• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara -1 °C

YAŞLININ KARA KALEMİ

Mustafa Namdar

Bir tohum düşer ana rahmine. Canlanır, hayat bulur ana kanıyla. Tohum büyür, büyüdükçe yaklaşır dünya ışığına. Gövde olur, dal olur kucaklaşır ağlayarak dünya gerçeğiyle. O ağlarken güler ana babalar, dostlar, akrabalar. O ağlar belki görür sonun başlangıcını, insan doğar, büyür ve ölür. Doğa kanunudur bu, doğulur ve ölünür. Burasına laf yok der de aklına takılan doğumla ölüm arasındaki çizginin bilinmezliğidir onu ağlatan. Çocukluk, gençlik çalışma hayatı. Hay huyla geçen bir yaşam. Bedene yüklenen yılların kamburu büyür ha büyür, çekemez olur ağır yükü çeken beden ve bedeni taşıyan ayaklar… Bedeni saran kollar…

Çizgiler oluşur dallarda, gövdelerde, derin çizgiler. Boyalar eski canlılığını, tazeliğini, parlaklığını kaybetmiştir. Saçlar aklaşır, beden sararır, dökülür olmuş meyve gibi dişler. Bir makinenin şarj motoru gibidir bellek. Basarsın şarja almaz, çalışmaz motor. Gıv gıv da gıv gıv. Eskiler unutulur, yeniler unutulur. Kök toprağın karanlığında salınmıştır dört bir yana ama, nedense besleyemez gövdeyi. Yaşlandı denir, yaşlandı artık düştü elden ayaktan denir. Çoğu kez unutulur varlığı. Çoğu kez, ders alınmaz yaşadığı hayat hikayesinden. Devir dünkü devir değil, değişmiştir dünya. Uymaz dünün ayarı bugüne. “Sen otur şu köşede, karışma her şeye” denir, rahat etsin istenir. İyi de can çıkmayınca bedenden gören göz, bulanık olsa da bakmak ister çiçeğe böceğe. Dokunmak ister, kadife yumuşaklıklara, koku almak ister, çiçeğin tohumundan…

Bir el uzanır, sosyal yaşamın içinden. Yaşlıyı hayata ısındıran, onu yaşama bağlayan. Bir el uzanır, yeteneği ortaya çıkaran, beceriyi kullanıp somut ürünlerin meydana çıkmasını sağlayan. Bir el uzanır, durma noktasına gelen belleğin zembereğini kuran. Bir el uzanır, paslanan eklemleri yeniden hayata geçiren. Bu el devlet eli olur. Bu el bilimin sıcak eli olur. Bu el sivil toplum kuruluşlarının eli olur. İşte o sıcak eli gördüm Karaçayır Sağlık Ocağı’nda bulunan yaşlılar evinde. Yaşlı bakımı yaşlılar evi diye Vali Sn. Ali Serindağ tarafından projelendirilip AİBÜ Sağlık Meslek Yüksekokulu, o dönemin müdürü olan Prof. Dr. Sn. Feray Gökdoğan tarafından yürütülen Yaşlılar evi…

İlaç yazdırmaya gitmiştim. Sağlık ocağı girişi kara kalem resimlerle dolu. Önce Ruh ve Sinir Hastalarının diye, sonra bir okul diye düşündüm. Hemşirelere sordum: “Bu resim sergisi kimin?” Yaşlılar için iki aylık bir kursta yapılan kara kalem resim çalışmalarının sergisi dediler. Hemen hepsi 65 yaş üstü yaşlıların becerileriydi bu güzel resimler. Hemşire Göktaş, Nermin Yektur, Beyhan Hatice Tuncer anlatıyordu emeğin, ilginin karşısında alınan ürünün onurunu, gururunu, anlatıyorlardı mutluluk içinde. Haftada dört gün yürüyüş. AİBÜ Beden Eğitimi son sınıf öğrencilerine ziyaretinde, iki gün beden eğitimi çalışmaları ve ihtiyaca göre sağlık sohbetleri. Karaçayır’daki bu etkinliklere başka bölgelerden gelenler de varmış.

İşte insanları kendi dertlerini düşünmekten kurtaran güzel bir örnek. Yaş ne olursa olsun, ihtiyarlık fobisine kapılmadan bu yaşta bizim de yapabilecek, bir şeylerin ucundan tutabilecek, işe yarayan bir tarafımız dercesine yapılan çalışmalar. Yaşlılara sağlıklı ömür dilerken onları kutluyor, emeği geçenlere yürekten teşekkürler diyorum.

Yaşlılığın sigortası gibi güzel bir çalışma…

26.05.2010


Bu yazı toplam 529 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim