• BIST 106.843
  • Altın 142,580
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 20 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 26 °C

Yanlışı Doğru Zannetmek

Aykut Karagüzel

Konfüçyüs'e sordular:

— Bir memleketi yönetmeye çağrılsaydınız yapacağınız ilk iş ne olurdu?

Büyük filozof şöyle cevap verir:

-- Hiç şüphesiz, dili gözden geçirmekle göreve başlardım…

Ve dinleyenlerin hayret dolu bakışları arasında sözlerine şöyle devam eder:

-- Dil kusurlu olursa, sözcükler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılmazsa, yapılması gereken şeyler doğru yapılmaz. Ödevleri gereği gibi yapılmazsa töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk, ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. İşte bunun içindir ki, hiçbir şey dil kadar önemli değildir.

…………

Bilmem aydınların dil konusunda neden bu kadar hassas davrandıklarını anlatabildim mi? Hiç düşünmüş müydünüz, dilin bir toplumun düşünce gücünü, adaletini, geleceğini bu derecede etkileyebileceğini.

Ben öğretmenlik hayatım boyunca hiçbir zaman İngilizce öğrenmenin karşısında durmadım. Karşısında durmanın da yanlış olduğuna inanan bir insanım. Tabiî ki ihtiyacı olacak insanın İngilizce öğrenmesinde bir fayda olduğuna inanan bir kişiyim. Ancak her zaman için karşısında durduğum nokta İngilizce eğitim olmuştur. Bu konuda da defalarca şikâyet edilmişimdir. Neden mi? İnsanların İngilizce eğitim ile İngilizce öğrenimi arasındaki farkı anlayamamasından kaynaklanmaktadır.

Bu köşeden daha önce de seslenmişimdir. Benim düşünceme göre dil ve eğitim konusunda son yıllarda yapılan en güzel çalışma liselerdeki hazırlık sınıflarının kaldırılması olmuştur. Çocuklarımızın bir yılları heba ediliyordu hiç yere. Sonunda da İngilizce öğrenebilseler içim yanmaz.

İngilizce öğretmeni arkadaşlarımızla sohbetlerimizde hep şunu derler bize: “Hocam, adam/bayan eylemin ne olduğunu bilmiyor ki ben buna eylemin İngilizcesini anlatayım. Sözcük dağarcığı dersen sıfır. Gel de buna İngilizce öğret.”

Siz hiç Türkçeyi güzel konuşuyor diye bir çocuğa “Aferin!” denildiğini gördünüz mü? Ama İngilizceyi –tarzanca da olsa- konuşmaya çalışan çocuklarımızı başka bir havayla çıkarırız misafirlerimizin karşısına. Hemen patlatırız bombayı.”Amcası benim kızım/oğlum var ya çok iyi İngilizce konuşur. Hadi oğlum bir konuş da dinlesin amcaların.” Çocuk dillenir, hemen bülbül gibi şakımaya başlar: “Thank you my father. I love your, my bulls uncle.” Bir alkış tufanıdır kopar bizim üçkâğıtçı evlat için. Amcaları ona aferinler sıralarken o da köşesine çekilmiş kıs kıs gülmektedir şey(!) amcalarına.

14.04.2010


Bu yazı toplam 1114 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim