eryaman escort , ankara escort, ankara escort
  • BIST 108.594
  • Altın 144,463
  • Dolar 3,4942
  • Euro 4,1102
  • Bolu 16 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 20 °C

YES! WE CAN!

N. Gürkan Yetkin

Bolumuz’da bu güne kadar bir çok Vali görev yaptı. Ancak Sayın Halil İbrahim Akpınar gibi bir valiyi ancak yeni gördü. Kendi bünyesinden, halktan biri!

Moşer kalıbına oturmayan içimizden biri. Bir valinin web sayfasında kendini ve düşüncelerini anlatması saşkınlığı geçmeden, geçen hafta ulusal haber kanallarına düşen açıklamaları, bir çoklarının ağzının açık kalmasına sebep oldu.

Sayın Valimizin açıklamalarına doğal olarak malum çevrelerden tepki gecikmedi. Bu tepkilerden bana en tuhaf geleni ise, Valimizin konuşmasını “siyasi” olarak nitelendirip tepki göstermeleri, böyle siyasi bir konuşmayı bir valiye yakıştırmamaları oldu.

Neden mi?

Siyasi konuşmaları sadece, siyasi parti mensupları, seçilmişler, siyaset bilimi ile meşgul olanlar yapmazlar!

Siyaset, Arapça kökenli bir kelimedir; at eğitimi, at talimi anlamına gelmektedir.

[Osmanlı]'da devlet geleneği için siyaset sözcüğünün "meyve" ve özellikle "kuru meyve&" anlamında kullanıldığı görülmüştür.

Yunan siyasal yaşamında ise siyaset, "polis"e veya devlete ait etkinlikler biçiminde tanımlanmıştır. Günümüzde de siyaset kelimesi bu manası ile kullanılmaktadır.

Bu tanımlamaya göre, (siyaset: devlete ait etkinliler) Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu bir Valinin, bir kaymakamın temsil ettiği makam adına söylediği her söz “siyasi” dir. Siyaset denildiğinde; özellikle ülkemizde, akla sadece siyasi partiler ve seçilmişler geldiğinden, aslında çoğu kişi siyasetin manasını tam olarak bilmediğinden, bu tür garip tepkiler de doğal olarak ortaya çıkabiliyor.

Asıl konumuza dönecek olursak, Bolu'muzun Valisi Sayın Halil İbrahim Akpınar, Abant Platformu'nun, ''Demokratikleşme: 12 Eylül'den AB'ye Siyasi Partiler'' konulu bu yılki ikinci toplantısında, katılımcılara ve basın sayesinde haberi izleyen herkese ne demiştir?

''Ülkemiz maalesef demokratik yollarla yapılan bir anayasayla değil de, 1960'dan itibaren içselleştirmek zorunda kaldığımız darbelerin ardından oluşturulan antidemokratik anayasalarla yönetilmek durumunda kaldı'' diyerek sözlerine başlayan Akpınar, bugün demokratik hayatın önündeki en büyük engelin ''hiç şüphesiz, darbeci generallerin anayasası."

Mevcut Anayasa, halkın iradesini pek fazla önemsemeden, oligarşik bürokrasinin vesayetinde sınırlı bir demokrasi öngörmektedir. Temel felsefesi, kurulması hayal edilen, istenilen rejime sadık siyasi partilerin, halkın çoğunluk oyunu alıp iktidara gelemeyeceği varsayımı üzerine kuruludur. Mevcut

Anayasa ve ilgili mevzuat ile “halkın iradesi sonucu oluşan meclisin ve hükümetin elini kolunu bağlayıp, iktidarı bir türlü muktedir konuma getirmeyecek mekanizmalar yoluyla, oligarşik-jakoben bürokrasi hakimiyeti sürdürülmelidir” düşüncesini sürekli hakim kılacak kurum ve düzenlemeler getirilmiştir.

Askeri güç, yürütmesi ve yargısıyla paralel biçimde örgütlenmiştir ve adeta bağımsızdır. Jakoben bürokrasi, hükümeti amiri gibi değil de bayındırlık hizmetleri yapan, memur istihdam eden, harcamalarına kaynak bulan, bütçelemesini yapan muhasebe müdürü gibi görmektedir. Ne kadar para harcarsa harcasın, bunun hesabının sorulmasından da pek hoşlanmamaktadır. Aradan geçen uzun yıllara rağmen, zaten pek de iyi olmayan demokratik hayatımıza tecavüz eden darbecileri yargılayamadık, bu millete reva gördükleri yargısız infazların, işkence ve kötü muamelelerin hesabını soramadık. Düzmece yargılama sonucu katlettikleri başbakan ve iki bakanın acısını bile yüreğimize gömdük. Ülkemizde halkın iradesini bir türlü içine sindiremeyen kişi ve gruplar, içinde bulunduğumuz bu dönemde bile, hala Baas rejimi ya da bir çeşit Pol Pot rejimi özlemiyle Hükümeti devirmeyi, binlerce kişiyi yok etmeyi planlıyorlar. Bu kişi ve gruplar, halkın iradesine karşı plan yapmaktan ne usanıyorlar ne de utanıyorlar.

Bu kesimlerin her türlü kanunsuz, ahlaka aykırı yol ve yöntemi kullanmakta bir sakınca görmediklerini savunan Vali Akpınar, ''Üstelik geçmişte bu işleri yapmış olanların cezalandırılması bir yana, ödüllendirilmiş olmaları bu gibi kişileri teşvik ediyor. Benim çağrım demokrasi, insan hakları, özgür toplum ve evrensel hukuk ilkeleri konusunda mevcut durumu beğenmeyen herkese: “Ülkemizi jakoben bürokrasinin paşa gönlünden koptuğu kadar değil, sonuna kadar demokrasiye kavuşturalım!”

Peki biz demokratik bir anayasaya ve akabinde buna uygun mevzuata sahip olabilir miyiz?' 'Yes, we can! Evet, biz yapabiliriz! Çünkü biz haklıyız.

Ülkemize ve insanımıza çoktandır hak etmiş olduğu demokratik anayasayı ve evrensel normlara uygun hukuk düzenlemelerini getirebiliriz. İnsanımızı 'yarı demokrat, az özgür ülke vatandaşı olma' mahcubiyetinden kurtarıp, 'tam demokrat, en özgür ülke vatandaşı olma' gururuyla tüm dünyada arzı endam ettirebiliriz. Ülkemizi özgür ve huzurlu insanların yaşadığı özgürlükler ülkesine dönüştürebiliriz. Avrupa Birliği yolundaki bir ülke olarak, evrensel hukuk kurallarını sağlayan, demokratik hak ve özgürlükleri garanti altına alan, hiçbir vatandaşımızın etnik kökeni, dini inancı, mezhebi, düşüncesi, kılık kıyafeti vb. nedenlerle horlanmadığı, ayrımcılığa tabi tutulmadığı ya da yüceltilmediği sivil ve yeni bir anayasaya ve diğer hukuki düzenlemelere sahip olabiliriz. Bu ülke hepimize yetecek kadar büyüktür. Ve bu ülke hepimizi mutlu edecek kadar güzeldir.”

Ben bu toplantıya katılmış olsa idim, Sayın Valimizi ayakta alkışlardım. Bu konuşma metninin her kelimesine katılmamak mümkün mü? Eğer bu düşünceyi, bu ülkenin her bireyi ile paylaşmak bir suç teşkil ediyorsa, itiraf ediyorum ki ;Ben de en az Sayın Valimiz kadar suçluyum.

Bolu'da yaşayanlar olarak, bu açıklamanın ardından ne kadar şanslı olduğumuzu görmek ve Sayın Valimize her anlamda destek olmalıyız. Her anlamda ve her durumda yanında olmalı, desteğimizi ve irademizi ortaya koymalıyız! Rahmetli valilerimizden Yazıcıoğlu'ndan sonra gördüğümüz örnek bir vali olan Sayın Akpınar'ın, bu ülke ve bu şehir için yapacağı daha çok iş, söyleyeceği ve anlatacağı daha çok söz var! Yeter ki bizler ona kol kanat gerip, evladımız gibi, babamız gibi veya kardeşimiz gibi kol kanat gerip, sahip çıkalım!

Son olarak anlayan herkese söylemek, hatta haykırmak isterim ki “Yes!We can!If we want!”

23.06.2009

Bu yazı toplam 553 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim