bir sessizlik oluyor.İşte bizler  de şimdi böyle  derin bir sessizlik içindeyiz.Ses çıkarırsan iltisaklı,makul şüpheli vatan haini-terörist olursun ve hatta İMA  edersen dahi böyle olursun, suçlu olursun.

                 Sayın okuyucular, yukarıda bir hanım efendinin hamalla, mersi ve teşekkür ederim sözlerinden sonra nasıl kapıştıklarını anlatmıştım. Ve arkasından da zamma güncelleme, veresiye mal almaya yap-işlet-devret denilerek vatandaşın kafasının karıştırıldığını zannedenlere Atatürk’ün “Türk milleti  ZEKİDİR, çalışkandır” sözünü hatırlattıktan sonra, adamın- AVM de aldığı  gıda maddeleri ile gelip bedelini öğrendiğinde,  kasiyer kıza” aman evladım bu pahalılık nedir böyle, ne kadar zam yapmışsınız” deyince kasiyerin verdiği cevabı hatırlatırım. Kasiyer kız “amca onu kasaya gelince değil sandığa gidince soracaksın” dediği gibi vatandaş da bu kelime saptırmaları ile yapılan ZAMLARI,  VERESİYE alınan malları hatırlayıp sandıkta soracaklardır,zira Türk Milleti  ZEKİDİR. Bu böyle biline.10/01/2021

                    Hoşça kalın.

                                                                               İLHAMİ CANDEMİR

             

  

 

             

Bu yazı toplam 1119 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim