• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Bolu 1 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -2 °C

YARGININ ADİL OLMASI KAMU VİCDANINCA DA KABUL EDİLEBİLİR OLMASI GEREK

Mustafa Öz

Ülkemizde kuvvetler ayrılığı ilkesi benimsenmiştir. Bu nedenle: Yürütme, Yasama, Yargı ayrı ayrı çalışır. Yargı bağımsızdır. Bağımsız olmalıdır. Gerek ülke içinden gerekse ülke dışından zaman zaman yargıyı etkileme, siyasallaştırma çabaları dün de bugünde olmaktadır. Siyasi iktidarlar yürütme ve yasama faaliyetlerini daha bağımsız ve denetimsiz yapmak istediklerinde yargının müdahale etmesini pek içlerine sindiremezler. Bu nedenle de yargıya Atamalarla, Ödeneklerle veya halkın önünde yüklenerek bir baskı oluşturmaya çalışırlar. Demokrasinin en temel ilkesi hukuk rejimi olmasıdır. Yani Demokrasilerde hiçbir güç hukuk arayışlarının önünü tıkayamaz tıkamamalıdır.

    Kanunlar toplumda huzursuzluğa kaosa yol açacak şekilde düzenlenmemelidir. Yargı kanunları uygularken, adil ve kabul edilebilir sonuçlar doğuracak kararlar vermelidir. Aynı konu ile ilgili ayrı ayrı ve çelişkili kararlar yargıya güveni azaltmakta ve tartışmaya sebebiyet vermektedir. Her adli yıl başlangıcında yargı yetkilileri bile mevcut duruma ciddi eleştiriler yönetmektedirler. Ancak bu eleştirilere rağmen kanunların uygun hazırlanması ve yargının adil olmasının önü de tam açılamamakta bir anlamda ADALET KAOSU yaşanmaktadır.

DANIŞTAYIN SON KARARI

    Danıştay görev alanı dışında inancından dolayı başına türban (Başörtüsü) bağlayan öğretmenin okuluna müdür olarak atanamayacağı kararı vermiştir. Kararın gerekçesinde de öğrencilerine kötü örnek olma ihtimaline hükmetmiştir. Kötü örnek toplumsal açıdan değerlendirildiğinde: toplumca kabul edilmeyen ahlakilikten uzak uygulama olarak bilinmektedir. Başörtüsü takmak toplumda ne geçmişte, ne de bugün ahlakilikten uzaklaşma olarak algılanmamaktadır. Kamuda görev alanı içinde çalışanların kılık ve kıyafetleri tarif edilmiştir. Görev alanı dışında insanları kalıba koyma, şekil ile bağlamanın demokrasi ile, adil bir yargı sonucu ile ilgisi kabul edilebilirliği yoktur. Ülkemizde yeni hazımsızlıklara, tartışmalara yol açmaktan toplumda kırılganlığı artırmaktan başkada bir işe yaramaz. Bu karar alınırken LAİKLİĞE vurgu yapılıp despotizmin önü açılamaz. Kaldı ki LAİKLİK inançsızlık değil din ve vicdan hürriyetinin karşılıklı korunması geliştirilmesidir. Türkiye de bazı kavramlar halkın aleyhine kullanıldığı, yorumlandığı için TOPLUMSAL UZLAŞMA ve buna bağlı GÜVEN tesis edilememektedir. İnsanımız devlete, adalete, siyasete güven duymadığı içinde umutsuz ve mutsuz olmaktadır. Mutsuzluk kasten yapılıyorsa millete garez var. Bilmeden veya birilerine çanak tutmak için yapılıyorsa hıyanet var demektir. Asıl olan milletin mutluluğu, refahı, adaletin sağlanması olduğuna göre; Her kurum, müessese, kişi, kişiler, milletlerin değerlerine sahip çıkmalı, millete rağmen tepeden inmeci kararlarla yeni oldu bittiler kaoslar yaratmamalıdır. Çağdaş demokrasilerde insanların hem bedenleri, hem beyinleri ipotekten kurtarılmıştır. Bu karar uygulandığında insanımızı sokakta, evinde de takip gerektirecek; bu nedenle KAMU VİCDANINCA kabul edilmesi mümkün olmayan tartışmalı bir karar olarak kalacaktır.

USLUPTA ÖLÇÜ

    Milletimizin büyük çoğunluğunun inancı islamiyettir. İslam barış ve kardeşlik, huzur, sükun dinidir. Peygamberimiz İSTİŞAREYE çok önem vermiştir. Karşılıklı görüşmek, fikir alışverişinde bulunmak uzlaşma, ortak akıl oluşturma için şarttır. Uzlaşmak için üslup çok önemlidir. Özellikle topluma yön veren, toplumun idaresine soyunmuş, göz önündeki idareci, siyasetçi gibi kişilerin her konuştuğuna, ağızdan çıkan kelimelerin uzak ve yakın anlamına çok dikkat etmesi gerekir. Televizyonlardaki dizilerde rol alan oyuncuların hareketleri konuşmaları nasıl taklit ediliyorsa, yöneticilerin siyasetçilerin hareketleri de izleniyor. Taklit ediliyor. O nedenle özellikle siyasetçiler hoşgörülü, Türkçe'yi iyi konuşan, kibar örneklik özelliği olan davranış içinde olmalıdır.

    ''Üzüm Üzüme baka baka kararır.''

    ''İmam ............. yaparsa Cemaat ne yapar.''

    ''Balık baştan kokar.''

    Son dönemde idarecilerimizde, siyasetçilerimizde halkın önünde ARGO kelimelerle ve el kol hareketleri ile konuşulmaktadır. Konuşulan konuya derinlik kazandırmak isteniyorsa, beden dilinin daha güzel örnekleri de var. Neden onlar kullanılmıyor ..! Üstelik halkımız bu tür konuşmaları ve hareketleri de tasvip etmiyor. Millete layık olan güzel üsluplarda buluşulup meramımızı daha iyi anlatırız. Daha iyi anlaşılırız.

17.02.2006

Bu yazı toplam 314 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim