• BIST 1.808,79
  • Altın 702,32
  • Dolar 12.744
  • Euro 14.3897
  • Bolu 10 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 10 °C

Yaklaşık dört yüz yıllık bir gelenek; panayırlarımız

Cevat Özsoy

Yaşamayanlar için biraz garip gelebilir; ama köyde geçen çocukluğumun da unutmadığım anılarından birisi de Bolu Panayırıdır. Tıpkı, özlemle beklediğimiz bayramlar gibi, panayırı da gün sayarak beklerdik. Bu özlemimizi, 7 gün süren panayırın ancak son günü köyden şehre inerek giderebilirdik.. Bolu merkezde bir yakını olup Pazar günü panayıra gelenler, iki gün panayır havası almanın ayrıcalığını yaşarlardı. Bu hevesle, Pazartesi yerine Pazar günü panayıra gelip, akşam olunca kalacağım yer olan amcamın evini bulmakta epey zorlanmıştım. Karanlık mahalle de epey tur attığımı hatırlıyorum. Çocukluk işte…

Şimdi düşünüyorum da, hangi saik bizleri Bolu Panayırına katılmayı özlem haline getiriyordu, bilemiyorum. Belki de köydeki monoton hayat, panayır gibi farklı ve renkli bir ortamı cazip haline getiriyordu. Zincirli uçan daireler, dönme dolaplar, atlıkarıncalar, kapalı ortamın silindir şeklindeki dimdik duvarlarında yüksek sesle yarış yapan motorlu sürücüler, çadıra ücretle girenlere gösterilen Arslan gibi birkaç yabani hayvanlar hafızam da kalan etkinliklerdi. Yiyecek olarak ta biraz sert cevizli helva ve köfter panayırın olmazsa olmazı idi. Çocukluğumda, tüketmediğimiz için, pek hatırlamıyorum; ama sonradan öğrendiğime göre, kuzu etini kuyuda kızartarak müşterilere sunulan“PİRAN” da panayırın önemli sembollerinden biri imiş. Panayırın son yıllarında bizde bu lezzeti tatma imkânı bulmuştuk…

16’ncı yüz yıldan beri ülkemizin birçok ilinde kurulan ve köylülerin kışlık alışverişini yaptığı veya üreticilerin yetiştirdiği ürünlerini satma imkânı bulduğu bu panayırların sayıları giderek azaldı. Bazı illerde festival ve fuar formatına dönüşse de, Bolu’da tamamen kaldırıldı.

İlçelerimiz de ise bu panayır geleneği fasılasız devam ediyor.

Biz geleneksel bir kültürün geleceğe taşınmasını önemli görüyoruz.

Yanlış bilmiyorsam, İlçelerimizden Gerede ve Dörtdivan da on beş gün arayla iki sefer kuruluyor.

Bu ilçeler de, yine benim hafızam da kalan, yayla ve köylerde yetiştirilip

 Taş fırınlarda nar gibi kızartılan kazların satılması…

Ta yetmişli yıllar da, Dörtdivan ilçemizin kanat önderlerinden ve aynı zaman da banisi bulunduğu Kuran Kursunun sorumluluğu üstlenen Merhum Ömer Tetik Hocamız, bizlere her panayır döneminde kaz ikramında bulunurdu. Kalabalık yer sofrasında soğanla beraber tükettiğimiz o kazların lezzetini unutamıyorum. Zaten Dörtdivan panayırı deyince o günler ve o ortamhafızamda hemen canlanıyor.

Bir dostum “bu Pazar Gerede’nin sın panayırı” dediğinde, şaka yollu “ artık bize bir kaz ikramında bulunursun” de dedim “inşallah” dedi: ama pek ses çıkmayınca, damadım ile beraber Gerede yoluna koyulduk. Damadımız bir dostuna telefon edip “KAZI” ayırttı.

Bu güne dek hiç gitmediğim Gerede Panayırı oldukça kalabalıktı. Pandami döneminde belki de ilk defa böylesi bir kalabalığa karışıyorduk. Fazla beklemeden, birkaç alışverişten sonra, sipariş ettiğimiz kazı da alarak geri döndük.

Bura da şunu açıkça itiraf edeyim ki, yıllar önce benim hafızamda kalan tat ve lezzeti bu sefer bulamadım.

Düşünüyorum da, bu gün Kars ve köylerinde 400 binden fazla kaz üretilip tüketiciye sunuluyor. Bu konu daKars ilinin ülkemizde hatırı sayılır bir ünü var. İnsanlara kaz eti için ta Kars’a tur düzenliyor. Köklü bir geleneğe dayanan Gerede ve Dörtdivan için de neden aynı şey yapılmıyor. Bizce bunun tek sebebi, insanların beğenisini kazanacak evsafta bir ürünün sunulamaması….Hâlbuki Kazlar kesilmeden önce 1, 1,5 ay özel besiye çekilmesi gerekiyor ki beklenen ürün elde edilebilsin. Bu yapılmayıp işin kolayına kaçılınca beklenen verim elde edilemiyor. Netice de üretim mahalli kalmaktan öteye geçemiyor.

Öncelikle Karslılarını bu işi nasıl başardıkları araştırılmalıdır. Tabi iki bu iş yetkililere düşmekte...Üreticiyi bilgilendirilelim ki, bu kaz konusunda en az Kars kadar biz de varız diyelim. Ve böylece köyler de kaz yetiştirici kadınların kesesine hatırı sayılır bir para girsin

Kalın sağalacakla…

MEVLİD kandili

Bu akşam mevlit kandili… Yani bizim Müslüman olmamızı, basit sıradanlıktan kurtarıp eşref-i mahlûk vasfına ermememizi sağlayan Peygamberimizin doğum günü…

Bu günde kendisini yâd edip beraber olmaya çalışalım. Zaten beraberiz de bu geceye daha fazla ihtimam gösterelim.

Geceniz mübarek olsun!

 

 

Bu yazı toplam 972 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim