Yaşam; yetenek ve zekayı, kullanabilme alanlarına göre şekil alır.
İnsan enerjisinin; eğitim, kültür, sosyal ve ekonomik şartlara göre kullanılma
biçimi, yaşamı renklendirir, çeşitlendirir.
Bu anlamda zeka ve yeteneklerini, yaşamı çeşitlendirme, renklendirme ve yaşanır
kılmak için kullananlar, hangi meslek dalıyla uğraşırlarsa uğraşsınlar, mutlu,
sağlıklı ve önyargısız bir felsefenin havuzunda yaşarlar.
Hayatı tekdüze, olağan, ritimsiz ve statik yaşayan, farkında olmayan ve farklı
olamayan insanlar, Amerika’nın keşfini çok büyük bir olay; dolayısıyla
yerlilerin topraklarını işgal eden ve koloniler halinde yerleşen şimdiki
sahiplerini, tabiidir ki pek önemserler.
Onların icraatlarını, yediklerini, içtiklerini ve giydiklerini yakından takip
ederler.
Yaşantıları başkaları tarafından çerçevelenen, moda renkleri başkaları
tarafından belirlenen, giysileri başkaları tarafından tasarlananlar, yaşamın
gerçek kimliğini görmekten yoksun kalabilirler.
Yaşamın tadını, renklerini, heyecanlarını, dostluğu, saygı ve sevgi sözcüğünü
yüreklerinde yaşayanlar; kendi özgün dünyalarını, Amerikanın keşfinden daha çok
ciddiye alırlar.
Sokakta başıboş dolaşan hayvanın bir dokunuşa, kıraç toprakların bir tohum ve
ağaca, köprü altındaki çocuğun bir barınağa, balık ve yengeçlerin berrak nehir
suyuna, insanların temiz şehir suları içmeye ihtiyaçları olduğunu iyi bilirler.
Yaşantılarını, düşkülerini ve edindiği itiyatların farkında olan, bu alışkanlık
ve özelliklerini kendi birikimleri ile birlikte toplum için rezerve eden,
yenilikçi, barışçı, ülkesini, insanını ve de çevresini seven insanlar, bu
özelliklerini topluma deşifre etmek sorumlulukları vardır.
Bu sorumluluk bazen spor olup; oyun alanında paslaşma, paylaşma veya bir gol
anındaki sevinç gösterisi….
Bazen bir kahvede oyun olup; bir piştinin, okey atmanın, elden bitmenin, yada
mars etmenin tatlı keyfi,
Bazen bir sohbet olup; bir fıkranın kahkahası, geçmişte yaşanılan bir özürü yada
teşekkürü,
Bazen bir sofra olup; kuru fasulyenin yanında böğrüne vurulan acı soğanın mideye
inmeden önceki damak tadı,
Bazen bir sergi, bir festival olup; yaratılan ve yaşanılanların öyküsü, resmi…
Bazen kariyer olup; proje ve/veya üretkenliğin haklı gururu…
Bazen bir gemi olup; hayatın engin denizinde kendini keşfetmenin mutluluğu olur.
Toplumların din, dil, renk ve ırkları ne olursa olsun, yaşam içindeki
birliktelikleri spor salonunda yada futbol alanlarındaki oyuncuların
birlikteliği ile doğru orantılıdır.
Sorumluluk ise her ne şartta ve yerde olunursa olunsun, birikim ve deneyimleri
paylaşmayı, ön yargısız paslaşmayı gerekli kılar.
Şirin ilçemizin geçmişinden geleceğe uzanan Ata Mesleği Aşçılığın bu felsefeyle
bugüne kadar geldiği bir gerçektir. Aşçılığın, hem bir meslek, üstelik de sanat
olduğuna mutlak dikkat edilmeli, sanatçılarımıza saygı duyulmalıdır.
Aile ortamında, toplantı ya da bir tanışmada, yenilen yemeğin, damaklara
bıraktığı tadı, sevgiye, dostluğa ve mutluluğa uzanan birlikteliğin mideden
geçtiğini kim göz ardı edebilir.
Teknolojinin ülkeler arasındaki süratli akışı, yemek alanında da kendini
gösterip, değişikliklere neden olduğu, ayaküstü ve hızlı ortama uygun mönülerin
gündem tuttuğu ortadadır.
Osmanlı’nın mutfağından bugüne kadar uzanan yemek kültürümüz yeni bir değişime,
dünya mutfaklarından etkilenmeye, ustalarımız da bu mutfakları etkilemeye devam
ediyor ve bu süreçte hızla yol alınıyor.
Yüksek aş ve aşevi kültürümüzü yaşanır kılmak ve sorumluluğunu duymak ve bu
konuda hareket etmek bir görev olmalıdır.
Ayrıca Dünya Mutfakları ile yarışmanın, organizasyonlarda yer almanın haklı
gururunu yaşayan ustalarımızla ne kadar övünülse azdır.
Mengen_Bolu ve Türk mutfağının, aşçı ve şeflerinin daha çok tanıtılmaya, her
türlü reklam ve her türlü iletişim aracı ile desteklenmeye ve birikimlerinin
gelecek nesillere aktarmanın kalıcı çareleri aranmalıdır.
Bu mutlaka her Mengenli için bir yaşam biçimi haline gelmeli, getirilmeli,
Aşçılar Festivali de her haliyle çıtası yüksek, aşçı sanatçılarımıza ve bize
yakışan profesyonel bir organizasyona dönüştürülmelidir..
Çünkü aşçı ve şeflerimizin; yabancı dili, dünya mutfaklarından haberi,
uluslararası organizasyonlarda bir yeri ve birçoğunun web siteleri var. Bu
sayabildiğim kendilerini kanıtlayan ve farklı olduklarını, olacaklarını
örnekleyen sadece birkaç özel ayrıntıdır.
Bunun içindir ki; Mengen Mutfak Kültürünü ve gerçek saray mutfaklarından şimdiki
beş yıldızlı saraylara uzanan Aşçılık sanatını, Amerika’nın keşfinden daha
önemli buluyorum.
Çünkü onlar gerçek usta aşçı, birer şef'tir; gerçekten benim, bizim, hepimizin
sanatçı ve kaşif profesyonelleridir.
Onlar yöresel yemek ve memleket sevgilerinin yanına, profesyonel duruşlarını da
ekleyerek başarı grafiklerini sürekli yükselen çizgilere dönüştürmekteler.
Onlar artık Uluslararası platformlarda yol almanın tatlı keyfi ve gururunu
yaşıyorlar.
Onlar sadece Türk Mutfağının değil, Fransız, Çin, İtalyan ve Dünya Mutfaklarının
da yükselen değerleridir..
Onlar için yapılacak her türlü organizasyonların, plan ve projelerini genel
manada paylaşmalı, paslaşmalıyız.
Son olarak,
25.Uluslararası Mengen Aşçılar Festivalinin, Mengen'e, Bolu'ya, yöremize ve
ülkemize katkılar sağlaması dileklerimle; paylaşma_paslaşma becerileri eksik
takım ve toplumların orta sahayı geçmelerinin mümkün olamayacağı fikrimi
paylaşıyorum.
Sevinç ve sağlıklar.
29.06.2009