• BIST 93.616
  • Altın 209,603
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • Bolu 0 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 0 °C

YAKLAŞAN KADİR GECESİ VE YEŞEREN ÜMİTLERİM

Hasan Dinç

 

Bizde “Her geceyi Kadir, her geleni Hızır bilmek” gerekir diye bir söz vardır. Kadir gecesi bütün Müslümanlar için ibadetle değerlendirilen ve diğer gecelerden farklı idrak edilen bir gecedir. Ancak Kadir gecesi diğer gecelerin içinde saklanmış, kesin olarak bilinmeyen bir gecedir. Ramazan ayı içinde olduğu,, Ramazan ayının tek geceleri içinde bulunduğu söylenilmiştir. Peygamberimiz tarafından Ramazan ayının son on günü içinde ve tek gecelerde olduğu rivayet edilmiştir. İslâm ulemasının kahir ekseriyetiyle de Ramazan ayının 27. Gecesi olduğu kabul edilmiştir.

Kadir gecesi Mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerimde adına bağımsız bir sure tahsis edilmiş şerefli bir gecedir. Bu surede Kadir gecesi “Biz Kur’an-ı Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Rablerinin izniyle Cebrail ve melekler o gece her türlü iş için art arda iner. Tan yeri ağarıncaya kadar bu gece selamettir” ifadeleriyle tanıtılmaktadır. İşte bu nedenle Kadir gecesi müminler tarafından diğer gecelere göre daha farklı olarak değerlendirilir, huşu içinde sabaha kadar ibadet edilir ve büyük mükâfatlar kazanıldığına en içten bir şekilde inanılır. Mukaddes kitabımızda bu şekilde tanıtılan ve övülen Kadir gecesi bütün müminlerin özenle kutladıkları ve çeşitli ibadetlerle değerlendirdikleri bir gece olarak dikkati çekmektedir. Büyük küçük, kadın erkek hemen her inananın camilere koştuğu bu gecenin ilk saatlerinden itibaren dini vaaz ve konuşmalar yapılır, Teravih namazının ardından kılınan tesbih namazı,  okunan mevlid-i şerifler ve kılınan nafile namazlar bu gecenin bilinen ibadetleridir. Camilerin ışıklandırıldığı, minarelerin mahyalarla süslendiği bu gece gerçekten inanan her müminin gönül aydınlığını eliyle yakalayacak kadar hissettiği bir rahmet gecesidir.

Çok küçük yaşımdan bu yana oruç tutmayı, teravih kılmayı, din adamlarının konuşmalarını dinlemeyi arzuyla isteyerek yapmışımdır. İslâm diniyle ilgili ilk bilgilerimi Cuma, bayram, kandil ve değişik zamanlarda yapılan konuşmalardan edinmişimdir. Dini inançlarım bu konuşmalarla şekillenmiştir. Daha sonraları dini kitaplar alıp onları okumak önemli alışkanlıklarım arasına girdi. Kitapları okudukça tereddütlerim artmaya, dini bilgilerim hakkında şüphelerim uyanmaya başladı. Kitaplardan okuduklarımla din adamlarından duyduklarım arasındaki çelişkiler beni doğruları aramaya yönlendirdi. Öğretmenliğimin ilk yıllarında sorarak öğrenmekten ziyade okuyarak öğrenmeyi tercih ettim. Tefsirler, ilmihaller ve her konuda yazılmış dini kitapları okumayı bilhassa İslâm tarihi ve bu tarih içindeki Türk tarihi ile ilgili yazılmış kitapları edindim. Belli bir program dâhilinde olmasa da bunların hemen hepsini okudum. Geçte olsa şu gerçeği gördüm ki çocukluğumdan beri din adamlarından İslâm adına duyduklarımla, okuduğum kitaplarda anlatılan İslâm arasında uçurumlar var. Tefsirlerde tanıtılan Kur’an kaynaklı İslâm ile din adamlarından dinlediğim İslâm arasında önemli farklılıklar var.

Sene 1999. Bir Kadir gecesini Yıldırım Beyazıt camisinde geçirmeye karar verdim. Akşam iftarını yaptıktan sonra aceleyle ve hızla yürüyerek camiye girdim. Çok erken davrandığımı camiye girince anladım. Camide benden başka henüz kimse yoktu. En önde bir yere oturarak huşu içinde sessizce beklemeye başladım. Kısa süre sonra müminler gelmeye ve cami dolmaya başladı. İsmini şimdi vermeyeceğim bir vaiz kürsüye çıktı ve konuşmaya başladı. (Bu kişi uzun zaman sonra şimdilerde yine camide konuşma yapıyor) Kısaca Kadir gecesinden bahsettikten sonra ülke gündemindeki konulara geçti. O sırada merhum Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk ve Prof. Dr. Zekeriya Beyaz Hocaların gündeme taşıdıkları konular konuşuluyordu. Onlara göre kadınlar da camiye gelerek cemaatle namaz kılabilirler, Kadınlarda Cuma ve cenaze namazına katılabilirlerdi. Bu hak ve ruhsat kadınlara İslâm dini tarafında verilmişti. İşte hoca konuşmasında bu konuyu ele aldı ve kısaca bu iddiada bulunanları kâfirlikle, dinsizlikle itham etti. Hızını alamadı bu muhterem insanlara din düşmanı, İslâm düşmanı, Peygamber ve Allah düşmanı dedi. Bu ithamları duyunca kendimden geçmiş ve herkesin duyacağı bir şekilde “Ovhaa” diye bağırmıştım. O gün hocanın kendisi de dâhil olmak üzere çevremde bulunan herkes benim bu hakaret içeren sözümü duymuş fakat kimse tepki vermemişti.

Zaman geçmiş önce Diyanet İşleri Başkanlığı Yüksek İstişare Kurulu toplanmış ve Merhum Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk Hocanın gündeme taşıdığı bu ve buna benzer diğer konuları bir, bir görüştü. Hepsinin doğru ve İslâm’a uygun olduğunu tasdik ve kabul etti. Şimdilerde bütün camilerimizde kadınlarımızın cemaatle namaz kılabilecekleri bölümler yapıldı. Her vakitte hangi camiye gidersem gideyim bu muhterem kadınlarımızı huşu içinde namaz kılarken görmekten derin bir huzur duymaktayım.  Böylece kadınlarımıza mukaddes dinimizin hak olarak verdiği cemaatle namaz kılmak, Cuma ve cenaze namazlarını kılmak ruhsatı iade edilmiş oldu. Kadınların okuma ve ilim sahibi olmalarına, onların günlük hayata katılarak çalışmalarına, sosyal hayatımızın vazgeçilmez bir parçasını oluşturmalarına dinimiz cevaz verirken din adına birileri bu hakları kadınlarımıza neden çok görmüştür.  Bu haklı talebi dile getiren Müslüman din âlimlerini aforoz edercesine din ve Allah düşmanı ilân etmeye yeltenmiştir. Bunu samimi bütün Müslümanların düşünme zamanı gelmiştir.

Şimdilerde Merhum Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk Hocanın açtığı yoldan yürüyerek Müslümanları mukaddes kitabımızın aydın kuralları içinde irşat etmeye çalışan yetişen yeni âlimleri görmekten, onları televizyon programlarından her akşam izlemekten derin bir mutluluk duymaktayım. Parayla transfer yaparak yüksek meblağlarla bu programlara çıkanları bir tarafa bırakırsak dinimiz adına ümitli olmamız gerekir.

Çarşambayı Perşembeye bağlayan Kadir gecesine işte bu duygularla ve yeşeren ümitlerimle giriyorum. Bütün müminlerin Kadir gecelerini de tebrik ediyorum. Herkesi bu gecede Yüce Allah’a el açarak milletimizin birlik ve kardeşliği, vatanımızın bütünlüğü ve devletimizin kıyamete kadar varlığını ve tekliğini sürdürmesi için dua etmeye davet ediyorum.

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 1991 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim