eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, bursa escort - ankara escort
  • BIST 108.434
  • Altın 151,492
  • Dolar 3,6547
  • Euro 4,3288
  • Bolu 18 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 17 °C

Yine yaylalar yine yaylalar

İlhami Candemir

 

 

            Değerli okuyucular, yaylalar zaman zaman gündeme gelmektedir. Sorun ne imiş, yaylalar betonlaşıyormuş, doğa hançerleniyormuş, amacı dışında kullanılıyormuş vs.vs.

 

           Bu konuda naçizane pek çok yazı kaleme almıştım. Kimi okuyucularımdan eleştiri aldım, kimi okuyucularımdan takdir ve teşekkür aldım. Bazıları olaya kişisel yararı ve bazıları da kamu zararı penceresinden baktığı için bir türlü görüş birliği sağlanamamıştır. Kadimden gelen yararlanma haklarına dayanarak yaylalardan yararlananlar teşekkür etmişlerdir, yararlanamayanlar ise YAYLALAR BETONLAŞIYOR DOĞA HANÇERLENİYOR diye adeta feryat etmişlerdir.

 

          Evvelki yazılarımda da belirttiğim gibi mera ve yaylaların ilk yasal dayanağı 1274 tarihli arazi kanunnamesidir.1274 yılı 1856-1857 yıllarına tekabül eder. O tarihten yirmi-yirmi beş yıl öncesine kadar YAYLA sorunu yoktu. Neden gündeme geldi, yaylalara elektrik verildi, yolları yapıldı, vatandaşlar motorize oldu.  Bu durum yaylaları cazip hale getirdi. Hal böyle olunca yaylalardan yararlanamayanlar birden doğa aşığı oluverdiler. Neymiş yaylalar betonlaşıyormuş, doğa tahrip ediliyormuş vs.vs.

 

           Bu durum siyasileri de rahatsız etmiş olacak ki konuyu gündemine almış ve nihayet 1998 yılında 4342 sayılı Mera kanununu kabul ederek yürürlüğe koymuştur. 4342 sayılı Mera kanunu 1274 tarihli kanunnameyi yürürlükten kaldırmıştır. O kanunnamenin 97 ve 101.maddeleri mera ve yaylalarla ilgilidir. O kanunnamenin yaylalarla ilgili 97.maddesinde yaylalar için İNŞAAT YASAĞI yoktu ve hatta ahalisinin rızası varsa ZİRAAT DAHİ YAPILABİLİR deniliyordu.                                                                                

 

          4342 sayılı kanun hem inşaat yasağı getirdi ve hem de ziraat yapılabilir hükmünü taşımıyordu. Hal böyle olunca gerek müktesep hakların yok sayılması ve gerekse inşaat yasağı getirmesi nedeniyle mağduriyetler söz konusu oldu İhtiyaçlara cevap veremediği için olacak ki bu kadar kısa bir süre zarfında  (18 yıl) 14 kez değiştirilmiş oldu.  (4368, 4684, 4760, 4916, 5178, 5217, 5334, 5403, 5685, 5751, 5784, 6443, 6527, 6552 sayılı kanunlarla)

 

          Yine de yaylalardan yararlanma hakkı bulunanların şikâyetleri ortadan kaldırılamadığı gibi betonlaşmanın da önüne geçilememiştir. Öyle bir yasa çıkarılmıştır ki yaylaya ev yapan hakkında o köyün muhtarı şikâyet ve ihbarla mükellef kılınmıştır. Yani muhtar komşusunu ve seçmenini ihbarla mükellef. Bu madde uygulanabilir mi? Nitekim uygulanamadı. Af edersiniz” yahu” kardeşim Jandarmanın altında araba, Bolu yaylalarını bir günde dolaşabilir, muhtara değil de ona verseydiniz bu görevi sanrım kuş uçurtmazdı. Durum böle olduğu içindir ki yaylalar kontrol altına alınamamıştır. Neyse geçelim burasını, sen TBMM den daha mı iyi biliyorsun diyenler olabilir.

 

          Yaylalar gerektiği gibi kontrol edilemediğinden yaylalardan yararlanan vatandaşlar da insanca yaşamaya elverişli evler yapmışlardır. Onların yaptıkları bu evlerin yıkımı ağır mağduriyetlere ve dolayısı ile şikâyetlerine neden olmuştur. Bu durum siyasilerin vicdanlarını rahatsız etmiş olacak ki nihayet “hiç olmazsa denilerek” sadece ORMAN İÇİNDE KALAN yayla evleri için yasal düzenleme yapılmış ve bu suretle kullanıcılarına kiralama hakkı tanınmıştır.(6292 sayılı yasa 13/7)  Yani ormana yerleşerek ev yapmak suretiyle orman suçu işlemiş olan bu kişiler ödüllendirilmişlerdir. 1274 tarihli arazi kanunnamesi ile (madde 97-101) padişah tarafından kendilerine kullanma hakkı verilmiş bulunan ve yıllardan beri gerek atalarının ve gerekse kendilerinin kullandıkları orman dışı yaylalara ev yapanlara ise böyle bir hak tanınmamıştır. Ben değişik yazılarımda bu hususları yasa numarası ve maddeleri ile açıkça açıklamaya çalışmıştım. Şimdi konuyu uzatmamak için tekrarlamıyorum. Arzu edenler 27/08/2015 tarihli Bolu Gündem Gazetesi’nde okuyabilirler.

 

             Şimdi gelelim asıl konuya;

 

             Bolu belediye meclisinin gerek C.Başsavcılığının ve gerekse Bolu Valiliğinin görüşleri de alınmak suretiyle Belediye hudutlarına katılan bazı köylere ait yaylaların mücavir alan sınırları içine alındığını öğrenmiş bulunuyorum.

 

              Peki bu ne anlama gelir, ne getirir ne götürür.

 

              Konuyu yaylalarla ilgili ÖZEL nitelik taşıyan 4342 sayılı Mera kanunu kapsamında ele almamız gerekir. (Bilindiği gibi bir konuda özel bir yasa varsa “aynı konuyu içerse de” bir başka yasa uygulanmaz. Ancak  diğer   yasa ile ne yapılır, o konudaki özel yasanın şu maddeleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir denilebilir ki o değişiklik özel yasaya işlenir ve özel yasanın o maddesi veya maddeleri değiştirmiş olur ki 4342 sayılı Mera kanununda da  torba kanunları ile  14 kez  değişiklik yapılmıştır ve bu değişiklikler özel yasaya işlenmiştir.İşte bu nedenle konuyu 4342 sayılı yasa kapsamında ele almalıyız ki ben de öyle yaptım).

 

             Bu kanunun 1.maddesi AMAÇ başlığı ile özetle şu hususu içermektedir; Bu kanunun amacı

 

… mera ve yaylaların tespiti, tahdidi “yani bilimsel olarak sınırlandırılması” ile köy veya BELEDİYE tüzel kişileri adına TAHSİSİ işlemlerinin yapılmasıdır.

 

            Bu yapıldı mı? Sanırım yapılmadı. Yani o yaylalar Belediye’ye tahsis edilmedi.

 

            Keza bu kanunun 4.maddesinde “özetle” bu yerlerin KULLANIM HAKKI bir veya birden çok köy veya BELEDİYEYE aittir. Bu yerler devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. ÖZEL MÜLKİYETE GEÇİRİLEMEZ, AMACI DIŞINDA KULLANILAMAZ, ancak kullanım hakkı kiralanabilir deniliyor.

 

            Yine aynı yasanın 12.maddesinde BU YERLER halkın ortak olarak yararlanması amacı ile o köy veya belediye tüzel kişiliklerine TAHSİS edilebilir.

 

           Şimdi bu yaylaların mücavir alın sınırları içine alınması kararı ile yukarıda belirttiğim yasa maddelerini birlikte ele alırsak karşımıza çıkan tablo nedir;

 

          Yasada öngörüldüğü gibi yaylalar tahsis komisyonu tarafından belediyeye tahsis edildiğinde belediye kullanım hakkını kazanmış olur. Peki, kullanım hakkı sınırsız mı? Hayır, zira bu yerler yasaya göre özel mülkiyete geçirilemez, AMACI DIŞINDA KULLANILAMAZ. Bu sınırlama karşısında belediyenin oralarda imar uygulamaları yapabilmesinin de yasal dayanağı bulunmamaktadır. Çünkü yukarıda da belirtildiği gibi buralar özel mülkiyete konu edilemez, amacı dışında kullanılamaz.

 

          Bilindiği gibi Adana’nıın Toros Dağlarındaki Akçatekir ve Bürücek yaylaları nüfus kesafeti bakımından Türkiye’nin en büyük yaylalarıdır. Buralar adeta birer şehir görünümündedirler. Bu yaylalardaki kullanıcılardan, orman içinde kalanların mağduriyetleri 6292 sayılı yasa ile (2/B yasası olarak biliniyor) orman dışında kalanların mağduriyetleri için ise 4342 sayılı yasanın geçici 3.maddesi ile kısmen de olsa giderilmiş oldu.

 

           O halde eğer belediye veya hazine bu yerleri Adana’nın Toroslar’daki Akçatekir ve Bürücek Yaylaları’nda olduğu gibi (orman içinde olanlar hariç ki oraların satılmasına anayasal engel vardır, yalnız kiralama söz konusudur)orman dışında olanları öncelikle kullanıcılarına olmazsa alıcılarına rayiç bedel karşılığında satmayı düşünüyorsa öncelikle yasal bir düzenleme yapılması gerektiği kanısındayım. Saygılarımla.          

 

           Bana, bahse konu yaylaların belediye mücavir alan sınırları içine alınmasının amacı ne idi diye soracak olursanız şunu diyebilirim; izinsiz yapılaşmanın önüne geçmek içindir ve doğrudur.

Bu yazı toplam 1496 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim