• BIST 93.297
  • Altın 209,323
  • Dolar 5,3620
  • Euro 6,0658
  • Bolu 3 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 5 °C

VATAN SEVGİSİ

İlhami Candemir

          Sayın okuyucular, görüldüğü gibi yazımın bu günkü konusu Vatan Sevgisi’dir. Bu öyle bir sevgidir ki anlatılamaz, ancak hissedilir. Tabi bu his  izafidir, yani kişiden kişiye değişkenlik gösterir.Değişkenlik derken şunu anlatmaya çalışıyorum;Birisi vardır vatanını canından çok sever,birisi vardır vatanını değil de bir insanı vatanından çok sever.Bu durumu,konusu casusluk olan filmlerde çok gördük.Hatta ben Bolu’da lise olmadığı içindir ki Kastamonu Abdurrahman Paşa lisesi’nde okudum ve o liseden mezun oldum. Lisede okurken şu efsaneyi  duymuştum; Bizans  tekfurunun kızı(Tekfur Bizans İmp.döneminde vali düzeyinde bir yöneticidir) Moni, kaleyi kuşatan Türk askerinin komutanını görür görmez aşık olur, işaretleşirler,bu gelişme sonucu Moni, kalenin anahtarlarını Türk komutana ulaştırır,Türk askeri de kalenin kapısından rahatça girer.Tekfur durumu araştırır ve anahtarı kızı Moni’nin verdiğini  öğrenir, Moni’yi “kastın ne Moni”deyip  kaleden attırarak öldürtür.İşte Kastamonu adı “kastın ne Moni” den  gelmiştir derler.Bir diğer örnek, baba, en sevdiği evladının şehit haberini aldığında” geride bir oğlum daha var  vatan için o da feda olsun” diyebilmektedir. İşte vatan sevgisi ile kişi sevgisi daima biri birinin rakibidir,  bazen vatan sevgisi bazen kişi sevgisi kazanır. Şehit babasının söyleminde “vatan sevgisinin evlat sevgisinin önüne geçtiği, Moni’nin davranışında insan sevgisinin vatan sevgisinin önüne geçtiği gibi.  

 Bunun en dramatik durumlarını Osmanlı Padişahlarının uygulamalarında açıkça görürüz. Şöyle ki; Çoğu padişah, ya kardeşlerini, ya oğullarını, ya torunlarını boğdurtmuştur.Bu vahim uygulama - o tarihlerde – bazılarınca  VATAN için yapılmıştır denilerek tasvip edilmiş(uygun görülmüş),  bazılarınca ise  padişahın kendi koltuğunu güvence altına almak için yapılmıştır denilerek eleştiri konusu olmuştur. Padişah Fatih Sultan Mehmet bu durumu(özetle) “Nizam-ı Alem için yapılmıştır ve yapılacaktır” yönünde ferman çıkarmak suretiyle  meşrulaştırmış ve böylelikle  son noktayı koymuştur. Not/Nizam, düzen anlamında, Alem, dünya anlamında kullanılmıştır. Bunu yani “Nizam-ı Alem’i” dünyanın düzeni olarak da algılayabiliriz. (Bunu, İslam aleminin düzeni olarak da yorumlayanlar bulunmaktadır takdir sizlerin.)

      Şunu demek istiyorum; İnsanoğlu eğer vatanını seviyorsa(padişahın sevdiği gibi) en sevdiği torununu,oğlunu,kardeşini feda edebiliyor.Esasen vatan sevgisi şu  ifadelerle ölümsüzleştirilmiştir;Önce vatandır,gerisi teferruattır, vatan, uğrunda ölen varsa vatandır”.gibi.

       Sayın okuyucular, bilindiği gibi 16 Nisan’da referandum vardır.O referandumda evet veya hayır diyeceğiz.Ben acizane derim ki;Bu anayasa değişiklik teklifini DİKKATLİCE İRDELEYELİM , hepimiz bu vatanın evlatlarıyız,hepimiz vatanımızı tabii ki seviyoruz, değişikliği VATANIN yararınadır diyorsak  evet diyeceğiz,yok vatanın hayrına değildir diyorsak işte o zaman da hayır diyeceğiz.Yani burada karşımıza çıkan mihenk taşı vatan sevgisidir.

        Yukarıda gerek casusluk filmlerinde rastladığımız olaylarda ve gerekse Kastamonu’nun isim babası olan Moni olayında olduğu gibi KİŞİYE YÖNELİK SEVGİYİ VATAN SEVGİSİNE TERCİH EDENLERİN SONU DAİMA HÜSRAN OLMUŞTUR. Bu nedenle vatan sevgisi kutsal bir sevgidir.Kutsal olan her şeyin sonu huzurdur, mutluluktur.Bu nedenle -önemine binaen-referanduma sunulan anayasa değişiklik teklifini kılı kırk yararcasına irdeleyelim ve vatan için yararlıdır diyorsak evet diyelim,vatanın hayrına değildir diyorsak hayır diyelim diyorum.

        Dikkatlice irdeleyelim dedim ama, bizlerde irdelemek için salim kafa kalmadı ki. Bu akşam yemeğimi yerken haberleri izlemek üzere CNN Türk televizyonunu  açtım. Önce Sayın Cumhurbaşkanımızın,sonra başbakanımızın,sonra dışişleri bakanımızın ,daha sonra Avrupa bakanımızın  ve tekrar başbakanımızın konuşmalarını dinledim.Tamamı “ hayır” diyeceklere veryansın ettiler(FETÖ cülerle,PKK lılarla birlikte hareket ederek terörist demeye kadar varan hakaretler ettiler).Hani çağrışım derler ya işte bu söylemler aklıma şu fıkrayı getirdi.Gülelim -düşünelim diye sizlerle paylaşıyorum; Bir Hıristiyan babanın iki küçük oğlu var,yaramazlar mı yaramazlar,bir defa adları çıkmış dokuza inmez sekize misali, mahallede  olan her vukuatın müsebbibi onları görüyorlar,mahallede birisinin camı kırılsa şikayet babaya,birisinin arabasının lastikleri patlatılsa şikayet babaya.Baba bir gün düşünmüş,bunları papaza götüreyim,biraz nasihatte bulunsun belki faydası olur demiş,götürmüş papaza,durumu anlatmış,papaz tamam çocukları bırak, ben gereken nasihati yaparım demiş.Baba ayrıldıktan sonra papaz büyük çocuğu almış huzuruna,senin dinin ne diye sormuş, çocuk cevap verir,Hıristiyan’ım ,papaz devam eder peki söyle bakalım İsa’yı kim öldürdü der çocuk şaşkın,susar, papaz bu soruyu birkaç kez yinelemiş ve sonunda yüksek sesle” söylesene oğlum” diye çıkışır çıkışmaz çocuk bir fırsatını bulmuş kaçmış ve kaçarken dışarıda bekleyen kardeşine de “gel kardeşim kaçalım İsa’yı öldürmüşler onu da bizden biliyorlar” demiş.İşte kıssadan hisse FETÖ yü büyütüp besleyenler halkın huzuruna çıkmışlar “ hayırcılar bu BESLEME  ile birlikteler”  diyebiliyorlar.Vallahi pes,bunlar, dükkanında kalmadığı için müşterisine tuvalet kağıdı yerine  zımpara kağıdını satabilen tezgahtar gibi beceriklidirler. Şimdi tekrar dönelim,TV haberinin devamına;  Evetçilerin bu iftira dolu söylemlerini dinledikten sonra  bakalım hayırcılar  adına hangi partinin genel başkanı veya sözcüsü çıkacak da ne diyecek diye merak ederken spiker CHP genel başkanı Kemal Kılıçtaroğlu “Hollanda’nın  tutumunu eleştiren Cumhurbaşkanına,başbakana,dışişleri bakanına arka çıkarak Hollanda’yı eleştirdi dedi. Başka başka ne dedi diye merakla beklerken spiker geçti FETÖ davalarına.Peki sayın Kılıçtaroğlu başka bir şey söylemedi mi, tabii ki söylemiştir ama sansürleme var ya işte o  hemen devreye girdi. Tabi lokma da boğazımda kaldı. Ben 60 yıldır siyasetin içinde olduğum halde  bu kadar propaganda bombardımanının ve her türlü baskının olduğu  bu siyasi ortamda  değişiklik teklifini salim kafa ile irdelemek durumunda olmadığımı, adeta irademin esir alındığını seziyorum.  Acaba  sade vatandaş ne düşünüyordur,  oluşacak irade ne denli meşrudur diyorum.

        Ben yine de Tanrı kullarına doğruyu bulabilmek için akıl(pusula) vermiştir. Hislerimizi  ve yapılan propagandaları göz ardı edip  aklımızı kullanarak - teklif kabul edilirse bu saatli bombanın ileriki yıllarda kimlerin eline geçeceğini de hesaba katarak – oylarımızı kullanalım ki vatan sevgimiz sandıkta tescillensin diyorum.

 

 

 

Bu yazı toplam 878 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim