• BIST 97.533
  • Altın 146,268
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Bolu 14 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 11 °C

Yangına körükle gidenler

Mustafa Namdar

            23.04.2004

Yaşadığımız 1944-1957-1967 depremlerinde ya iletişim bu kadar güçlü değildi, ya teknoloji böylesine gelişmemişti. Ya insanlar birbirini üzmemekte daha hassas davranıyor, morallerin bozulmamasına özen gösteriyorlardı. Veya deprem olayını dünyanın sarı öküzün boynuzları üzerinde durmasına bağlıyor, bilimselliği dikkate almadığından olayları tevekkülle karşılıyor, çözümü dualarda bulup rahatlıyordu. Bu millet Jeoloji Mühendisini, Jeofizikçiyi, yerin altına ait bilgiyi, yer bilimciyi 17 Ağustos, 12 Kasım depreminden sonra öğrenip tanıdı. Tanıdı da ne oldu? Önce bu işin uzmanları kendi alanlarındaki bilimsel tartışmaları toplum önünde tartıştı. Kafalarımızda karmaşa yaratılmasına neden oldular. Kafalarımızın karışmasıyla da kalmadık, hepimiz bu konunun uzmanı olduk, her depremin sonunda ahkam kesip senaryolar üreterek yangına körükle gidip insanların dünyalarını kararttık. Yetmedi, yaşam kaygısı içinde olan moralleri bozulmuş insanların zaaflarından yararlanarak rant sağlama ahlaksızlığına başladık.

Neymiş efendim? Kulaktan kulağa yayılan bir fısıltı, “Bu deprem öncü, arkasından daha büyüğü geliyormuş.-Bu akşam sakın evlerinize girmeyin, çok şiddetli deprem olacakmış.-Kriz Masasından açıklamışlar, evlere girilmesin.-Yok beldenin başkanı açıklamış, sakın ha bu akşam evlere girmeyin.” İyi de kardeşim bu haberin kaynağı ne? Böyle bir haber açıklandığında genele ilan edilemez mi? Okullar tatil edilmez mi? “Vallahi orasını bilmem, çok önemli yerden telefonla bildirdiler.” Ucu taa Kandilli Rasathanesi’ne, Deprem Dede Işıkara’ya kadar uzanan fiskoslar. Ya hayvanların hareketliliği bu söylemlerin kanıtı. Ya da aksakallı bir dedenin evleri dolaşıp söyledikleri veya Ayşe Ninenin rüya yorumu.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, deprem bölgelerini gezerek çadır satışları için pazar peşinde koşan sahtekarların ürettiği dedikodular? Bu dedikodulara gösterilen itibar ve şehrin boşalışı, ailelerin huzursuzluğu. Peki ne zamana kadar nereye gidecekler bu insanlar? Dünya sallanıyor, nerede rahat huzur var?..

Bu ülkenin deprem kuşağında olduğunu beşikteki çocuk öğrendi de biz hala öğrenemedik. Bilimsel araştırma sonuçlarına göre büyük bir depremin ardından 150-200 yıl aynı şiddette deprem olmadığını, ancak küçük ölçekli depremlerin olabileceğini anlata anlata insanlar yoruldu, bizim de beyinlerimiz oyuldu. Hala kendimizi inandıramadık, dedikodu üretiyoruz.

Sanırım Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Afet İşleri’nden gelen Sn. Ramazan Demirtaş’ın açıklamalarından sonra panik halindeki insanlarımız rahatlamıştır. Bir korkumuz vardı 7 km uzunluğundaki Elmalık fayının kırılmadığına ait. Orada da bir hareketlilik yokmuş. O durum da kesin bir dille açıklandı. İşin teknik ayrıntıları bir yana, Sn. Demirtaş diyor ki, Bolu ovasının toprak yapısı nedeniyle kısa kısa fay ağları var. Bunlar zaman içinde kırılacaktır. Bunların şiddeti de hiçbir zaman büyük boyutlarda olmayacaktır, rahat olun. Ve gene diyor ki; ey Bolulular, rahat olun, en az 200 yıl Bolu’da büyük deprem olmayacaktır. Böyle bir risk yok!

Bu rahatlatıcı bilgilendirmeye neden olan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi’ne bağlı Bolu temsilcileri mühendislerimize ve Sn. Ramazan Demirtaş’a teşekkür ediyoruz.

Bu yazı toplam 268 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim