• BIST 93.616
  • Altın 208,990
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • Bolu 6 °C
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 8 °C

VOLKAN KONAK: Kendimi şövalye gibi hissediyorum

VOLKAN KONAK: Kendimi şövalye gibi hissediyorum

Volkan Konak'la yaptığımız röportajın sonunda, ülke gündemine damgasını vuran 12 Eylül referandum tartışmalarını, Pepsi'-nin reklam teklifini neden geri çevirdiğini ve daha birçok konuyu konuştuk.

RÖPORTAJ: ZEKİ ERCİVAN - FOTOĞRAF: SERKAN ERKAN

O karavanıyla Türkiye'nin her yerini dolaşıyor. Doğanın koynunda nefes alıyor. Ağaçların ormanın içinde ruhunu terbiye ettiğine inanıyor. Bu şekilde bir yaşam felsefesine sahip olan birinin hiç kimseye zarar vermeyeceğini söylüyor. Karavanını bir ata benzetiyor. “Kendimi şövalye gibi hissediyorum” diyor. İşte Karadeniz'in şövalyesinden hakkında merak edilenlere verdiği cevaplar.

Siz bu sorduğum soruya muhtemelen Doğu Karadeniz ve Trabzon diye cevap vereceksiniz ama Bolu sizce doğal güzelliği bakımından Türkiye'de kaçıncı sırada yer alır?

İlk beşte yer alır. Amasra tarafı da iyi, Doğu Karadeniz tarafı da iyi. Çanakkale, Ege ve İzmir bölgesinde güzel yerler var. Dolayısıyla Türkiye çok güzel bir ülke. Halkın içinde yaşıyorum. Karavanda yaşıyorum. Bu güzelliği içime sindiriyorum. Çok katkısını görüyorum. Ama Bolu bölgesi kasabalarıyla ilçeleriyle birlikte ilk beşte kesinlikle vardır.

Peki, hocam zor olmuyor mu karavanda yaşamak?

Yok, zor olmuyor. Keyifli buluyorum. Dünya malına kıymet vermiyorum. Kendimi maceraperest hissediyorum. Daha şövalye gibi hissediyorum kendimi. Atıma binerim, canım sıkılırsa başka bir yere giderim. O bir özgürlük. O bir yaşam biçimi. Karavanda yaşayan bir insan zaten dünyalıdır. Evcilik oyununa kendini kaptırmaz. Kimsenin kalbini kırmaz. Kuşa taş atmaz. Ağacı ormanı yakmaz. Ruhu terbiye olmuştur. O yüzden karavancılığı seviyorum.

Siz de bu felsefeyi, bu yaşam biçimini benimsiyorsunuz…

Evet, aynen benimsiyorum ve anlatmaya da çalıyoruz. Sanat insanların ruhunu terbiye eder. Sanat çok masumdur. Sanatla uğraşan bir insan cinayet işleyemez. Banka dolandırıcılığı yapamaz. Aynı şekilde çevreci doğa düşkünü olan bir insanın ruhu terbiye olmuştur. Dünyalıdır. Dünyaya dost gözlerle ve nemli gözlerle bakar. Kardeş gözlerle bakar. Bu hayatı öneriyoruz. Minibüsle de olur illa karavanda şart değil. Ama insan gezmeli, görmeli dolaşmalı. Doğayı görsün, insanları görsün diyorum. Yaşadığının farkına varsın.

Hocam bu sorduğum soruya belki konumunuz gereği cevap vermek istemeyebilirsiniz ama ben yine de sormak istiyorum. 12 Eylül'de referandum gerçekleşecek. Siz bu referandum süreci ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Sizce atılan adım doğru bir adım mı? Anayasa değişmeli mi?

Sanatla uğraşan bir insanın barıştan demokrasiden ve insan haklarından vazgeçmesi mümkün değil. Ben hayatım boyunca oyumu zarfa koymayanlardanım. Yani Trabzonspor'un seçimi de olsa ben oyumu belli ederim. Dolayısıyla bizim duruşumuz, bizim hümanistliğimiz, bizim ideolojimiz belli. Fakat bugün Türkiye'deki siyasilerin hiçbirini samimi bulmuyorum ve umurumda da değiller ve bu asla referandum oylaması değil. Asla değil.

Neden değil?

Şöyle ki referandum halk oylaması demek. Peki, siyasiler neden bu kadar çok çaba gösteriyorlar. Halkı rahat bıraksınlar. Bu kadar yırtınmalarına gerek yok. Demek ki bir sorun var. Demek ki bir beklenti var. Bu kadar samimiyetsizlik olur mu? İnsanlara saygısızlık bu. Halk oyuna gitmek demek halk ak mı kara versin demek. Kardeşim halka bırakmıyorlar ki. Yine kıyamet kopuyor. Halkın oyunu yönlendirmek için miting yapmak halka büyük saygısızlık. Sana ne kardeşim ister evet veriri ister hayır verir. Sana ne? Madem halka soruyorsun sus konuşma, otur, kenara çekil. Dolayısıyla bu durum kesinlikle halka sunulmuş bir oylama değildir. Burada siyasi ikbal vardır. Burada bir faul vardır. Burada bir illüzyon vardır. O yüzden Türkiye'deki siyasi partilerin yaptıkları hiçbiri umurumda değil. Hiçbirini de onaylamıyorum. Tabi ki düşüncemiz var, ideolojimiz var. İnsandan yana düşüncelerimiz var. Şuanki referandum sürecini asla samimi bulmuyorum. Bunun bir hile olduğunu düşünüyorum.

Televizyon programınız sürecek mi?

Hayır devam etmeyecek. Ben televizyon programını parası olmayıp da konserlerime gelemeyen dinleyicilerim için yaptım. O insanlara vefa borcunu ödemek için yaptım. Bir emekli öğretmen bizi dinleyebilmeli. Dolayısıyla o konuda söz vermiştim yaptım. Normalde televizyon programları standart on üç bölümdür. On üç bölüm yaptık. Bu konuda çok yoğun baskı var yeniden yap diye. Programımı insanlarımız çok sevdi ama yeni albüm bir çıksın ondan sonra değerlendireceğim. Bizi ayakta tutan albümdür. Televizyon falan bütün bunlar evcilik oyunu. Önemli olan üretmektir, ürün sunmaktır. Biz albüm yapamazsak hiçbir şey olamayız. Dolayısıyla ben kendimi o havaya kaptırıp da mesleğimi ihmal etmem. Önemli olan üretmektir. Yeni albümden sonra tekrar belki iki üç sene sonra bir volta daha arız. Ama o da on üç bölümden fazla olmaz.

Çok sevilmişti programınız tekrar yaparsanız dinleyicileriniz, sizi seven, takip eden insanlar çok sevinecektir…

Bilmiyorum belki samimiyetten. Hiç beklentim yok. Çünkü ben bu konuda insanlara sözümü vermiştim. Ücretsiz halk konseri gibi yaptık ve amacına ulaştı. Ben televizyoncu değilim.

Pepsi reklamını geri çevirdiğiniz ve bu reklam için önerilen 1 Milyon TL'yi geri çevirdiğiniz doğru mu?

Evet doğru. Aslında burada şunu söylemek istiyorum. Ben müziğin dışında bir şey yapmak istemiyorum. Kola reklamından önce sigorta reklamı teklifi de geldi. Asla istemedim.

Neden?

Bir defa insanların dilden dile söylediği gibi kola reklamını Amerikan malı olduğu için geri çevirdiğim söylemi doğru değil. Böyle saçmalık olmaz. Bindiğim karavanda Alman malı. Böyle saçmalık olmaz. Kapitalizm hayatımızın içine girdi. Bu duruma şuan ki koşullarda engel olabilmek mümkün değil. Ben sadece müziğin dışında iş yapmak istemediğim için o teklifi reddettim. Yoksa biz de kola içiyoruz. Bu konuda saçmalamaya gerek yok. Eğer konserlerimde müziğin içinde olduğu bir reklamsa olabilir. Mesela konser turnemin sponsoru olabilir. Ama ben kalkıp da “Komşular gelin kapak açıyorum altından şu kadar kontör çıkıyor” diyemem. Mümkün değil. Kabul etmedim doğrudur ama bunu ben afişe etmedim. Reklamdan komisyon alacak bir şirket ya da o görüşmeleri yapan kişi Pepsi'ye kızıp bu durumu basına sızdırdığı için bu olay ortaya çıktı. Böyle şeyleri söylemek hoş değil. Para konuşmak hoş değil. Teklif gelir gelmez onlar doğal şeyler. Müzik dışında başka bir iş yapmak istemiyorum da. Yapmamda. Herkes işini yapsın.



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim