• BIST 89.764
  • Altın 145,200
  • Dolar 3,6300
  • Euro 3,9131
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 16 °C

YARGI REFORMU – ÇELİŞKİLER – ADALET

Mustafa Öz

 

   Ülkemizde gelişen ve değişen şartlara göre; idare hukuku ve kavramlar yenilenememektedir. Örneğin bilişimde ( Bilgi Teknolojisi ve Transferinde) gelinen sonuç itibariyle bir sürü BİLİŞİM SUÇU doğmuş bu suçların KANUNCA düzenlenmesi daha yeni yapılmış ve yapılacaktır.

   Mülkiyet açısından bakıldığında; Ülkenin Tapu Kadastrosunun bitirilmemesinin vatandaş ile Devlet arasında: Vatandaşın- Vatandaşla sorunlarının çözümünü güçleştirmekte davalar 20–30 hatta daha çok sürmektedir.

   Son yıllarda ihtisas mahkemelerine ( aile mahkemeleri, çocuk suçları mahkemeleri gibi) yönelinmiş olsa da YARGI çok ağır işlemekte ve hantal bir yapıda bulunmaktadır.

   Özellikle ceza mahkemeleri usul kanunu ve tebligat kanunundan gelen ciddi sıkıntılar vardı. Bu sıkıntılar dikkate alınarak bu yönde KANUNİ değişiklikler yapılması yararlı oldu.

   Ancak mahkemelerin sayısının ve personelinin yetersizliği, bölge İSTİSNAF mahkemelerinin olmaması nedeniyle her kararın neredeyse YARGITAYA taşınması, bölge idare mahkemelerinin verdiği karaların tarafsızlık ve idari hukuka uygunluk açısından tatmin edici bulunması nedeniyle DANIŞTAYA talepte bulunulmasından dolayı da: Yüksek mahkemeler SIKIŞMIŞ kararlar gecikmektedir. Bu gecikmeler den dolayı bir çok dava zaman aşımına uğramış: HAKSIZLIKLAR artmış. PKK ve Hizbullah sanıkları bitmeyen davalar sonunda TUTUKLULUK süreleri dikkate alınarak salıverilmiş KAMU VİCDANI ADALETE olan güven açısından ciddi yara almıştır.

   Yerel mahkemelerin sayısı, personeli ( hâkim ve savcısı) yetersiz olduğu gibi. Köhnemiş, despotik yargılama metotları kullanılmakta. Davalar da kamu yararı, kamu vicdanı, toplumsal tatmin hususlarına dikkat edilmemektedir. Adliyeler fiziki kapasiteleri, mahkeme salonları itibarıyla yetersizdir. Yargılama daha demokratik ve ifade özgürlüğü içinde yapılmalıdır.

   Ceza davalarının kısa sürede neticelendirilmesi için: delillerin eksiksiz, yansız toplanıp mahkemeye intikali sağlanmakta, gecikmelerle deliller karartılmakta yeni suçlar oluşmasına zemin hazırlanmaktadır. Delillerin toplanması DOSYANIN KISA sürede ikmali için ADLİ KOLLUK kuvveti kurulmalıdır.

ÇELİŞKİLER

 

   Yargı REFORMU denince: Kanuni düzenleme eksiklikleri, mahkemelerin fiziki yetersizliği, hâkim ve savcıların SİYASET ÜSTÜNLÜĞÜ (tarafsızlığı), yaptıkları göreve uygun insanı ve sosyolojik özellikleri, dosya delillerinin kısa sürede toplanmasını sağlayacak düzenlemeler. Yerel mahkeme- bölge istinaf mahkemesi YARGITAY ilişkisinin hukuki acıdan net bir şekilde düzenlenmesi.

   İdari mahkemeler ve DANIŞTAY ilişkisinin hukuki açıdan düzenlenmesi. Anayasa mahkemesi ve sayıştayım yetki ve sorumluluklarındaki belirsizliklerin düzenlenmesi ve anlaşılması gerekirken maalesef bu yönde topyekun düzenleme yapmak yerine palyatif çözümlerle yitirilmektedir.

   Siyaset makamı özellikle iktidar: Adalet reformunu köklü bir değişim süreci olarak ele almak yerine kendine engel gördüğü kurumları uyumlaştırma yönünden ele almakta bu düzenlemeler ise adaletin kısa sürede yansız tecellisine bir katkısı olmadığı gibi yargının siyasi iktidarın emrine girdiği tartışmalarını arttırmaktadır.

-Hâkimler ve savcılar yüksek kurulu düzenlenmesi

-Yargıtay’a ve danışta ya yeni daireler ilave edilmesi

- Anayasa mahkemesinin yapısının değiştirilmesi

-Sayıştay’ın denetimlerinin bazı yerlerde sınırlandırılırken bazı yerlerde demokrasi sopası gösterilerek zorlanması Sayıştay üye seçim metotlarının düzenlenmesi piramidin üstünün tanzimine yönelik siyaset kokan düzenlemeler olarak değerlendirilmektedir.

 

ADALET

- İnsan olan her yerde suç vardır. İnsan olan her yerde suç varsa suçun adil bir şekilde cezalandırılmadı da olmalıdır. Dünya görüşü ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun, toplumsal statüsü ne olursa olsun herkes adalet önünde eşit ve tarafsız bir konumda olmalı. Yargılanırsa adil yargı sonucu ceza alacaksa olmalı. Adalet bekliyorsa da adalet tecelli etmelidir.

- Ülkemizde demokrasi var deniyor. Ama demokrasileri var kılan adalet ve ona bağlı yürüyen yargı üzerinde çok ciddi toplumsal kaygı var. Yargının kararları, uygulamaları siyasi olarak değerlendiriliyor. Özellikle tutuklamaların cezalandırmaya dönüşmüş olması, delillerin toplanması, karartılmasında vicdanlık ve tarafsızlığın kaybolduğu kanaati.

- Bazı mahkemelerin özel kanun ve işleyişleri nedeniyle demokratik sınırları ve insan hakları sınırlarını, tarafsızlık özelliklerini kaybeden uygulamalar ve kararlar aldığı tartışmaları çok yüksek seviyede ve toplumun büyük kesimini kapsayacak ölçüde yapılıyor. Ateş olmadan duman çıkmayacağına göre, bir yerde bir ateş var demektir. Toplum yargı konusunda adeta kamplaşmıştır. Bu kamplaşma sonucu yargılamadan yargısız infazlar başlamıştır. Mahkemelerin alacağı kararlar sonucu ne olursa olsun bu kamplaşma nedeniyle bir tarafta kabul görürse, diğer taraf kesin siyasi ve tarafsızlık dışı olarak değerlendirilmektedir.

-Bu durumda siyasetin beklentileri kısmen gerçekleşmiş olsa, halk yargıya güvenini kaybeder. Yargı mensuplarına güvenini kaybeder.

- Olayı birde toplumsal inanç sistemimiz içinde değerlendirirse; inanan insanın inancının temel gereği olarak ADALETİ SAĞLAMAK, ADALETLE HÜKMETMEK zorunluluğu vardır.

-Siyasi ikbal, kişisel çıkarlar, bir yerlere tabi olmak, onun bunun adamı olmak, bir yerden emir alma, bağlantılı olmak mutlak adalet tecellisini engellememeli engellettirmemelidir. Engelleniyorsa geriye ‘ İLAHİ ADALET ’ kalır. O adalet ise hiçbir şeyden etkilenmez. İnandığı halde adaletsizliğe hükmedenlere herhalde uygulanacağı ceza ise diğerlerinden farklı olur!

-Hazreti Ömer (S.A) adalet timsali bilinir! O diyor ki: ‘ YÖNETİCİLER ADALET ÜZERE YÖNETİM YAPTIKLARINI SANIP ADALETSİZLİĞE HÜKÜM VEREBİLİRLER, ÇOĞUNLUKLADA BUNUN FARKINDA OLMAZLAR’. Mağrur olanlar, bencillik sahipleri, kin ve nefret duygusu taşıyanlar bu özdeyişi içselleştirsinler.

- Geçmişte o bana yaptı şimdi sıra bende, yada herkes ne yaptı ne olmuş yani diyemezsiniz… Bu KUL HAKKIDIR BEYLER!

 

18.02.2011

Bu yazı toplam 1091 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim