• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Bolu 19 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 20 °C

Yıl 1997

Mustafa Namdar

Yıl 1997. Bolu öğretmenleri için önemli bir yıl. Yer Anadolu Otelcilik Turizm ve Otelcilik Turizm Meslek Lisesi. Takvim yaprakları 11 Mayıs’ı gösteriyor. Bolu halkı için önemli bir gün. İzzet Baysal Şükran Günleri nedeniyle Bolu öğretmenleri adına yemek veriliyor. Sponsorumuz Sn. Latif Yıldız.

1980 ihtilalinde elimizden alınan öz varlığımız öğretmenler lokalimizi kaybetmenin üzüntüsü var içimizde. Rahmetli Cahit Dinçtürk, Sn. Hikmet Manaz, Sn. Yılmaz Özarslan ve ben. Emekli öğretmenler olarak konuşup hayırların efsane ismi Sn. İzzet Baysal’dan öğretmenlere ait bir bina yapmasını istedik…

O günün gelişmelerini Sn. Ahmet Baysal şöyle anlatıyor. Salona geldiğimizde bu gibi davetlerde görmeye alıştığımızdan çok daha fazla bir topluluğun alkışları ile karşılaştık. Salon tıklım tıklım doluydu. Sadece Milli Eğitim Yöneticileri ve okul müdürleri değil, neredeyse şehrin tüm öğretmenleri oradaydı. O anda ne ile karşılaşacağımı ürperti ile hissettim.

Öğretmenler İzzet Babalarından Öğretmen Evi isteyeceklerdi. Yıllardan beri devletten bekledikleri bu haklı ihtiyaçları, daha önce eğitimci mütevellirimiz tarafından bana iletilmiş, vakfın uzun vadede planlanmış Tıp Fakültesi inşaatı dışında, İstanbul’da okuyan Bolulu öğrencilerin yurt ihtiyacı gibi öncelikler olduğundan olumlu cevap alamamışlardı.

Yemek esnasında sahneye hazırlanmış mikrofonda korkuyla beklediğim konuşmalar başladı.

Önceden planlandığı anlaşılan bir sıra içinde öğretmenin biri geliyor, o oturur oturmaz diğeri mikrofonu kapıyordu. İzzet Babalarından, devlet babanın senelerdir evlatlarından çok gördüğü öğretmen evini istiyorlardı. Çok güzel, duygusal konuşmalar yapıldı, şiirler okundu.

Konuşmaların bitiminde salonda derin bir sessizlik, çıt çıkmıyor. Herkes İzzet Baba’nın cevabını bekliyor!..

Sırtımdan soğuk bir terin indiğini hissediyorum. Amcamla göz göze geliyoruz. İşaretle yanına çağırıyor. Kalkıp gidiyorum. Yanındakilerin de duyduğunu sandığım şu kısa cümleyi söylüyor.

“Oğlum öğretmenlerimize bu evlerini yapıverelim.“ (Nasıl Bir Türkiye-Latif Yıldız)

Yıl 2005. Rahmetle andığımız İzzet Baba’nın o gün verdiği sözü vasiyet kabul eden yeğen Sn. Ahmet Baysal, Bolu öğretmeninin devlet eliyle kaybettiği evini Sn. Solmaz ve Ahmet Baysal Ailesi olarak daha modern bir şekilde eğitim ordusunun hizmetine açıyor.

Gerek okullaşma, gerekse eğitim öğretim hizmeti içinde görev yapan başta öğretmen, öğrenci, memur ve hizmetliler için gerekli alt yapı hizmetlerine karşı bizim de görevlerimiz olmalı. Eğitim öğretimde kalite ve başarı, yapılanlara karşı biz öğretmen, öğrenci ve velilerimiz tarafından karşılığı verilmeli. Bizim teşekkürümüz, başarımız olmalı. Ahde vefayı kaliteli eğitimle yerine getirmek olmalı. Baysallar adına, Bolu’da eğitim öğretim diğer illerden daha ileri düzeyde farkı farkettirecek konumda olmalı diye düşünüyorum.

Bolu’da 24 Kasım Öğretmenler Günü bu bağlamda kutlanmalı. Yılın veya yılların hesap bilançosu irdelenmeli, kar zarar hesabı birbirimizi kırıp dökmeden ortaya çıkarılıp konmalı. Bu konudaki ortak paydada öğretmen, öğrenci, veli ve de en önemlisi yönetim profilleri çizilerek içinde bulunduğumuz durumun izdüşümü çıkarılmalı…

Yıl 2008. Atatürkün gösterdiği muassır medeniyet için ilimde, bilimde yolun neresindeyiz? Cumhuriyetin kuruluşundan sonra Milli Eğitimde yaşanan sistem değişimlerinin en yoğun olduğu dönemleri yaşıyoruz. Bu değişikliklerin olumlu olumsuz yönleri bilimsel olarak işin uzmanları tarafından değerlendirilmeli. T.C. Milli Eğitim politikasındaki millilik, siyasetin ya da hükümetlerin politikasındaki yol haritasına göre yapılmamalı…

Buyurun işte bir 24 Kasım Öğretmen Günü. Öğretmen-öğrenci iletişiminde köprü görevi yapan kompozisyon, şiir, resim ve anı yarışmaları nerede? Hani nerede Öğretmenlerimizin meslek yaşamında karşılaştıkları ders niteliğindeki anıları? Nerede geçmişi geleceğe taşıyan hikayeler?

Kaç öğretmenimizi gösterebilirsiniz öğrencisinin elinden tutup sınavlara götüren? Köy kalkınmasının mimarlarını yetiştiren köy enstitülerimiz, öğretmen gibi öğretmen yetiştiren öğretmen okullarımız nerede?

Okul öncesi ve ilköğretim çağındaki çocuklarımız kendinden ağır çantaları taşımaktan yorulmuş olmalı ki, ortaöğretime geldiklerinde bırakın defter kitabı, cebinde kalemin ağırlığından sıkılıp okula sivil geliyorlarsa, bunlar oturulup tartışılmalı 24 Kasımlarda…

Geleceğiniz aydınlık, gününüz kutlu olsun sevgili öğretmenim.

28.11.2008

Bu yazı toplam 483 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim