• BIST 97.988
  • Altın 242,791
  • Dolar 6,2605
  • Euro 7,3554
  • Bolu 20 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 24 °C

YARGININ RAHATSIZLIĞI

İlhami Candemir

 

 

    Sayın okuyucular, yalnız bizler değil dünya alem biliyor ki Türkiye’de yargı RAHATSIZ. Bu kelime hem bizatihi yargının sağlıklı olmadığını(rahatsızlığını) ve hem de dış etkenlerin müdahalesinden duyduğu huzursuzluğu(rahatsızlığı) içermektedir. İzaha çalışalım;  Bu Akp iktidarı var ya sanki yasa ve mevzuat fabrikası. Dur durak bilmeden TORBALAR dolusu kanun, KHK, yönetmelik vs mevzuat değişiklikleri yapıyor. Bunları takip edebilmek adeta olanaksız hale dönüştü. Avukat olduğumu bilen bazı dostlarım ve tanıdıklarım zaman zaman hukuki sorular sormaktadırlar. Onlara” Vallaha  ben avukatlığı bırakalı 5 yıldan fazla oldu.Bu süre zarfında kanunların hepsi değişti, ben de sizin gibiyim diyorum.Ha bu arada dini eğitim görenler aklıma geldi, onlar ne kadar şanslılar,Kuran’ı hatmediyorlar,ölünceye kadar bildikleri ile geçinip gidiyorlar.Gerçi sayın Cumhurbaşkanımız dini bilgilerinizi güncelleyin dedi ama bakalım bunu nasıl yapacaklar göreceğiz. Yukarıda değindiğim  bu mevzuat değişikliği fırtınasından, bir süre önce basın toplantısı yapan Yargıtay başkanı da dert yandı, bu kadar çok ve sık yapılan değişiklikler uygulayıcıları da zora sokuyor dediler. Hiç şüphesiz ki bu durum  gerçek adalete erişimde zorluklar yaratıyor. Bu, yargının birinci  rahatsızlığı. Gelelim ikinci rahatsızlığına;  Birkaç gün önce  Beştepe’ de 1236 hakim ve savcı için  kura töreni düzenlendi. Sayın Cumhurbaşkanımız yargının tarafsız ve bağımsızlığından, haktan, hukuktan adaletten söz ettiler.Bu sözler –bir hukukçu olarak-beni ziyadesi ile memnun etti. Peki söylem güzeldi ama biraz da eyleme bakmamız gerekmez mi?Vallaha eylem yani uygulamalar pek iç açıcı değil.  Bunu sadece ben değil AİHM kararları söylüyor, yapılan kamuoyu araştırmaları söylüyor. Ortalıkta, yargıya güvensizliğin yüzde seksenlere ulaştığı görüşleri dolaşıyor. Yine kura törenine dönersek törene cübbeleri ile katılan hakim ve savcı adayları, Cumhurbaşkanı’nın önünde(karşısında)  ayağa kalkarak alkışlamışlar. Vay efendim sizler tarafsız ve bağımsız olduğunuz halde bunu nasıl yaparsınız diye acımasızca eleştirildiler. Cübbelerinize ilik açtırın,düğme diktirin gibi söylemlere maruz kaldılar. Sayın okuyucular, sizler ne derseniz deyin ama o ortamda ve onların durumunda ben de olsam kalkardım ve alkışlardım. Tabir caizse çiçeği burnunda olan,  güvenlik soruşturmasından “olur” alabilen  adeta sırat köprüsünden geçmişçesine sevinerek o mertebeye ulaşabilen o adaylardan bunu beklemek yani ayağa kalkmamalarını ve alkışlamamalarını beklemek en hafif tabiri ile saflıktır, eleştirmek ise insafsızlıktır. Her şeyin  zamanı ve ortamı vardır. Diyelim ki önde oturan bürokratlar veya AKP üyesi olup da savcı ve yargıçlığa atananlar ayağa kalktılar,  diğerlerinin kalkmamak suretiyle oluşacak manevi yükü veya muhtemel baskıyı hissetmemeleri mümkün olabilir miydi? Bence olamazdı.  Sayın okuyucular, biliyoruz ki yasama, yürütme ve yargı biri birinden bağımsızdır. Yani ERKLER arası eşitlik söz konusudur. Ben de olsam kalkardım demekle bu gün Türkiye’de “erkler arası eşitliğin olmadığını” yargının siyasetin baskısı altında ezildiğini anlatmaya çalıştım. Devam edelim; Sonra kura çekiminde bazı hakim ve savcı adaylarının AKP üyesi oldukları eleştiriliyor. Ha bu eleştirilere can-ı gönülden katılırım.  Denilecek ki eeeee üye olmuşsa ne olmuş. Sayın okuyucular, o hakimler ve savcılar ne kadar adil karar verirlerse versinler onun daha önce bir siyasi parti mensubu olduğu anlaşıldığında karar -sırf o nedenle- davayı  kaybeden  tarafın  içine sinmeyecektir.  Alın size yargıya yönelik bir eleştiri konusu daha. Bu duruma bir de hakim ve savcı açısından  bakalım;  Ben derim ki mensubiyet(ilgili olma durumu) duygusu vicdanı etkiler mi etkilemez mi?Genel kabul etkiler yönündedir.Genel kabul diyorum ama tabii ki istisnalar da olacaktır ama bizleri ilgilendiren genel kabuldür diyorum.Genel kabul böyle olmasaydı davalarda tanıklara ve bilirkişilere çekilme hakkı, çekilmemeleri durumunda karşı tarafa itiraz hakkı tanınır mıydı?İşte bu durum da yargıya yönelik eleştirilerden bir başkası.

           Bu kura çekimine katılan  hakim ve savcı atamalarında AKP ye üye olan avukatların dahi   hakim ve savcı olarak atandığı keza  Danıştay Başkanının kızı kurada Elazığ’ı çektiği halde gitmeden Yargıtay tetkik hakimliğine  terfi ettirildiği yönünde yoğun eleştiriler karşısında  hemşehrimiz HSK başkan vekili sayın Mehmet Yılmaz  açıklama yaparak(bu açıklamayı neden adalet bakanı yani HSK başkanı yapmadı onu da anlamış değilim)her şeyin KANUNLARA göre yapıldığını söylediler.Yargıyı bu eleştirilerden korumak adına hiç olmazsa bir tek de  CHP ye üye olan avukatı hakim veya savcı yapsaydınız olmaz mıydı diye soruyorum.Yine “her şey kanunlara göre yapıldı” dediler.Bana göre asıl olan yapılanın kanunlara göre değil hukuka,hakkaniyete göre yapılmasıdır.İşte bu ve buna benzer tasarruflar Yargıyı örseliyor.Yargıyı gözümüz gibi korumamız gerekir ki bunu bizler değil sizler yapacaksınız sayın başkan vekili.

           Sayın okuyucular, bir de hakim ve savcıyı kim atadı diye onları rencide edici düşüncelerle karşılaşıyoruz.  Kim atarsa atasın, elbet birisi atayacak.Bu yöndeki eleştirilere katılmam, ancak  birisi tarafından  atanan hakim ve savcı  “adamına göre karar verirse” işte o zaman eleştiriden de öte yargıda yangın var derim. Peki yargıda yangın var mı diyecek olursanız duman! gördüğümü söyleyebilirim.

          Gelelim bir başka konuya,”demir tavında  dövülür” derler,ben de tavı geldiği için son günlerdeki akaryakıt zamlarına bir iki satırla değinmek istiyorum;  AKP lilere diyorum ki;Bu Suriye olayı Türkiye’nin bütçesini sarstı, yeni gelir kaynakları gerekir.Bu akaryakıta  devamlı  zam yapmakla olmaz,bunu sadece akaryakıt kullananlara yüklemek haksızlıktır.Gelin nasıl geçmişte bir (ÖİV) özel iletişim vergisi  yani deprem vergisi konulmuş ve halen ödenmeye devam ediliyorsa şimdi de  terörle mücadele devletin bekası meselesi olduğuna göre vatandaşların da seve seve ödeyeceği bir “terörle mücadele vergisi” koyun ki hiç olmazsa bu yükü yaygınlaştırarak hakkaniyetli bir iş yapmış olursunuz diyorum.

         Hoşça kalın.

                                                                                İlhami Candemir

Bu yazı toplam 667 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim