• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 18 °C

Yaşamdaki önceliklerimiz

Aykut Karagüzel

Merhaba Değerli Dostlar,

İnsanoğlunun hayattaki öncelikleri vardır. Hiç düşündünüz mü, bunlar nasıl oluşur, kimler tarafından oluşumuna karar verilir bu önceliklerin? Ve ben, daha bir yığın soru işaretleri beynimin içinde birbirlerini kovalarken, yaşamdaki son önceliğimle yüz yüze geldim bir anda.

İlk öncelik hiç şüphesiz ki, annelere aittir. O, her şeyi bilir, her şeyi düşünür ve her zaman yanımızdadır. Bir anlamda ona öncelik tanımamamız bizim en büyük hatamız olabilir. Çünkü insan geçim kaynağına asla sırtını dönmemelidir amma da materyalist bir yaklaşım oldu benimki de. Kulağımıza ninnilerimizi fısıldayan, kendi acı çekse de bizim için tüm acılara göğüs geren, saçlarımızı koklamasıyla, tenimize ürkekçe dokunuşuyla bir melektir o.

Önceliğimizin ikinci sırasında babalar bulunur. Ağır adamlardır vesselam. Ama nedense ileriki yaşlarımızda, bizleri yetiştirenleri düşünürken çok geç gelir aklımıza babamızın yaptıkları. Çocukluk ve gençlik yıllarımızın para makineleridir onlar. Öyle karta, şifreye ya da bankamatiğe gerek yoktur. İki yanağını sıkın, biraz da naz yapın göreceksiniz banknotların elinize tutuşturuluşunu. Bazen de ceplerindeki son paradır bize uzatılan; adi, pis kâğıt parçaları. Para sözcüğünün adından bile nefret eder oldum, şu kapitalist dünyanın uşaklığında.

Sizin hiç ablanız oldu mu bilmem ama benim hayatım boyunca önceliğini hissedeceğim bir ablam var yaşamımda. İnanın değeri bilinmeyen gizli annelerdir onlar. Zamanla anlarız onların ne denli önceliği hak ettiklerini.

Yaşımız yedi olmuş ve artık okullu olmanın zamanı gelmiştir. İşte o anda önceliği bambaşka biri alıverir farkında olmadan. Ne ailedendir o, ne de akrabadandır. Ancak bir anda onun doğruları ile değiştirilir evin kuralları.

Anne ve baba içeriden seslenir:
Geç oldu; saat dokuz, yat artık çocuğum.

Hayır, yatmayacağım şimdi. Öğretmenim saat dokuz buçukta yatın, dedi.

Baba oradan kükrer:
--Başlarım senin öğretmenine!…

--Üüüvvveeeee! Benim öğretmenime küfür etti bu adaaam!

Baba, gariban ve duygusal bir ses tonuyla gönlünü alır yavrucağın:
Aman çocuğum, ben hiç öyle der miyim? Ben annene, haberler ne zaman başlayacak? dedim.

Evet, artık öncelik sıramızda öğretmenlerimiz vardır. Yer ve zaman önemli değildir. Onlar ne derse, o olur. Artık öncelikler de farklı şekiller almaya başlar lise yıllarımızda. Eğer erkeksek hele bir de delikanlı bir yanımız da var ise bambaşka olur kız arkadaşlarımızla bir çay içebilmenin keyfi. Kâh yağmur altında bekleriz elimizde bir demet papatya ile onları; kâh bir otobüs durağında, son otobüsün de duraktan ayrılışına aldırmadan, ekilmenin tadını çıkara çıkara bekleriz sevdiceğimizi. Eğer kız isek durum biraz değişir o zaman. Düşünürüz gece gündüz naz yapmanın yollarını ve de umarı olmayacak isteklerimizin beynimizde listelenişini. Uzaktaysa yavuklumuz  hele bir de askerdeyse işte o zaman gözümüz yaşlı, yüreğimiz kanlı yanık türküler yakmasını öğreniriz anamızdan, ablamızdan. Vesselam, sevdiğimiz alır yaşam önceliklerimizdeki padişah koltuğunu. Gün gelir, evimizin hanımefendisi/beyefendisi oluverir daha önceden hiç tanımadığımız bu müstesna insanlar. Almayız, alırız; yemeyiz, yediririz; sevdirmeyiz, severiz onları…

Yaş, yavaş yavaş kemâle ermiştir artık. Bir de bakarsınız ki, dokuz ay bekleme hayali kaplamıştır sizi. Telefonlar açarsınız eşe dosta, çocuğum oluyor diye. Artık öncelik sırası eşinizin karnıdır. Yere bir şeyler düşse hemen ani bir hamle ile alıverirsiniz yerden düşen nesneyi. Düşünürsünüz eşiniz eğildiğinde bebeğiniz de olumsuz etkilenecek diye durumdan. Çabuk geçer aylar. Ve beklenen an gelmiştir.

Kucağınıza verirler henüz mısır koçanı boyundaki yavrucağınızı. Tuhaf tuhaf bakışırsınız önce, ardından da ilk soruyu patlatırsınız biraz aptalca bir ifadeyle:

Bu çocuk benim mi şimdi?

Dersiniz, nedensiz bir şekilde. O andan itibaren tarifi imkânsız duygular kaplar yüreğinizi. Duygulanırsınız, ağlayamazsınız. Haykırmak istersiniz belki de hayata:

--Heeeey! Bu benim yavrum! Benim canımı, benim kanımı taşıyor.

İşte bundan sonraki yaşamınızın tamamına bir ambargo konulmuştur. Artık öncelik sırasını alabilecek başka bir varlık olmayacaktır dünyada sizin için. Artık öncelik de odur, sonralık da odur.

Sevgili eşimle birlikte kucağımızdan hiç düşürmediğimiz önceliğimizin tüm çocuğu olmayan insanlara da Yüce Allah'ın nasip etmesini diliyoruz. Bu yazımı da, yaşamımdaki tüm önceliklerime ve son önceliğim sevgili kızım Gökçenil'ime adıyorum…

10.01.2008

Bu yazı toplam 778 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim