• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 26 °C
  • İstanbul 30 °C
  • Ankara 29 °C

YAĞMURUN SELE DÖNÜŞMESİ

Mustafa Namdar

Gökyüzündeki bulutların gözyaşları gibi yeryüzüne dökülen damlalar, toprağı yumuşatarak kabartıyor. İçince sakladığı tohuma can verip, meyveye dönüştürüyor. Her şeyin kararında olması mutluluk ve bereketi beraberinde getiriyor. Ya fazlası? Yağmurun fazlası tohumu sakladığımız toprağı da alıp götürüp tohumu vatansız yapıveriyor. Bu durum yüce Yaradan’ın insanlara bir mesajı olmalı. “Benim yarattığım evreni kendi haline bırakmaz, yer yüzü örtüsünün dengesini bozar, toprağın tutunduğu çayırı çimeni, ağacı fidanı yok ederseniz, doğanın dengesini bozarsanız gazabım böyle olur” der gibi ikaz ediyor olmalı.

İnsan öfkesi de böyle. Her cismin bir dayanma gücü, esneme payı, kopma noktası, uzama sınırı vardır. Bu özellikler düşünülerek işin uzmanları aklın öngördüğü bir dizi kuralları, matematiksel hesapları ortaya koyarak, yapılacak her işin projesinde taşıyacakları yüklerin hesabıyla kullanılacak her işin projesinde taşıyacakları yüklerin hesabıyla kullanılacak malzeme ve kesit ölçüleri belirlenir. Olsa olsa metoduyla emniyet gerilmesi, kat sayı hesaplaması yapılmaz…

İnsan öfkesi de kontrol altına alınmadığında, felaketler birbiri peşine geliyor. Felaketlerin yaşanmaması için konuşma dilimizi düzeltmemiz gerekiyor. Güzel, anlaşılır, bir dille aramızda iletişim kurmamız gerekiyor. Derdini, meramını anlatamayan insanlar nasıl ki işi yumruğa dökerek kavga ediyorsa, benim dediğim doğru mantığı dayatması da, toplum içinde kavgaya dönüşüyor.

Eskiler ne güzel söylemişler, ‘Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.’ Yılan nesli tükendi de tatlı dili kullanan insanlar ortadan kayboldu. Günümüzdeki restleşmeler, “Ben güçlüyüm ne dersem o olur, benim dediğim doğrudur. Herkes bana biat edecek” mantığı ile aklı bir tarafa iterek herkes kendi göbeğini keser oldu. Nerede kaldı eskilerin meşveret dediği, yenilerin ortak akıl diyerek bir araya gelmeleri? Nerede kalıyor, ilahi adalete, toplumsal barışın sağlanmasında başvurulan beşeri adalete saygı?

Bizim görevimiz kanayan yarayı kaşımak mı olmalı. Çıkan yangına elimizde benzin bidonuyla mı koşmalıyız? İnsanları senden benden diyerek ayrıştırıp bölmeye, parçalamaya çanak mı tutmalıyız? Ne oldu bize? Her ateşi söndürmeye gidenin elinde bir avuç barut. Ateş hiç sönmüyor. Neden? Koca bir imparatorluğun nasıl dağıldığını yazan tarih Türkiye Cumhuriyeti’nin hangi koşullarda nasıl kurulduğunu da yazıyor. İnsanlar üretim kulvarında bilim adına koşarken biz birbirimizle kavga ediyoruz neden???

Bu yazı toplam 679 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim