• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 4 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 3 °C

YAZARLIK VE YAZMAK

Mustafa Öz

 Ülkemizde okuma ve yazma alışkanlığı geri kalmış 3.dünya devletleri seviyesinde. Eğitim sistemimiz, aile alışkanlıklarımız, görsel ve yazılı medyamız maalesef okuma ve yazma alışkanlığımızı teşvik etmiyor. Magazin kültürü ve kültür kirliliği (TELEVOLE KÜLTÜRÜ) ile 200 kelimelik sözcük dizini içinde konuşuyoruz. Dağarcığı bu kadar kelimeden oluşan insanların yazması ve okuması da mümkün olmuyor.

    Yazı yazanın ne yazdığı, hangi Tükçeyi (arapça, farsça ağırlıklı mı, yabancı dil ağırlıklı kelimeleri mi) kullandığı belli değil.

    Okumayan ve yazmayan toplumumuzda, eline kalemi alıp yazı yazan insanları her şeye rağmen kutlamak gerekiyor...!

    Yazarın düşünürün yazdıklarıyla hem kendini hem de okuyucusunu tatmin etmesi lazımdır. Toplumsal sorumluluk bunu gerektiriyor. Çoğu zaman yazılanlarla yanlış hedefe atış yapılabilir. Okuyucu yazılanı yanlış anlayabilir. Bazen de bu yazar benim zihnimi okumuş da yazmış, ben yazsaydım da bu şekilde olurdu dediği olur...! Yazmak iyisiyle kötüsüyle bilmediğin, görmediğin insanlarla paylaşmaktır. Sırdaşlıktır. Arkadaşlıktır.Rekabettir, size içten içten kızgınlık beslemektir. Kıskançlık duygusunu depreştirmektir. Yeni düşünce ufku yaratmaktır. Ülkemizde profesyonel anlamda yazan ve düşünenlerin sevenleri kadar sevmeyenleri de var. Yazmak ama nece yazıyor olmak bu da çok önemli. Kendi toplumumuzun kültürüne inançlarına, sorunlarına, gülmesine ağlamasına uzak ayakları havada beyni başka yerlerde yazan bir sürü yazarımız var...! Yazmak özgürce yazdığının arkasında durmak VİCDANİ sorumluluğu yok eder mi...? Ben yazdım öyleyse doğrudur denebilir mi.?

    Bu soruların cevabını çoğunu tanımadığımız okuyucunuz verir. Sizi değerlendirir.

    Evimde otururken telefonum çaldı...! Arayan Türk Eğitim-Sen Bolu Şube Başkanı Fikret Bey’di. 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ dolayısıyla yazmış olduğum yazının duygu ve düşüncelerine TERCÜMAN olduğunu yönetim kurulu olarak topluca öğretmenlik mesleğinin sorunlarına sahip çıktığım için teşekkür ettiler.

    Beni yetiştiren öğretmenlerime karşı duygu ve düşüncelerimi içimden geldiği gibi bu toplumun içinde yaşayan biri olarak yazdım. Yazmaya da devam edeceğim. İşte yazmanın güzelliği ve sorumluluğu...!

GENELKURMAY BAŞKANLIĞI’NIN AÇIKLAMASININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ...!

    Türk Milletini ve onun son sığınağı olan Anadolu'yu yok etmek için uğraşan güçler hiçbir şeyden, hiçbir zaman yılmadılar. Siyasileri, bürokratları iş adamlarını özellikle de SÖZDE AYDINLARI etkilediler. Satın aldılar, kullandılar, kullanılmalarına sebep oldular. Zaman zaman Türk ordusu içine de sızıp en çok ordumuzun milletine bağlılığını; Cumhuriyeti ve onun değerlerini gözetip kollama görevini bir türlü sulandıramadılar. Ama uğraşıyorlar. 1920 yılında başaramadıkları SEVRİ AMERİKANIN himayesinde kurdurulan KÜRT DEVLE-TİNİN AŞİRET REİSİNİN anayasasına <<SEVR SİYASAL HEDEFLERİMİZ ARASINDADIR>> DİYE KOYDURUYORLAR AB'nin genişlemeden sorumlu adamı LOZAN'ı tartışmaya açıyor. Doğuda bazı vilayetlerde FİİLEN PKK ve uzantısı HADEP vasıtasıyla devletin yerine FEDERASYON uygulaması konuyor. Türkiye'de PONTUS, PATRİKHANE, ERMENİ SOYKIRIMI KONULARI AB adına Tahkir ve RENCİDE edecek şekilde tek yanlı ele alınıyor. Sorumlu mevkilerde ses yok..!

    Özellikle 2004 yılından bu yana her gün vatan evlatları şehit oluyor. Birileri bu evlatları cepheye bir hiç uğruna sürüyor..! (Bölücülük, terörle mücadeleyi siyasi anlamda bıraktığımız ortada iken; fiilen PKK Federasyonu uygulanırken) sürmeye devam ediyorsa..! Amerikancılık Siyasi İkbal lafları ortada dolaşıyorsa eylemsizlik içinde birkaç lafla yapılan açıklamalar, milleti tatmin etmemiştir. Silahlı kuvvetlerin yönetim kademesi İhtilal dönemlerinde bile bu kadar acımasızca eleştirilmemiştir. İhtilal yapmak ayrı bir şeydir. Ama ülkenin iç ve dış siyasetinde HAYATİ ÖNEMDE HADİSELER olduğunda susmak, pasif kalındığı izlenimi vermek ayrı şeydir. Demokrasi milletimizin vazgeçilmez yaşam biçimidir. Ancak millet varsa yaşam biçimidir.

    Liberal politikalar ikbal ve istikbal peşinde koşma işi Türk ordusunu da kuşatırsa, bu millet kime nasıl güvenecektir. Elbette Türk Milletinin bir parçası olan ordumuzun içinden de ÇÜRÜK YUMURTALAR çıkabilir. Önemli olan bunları görüp ayıklayabilmektir. Milletin mütedeyyin olan kitlesini üzecek şekilde baş örtüsü konusunda beklenenin üzerinde hassasiyet gösteren kumanda kademesi İÇ ve DIŞ SİYASET İPOTEKLERİNE KARŞI SESSİZ KALIYORSA, hala şehit cenazeleri bir bir gelmeye devam ediyorsa, şapkasını önüne koyup bir kez daha düşünmelidir. Düşünmek kuvvet kullanmak değildir. Milletin hislerine tercüman olmaktır.

    Genelkurmay son açıklamasıyla kişisel ön yargıları bir nebze aydınlatsa da, MİLLETİN YANAN BAĞRININ ATEŞİ SÖNMEMİŞTİR...! TÜRK ORDUSUNUN PASİF, ÇEKİNGEN KAFASINA ÇUVAL GEÇİRİLEN SİYASETİN GÖLGESİNDE KALAN, KALDIRILAN POZİSYONDA GÖSTERİLMEYE ÇALIŞILMASI ORDUMUZA ZARAR VERMEKTEDİR..!

    İÇ VE DIŞ DÜŞMANLARIN hatta malum siyasetçilerin beklentisi budur. AB'ye bütün umutlarını bağlayan TESLİMİYETÇİLER'den bir kısmının umutları. 1. beklentileri AİHM kararıyla ellerinde patlamıştır. 2. beklentileri de ellerinde kalacak bu millete MANDA ve HİMAYE ile kefen biçmeye kalkanlar bölmek için her türlü pisliği kullananlar hüsrana uğrayacaktır...! Yani tarih tekerrür edecektir. Kim için...? İbret almayanlar için..!

02.12.2005

Bu yazı toplam 311 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim