• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 9 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 6 °C

Yeşilin kırmızıya dönüşümü

Mustafa Namdar

Gök mavisi yerini kızıla terk etmiş. Gökyüzünün utancından yüzü kızarmış gibi. Yer yüzeyinin yeşili kabuk değiştiriyor. Duman bulutunun arasında ilerleyen alevler, sadece insan yüreğini dağlamıyor. Alevler, doğa güzelliğinden intikam alır gibi yeryüzünde canlı olarak ne varsa yakıp kül ediyor.

Alevler, gökyüzünde uçan kuşun peşinde yakmak için kovalıyor gibi. Dünya cehennemi bu olsa gerek. Bu cehennem ateşinin ateşçisi ne yazık ki insanlar oluyor. İnsanlar, hayatı sonlandırmanın fermanını yazıyor gibi.

İnsanlar acımasız. İnsanlar zalim. Kimileri mangal keyfinde, kimileri içini boşalttığı şişeyi kırmakla içindeki öfkesini, gamını, kederini dağıtma sevdasında. Kimileri kendini zehirlemekten keyif alırcasına nefes nefes tükettiği sigarasını, gelişigüzel atma bilinçsizliğinde. Kimileri tarlasını, tabanını, otunu, anızını temizleme düşüncesiyle, çaktığı kibritle, börtü böceği yakma aymazlığında sanki birbirleriyle yarış eder gibi. Bir karış toprak için binlerce canı feda ettiğimiz vatan toprağının bitkisini, çalı çırpısını, fidanını, ağacını yakanların düşmandan farkı ne?

İnsanları bilinçlendirmek, aydınların görevi. İnsanları eğitmek öğretmenlerin görevi. İnsanları günahtan koruma bilgilendirmesi din adamlarımızın, imamlarımızın görevi. Yetişmiş halk kitleleri birebir temasta olan imamlarımız, cami cemaatine verdiği vaazlarda, orman yangınlarına ne kadar yer ayırıyor sorgulanması gerek. Her yıl bir önceki yılın kopyası gibi tekrarlanan orman yangınlarında, önlem için alınan çalışmaların sorgulanması gerek.

Cana kıymak, toplu insan katliamı yapmak kadar ağır suçu olması gereken orman yangınlarına neden olanların, nasıl bir ceza ile karşı karşıya kaldığının toplumca bilinmesi gerek…

Eskiden orman içlerinde, yangın gözetleme kuleleri olurdu. Görevli ormancılar, bu kulelerden çevreyi gözetlerlerdi. Şimdi kuleler var da, norm kadro gereği personel mi yok? Her alanda gelişen teknolojide, uzaktan kumandalı elektronik aygıtların olduğu bir devirde, o kulelere mobese kameralar koymak suretiyle, kontrol altına alınamaz mı sorusu akla geliyor. Bütün bunlar varsa, bu güzelim ormanlarımız neden yanıyor?

Gelecek kuşakların emaneti olarak değerlendirdiğimiz milli varlığımızı kül edip, bağrı yanık toprağı mı teslim edeceğiz? Bir tarafta küresel ısınma ve kuraklık endişesi, bir tarafta bu tehlikeli tehdidin sigortası konumundaki varlığı yok etme vurdumduymazlığı. Yeşilin kırmızıya dönüşünü seyretmek ne kadar korkunç, ne kadar üzücü… Sebep olanlar da bu üzüntüyü yüreklerinde hissedebiliyorlar mı acaba? Benimkisi de soru mu? Böylesi bir duyguya sahip olma bilincinde olanlar, böylesi bir katliamın tetikleyicisi olur mu?

Mevcudu koruyamayan insanların ağaç dikme kampanyalarını gözledikçe, bir yerlerde bir yanlışımız olduğunu düşünüyorum. Her şeyin geniyle oynamak suretiyle, değişik ürünler elde eden bilimciler, bugün yanması zor olan ağaç yetiştirirler mi acaba diyorum?

Bu gidişle, gölgesinde soluklanacağımız ağacı aramaktan soluğumuz kesilecek. Bu gidişle, dalına ip atıp salıncak kuracağımız bir dal bulup dinlenme şansımız olmayacak gibi…

27.08.2009

Bu yazı toplam 379 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim