• BIST 82.828
  • Altın 147,822
  • Dolar 3,8219
  • Euro 4,0676
  • Bolu 1 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara 3 °C

Yakışanı bulma yarışı-5

Mustafa Namdar

Program aksamadan yürüyordu. Daha önceki yıllardaki oradan oraya koşma sıkıntısı yaşanmıyor gibiydi. Gene de aile bireylerini fiziksel yapıları dikkate alındığında, “Nasıl program nedeniyle yoruluyor musunuz?”diye sorduklarımdan aldığım cevaplar olumluydu. Çok güzel. Çok mutluyuz. Yorulmuyoruz diyorlardı.

19 Mayıs Cuma günü saat 10.00’da Halkevi’nde “Sanat Etkinliği” ile günün programına start verildi. Vakıf Mütevelli Heyeti, aile bireyleri ve halktan insanlardan oluşan kalabalık bina içine girmeden adı sanat sokağı olan bu yerde dışarıda sabah sohbetine başladılar. Eşitlik ilkeleri içinde, sosyal adaletin göstergesi der gibi konuklara simitle çay ikramı yapıldı. Daha sonra salonda hazırlanan soyut resimlere ait sergi gezildi. Samimi bir muhabbetin sonunda saat 11.00’de Yrd.Doç.Dr. Leyla Alpagut’un Bolu Belediyesi Merkez Toplantı ve Konferans Salonu’nda “İzzet Baysal: Yurtsever bir Mimarın Öyküsü” adlı konferansa geçildi.

Salona girdiğimizde, sanki Sn. Alpagut yalnız bırakılmış gibiydi. Bir gün öncesi tanık olduğumuz kalabalık yoktu. Bizlerin gelişiyle 20-25 kişilik bir izleyici gruba anlattı çok iyi hazırlandığı konuyu. Burada kendi meslek grubuna giren mühendis ve mimarların da günahı olmalıydı. Bu konferansta İzzet Baysal’ın mimar olarak bilinmeyen yönleri arşivlerden taranıp çıkarılmıştı. O dönemin Ankara’sında 25, İstanbul’unda 135 mimarının bulunduğu bir zaman diliminde Bolu’dan çıkan ilk mimar olduğunu öğreniyorduk.

Akademide okurken hocalarının notlarını ilk ele geçiren kişiydi. Vehbi Koç’la çok iyi komşuluğu olan biriydi. İstanbul’da Araplar’dan aldıkları arsa üzerine birlikte bina kurmuşlar. Denizden borularla su getirip havuzlarını doldurmuşlar. Bunları öğrendik. Bu arada çok iyi dostlukları olan Koç’u duvar anlaşmazlığı yüzünden mahkemeye vermiş. Hak yemeyen, hakkını da yedirmeyen Baysal, yanlış değerlendirmeler sonucunda Vehbi Koç’a geçen 1 metre genişlik, 300 metre uzunluktaki Vehbi Bey’den mahkeme kararıyla geri almış. Dostluk bozulmuş mu? Hayır. Aksine aynı karakterdeki insanları birbirine biraz daha yaklaştırmış.

Vehbi Koç’la ilgili bir başka anıyı da Sn. Ahmet Baysal anlattı. Sarıyer’de bulunan Kocataş suyunu getirmişler birlikte evlerine. Suyun çıktığı yerde bir tevsi sistemi yapmışlar. Suyun %60 Koç’a, %40 da İzzet Baysal’a ait olacak şekilde. Zamanla su boruları çamurla dolar, temizlik ve bakım işlerini Koç’un adamları yapar ve faturayı da yarı yarıya keserek Sn. Baysal’a gönderirlermiş. Ancak %60-%40’lık paylarına göre hesap yapılarak ödeme yaparmış Sn. Baysal.

Saat 16.00’da METEF FUARI Açılışı’na geliyoruz. Açılışta son anda programda yer alan Mesleki Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü’nün ülke genelinde Mesleki Teknik Eğitim okullarında uygulamasını başlattığı “Proje tabanlı beceri yarışması”nın ödül töreni var. Bu konuda fazla birşey yazmak istemiyorum. Tören sırasında yaşananları ve çevremdeki konuşmaları içimde saklamak istiyorum. Ödül töreninin düşünülen zamanı aşması nedeniyle, Mesleki Teknik Öğretim Kurumlarının, Halk Eğitim Merkezlerinin, Mesleki Eğitim Merkezlerinin yaptığı yöresel el sanatları ve atölyelerinde ürettikleri ürünleri doya doya inceleyemeden jet hızıyla geçip “Düğün ya da davul” adlı tiyatroya biraz da geç kalarak gitmek zorunda kalındı.

Hani turizm konusunun her gündeme gelişinde yöresel el sanatlarının konuşulduğu olay, Metef fuarında açık pazar olarak gözler önüne serilmişti. Orada kapatıldıkları mekanlardan çıkarılan el tezgahlarında dokunan harika bezler, desen desen Türk motiflerinin işlendiği kilimler. Okulların atölyelerinde yapılan ince işlemeler. İlmik ilmik oyalar, boncuklarla yapılan model model takılar, makina parçaları, mobilyalar, deri malzemeler, elektrik ve elektronik aletler, cihazlar. Görülmesi gezilmesi gereken gerçekten emeğin alın teriyle yoğrulduğu sonra aklın beceriyle birleşip ortaya çıkarılan eserler. Laf değil, iş üretiminin sergilendiği pazar yeri. Belki de birçok görülemeden geçilip gidilen bir fuar konumunda kaldı. Halk memnundu. Gerçek değerlendirmeyi halk yapıyordu ama, notu veremiyordu. Amirlerinin tebessümünü görmek alın teri dökenlerin de hakları olmalıydı.

19.05.2006

Bu yazı toplam 212 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim