• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Bolu -4 °C
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -6 °C

YİRMİ SANİYEDE DERİN DEVLET

Mustafa Nuri Gürsoy

Şili'li madencilerin kurtarılması vakıası insanlık adına yüzyıla damgasını vuracak nadir olaylardan biri olarak hafızalarımızdaki yerini koruyacağa benziyor.

Uluslar arası boyutta gerçekleşen ve stratejik mahiyette çok emek verilen önemli bir süreçten, insanoğlu yüzünün akıyla çıkmayı başardı.

Bunu sadece Şili üzerinden düşünerek değerlendirmeye almak çok lokal ve ucuz bir yaklaşım olur.

Emsalleri göz önüne alındığında, insan odaklı düşünüldüğünde, akla gelebilecek en akil düşünme modeli “başarmak mümkündür.”..

Biz zeki bir ülkeyiz.

Her olayı mizahi boyutlara taşımayı, kolaycı bir metoda sığdırmayı, anlatmayı becerebiliyoruz.

Nitekim; ”Bizim City” yaratıcısı Salih Memecan, Şili'de kullanılan ve yerin altından madencilerin çıkarılması için yerleştirilen tüpleri çizgisine konu yapmış.

İzledim büyük keyif aldım.

“Şili'de madenciler kurtarılır”…“Alet sonra bizim city'e getirilir” başlıkları ile

Şili'de madencilerin gün yüzüne çıkartılmasını işlemiş çizgi romanında.

Memecan “derin devlet'i” çizgi roman konusu yapmış.

Bu mizahi benzetme müthiş bir akıl,birikim ve öngörü gerektiriyor. İşte sanatçı olma dedikleri bu olsa gerek.

Hiç konuşmadan, ama sanatın diliyle, resmiyle, çizgisiyle ve filmiyle anlatım.

Dillere, yüreklere sığmayanı, beyinlerin algılayamadığını, yirmi saniyelik bir çizgi romanla anlatmayı denemiş Memecan.

Şimdi çizgi romanında yirmi saniyede özetlenen vakıayı; yirmi saat, yirmi ay, yirmi yıl hatta asırlar boyu konuşabiliriz.

Ve Fakat.. Salih Memecan, “bizim city” de “derin devlet'i yerin altından tüple yirmi saniyede gün yüzüne çıkarmayı başarmış.

Her şey gün yüzüne çıkıyor.

Kim ne derse desin herkes normal ve eşit olmaya özeniyor.

Her şey, tüplü, tüpsüz veya tünelsiz.. bir vakit gün ışığı ile tanışacak.

İllaki..? Tanışacak.

KESTİRME YOLLAR

Hayatın içine girmeden, çalıların, dikenlerin etrafından, dolambaçlı da olsa uzadığını bile bile kendimize ait yollarımız,

Hayatın sadece bize ait olduğu hükmüyle,sorumsuzca kullandığımız sözcüklerimiz,

Yaşamın taşına toprağına, tozuna, dumanına aldırmadan ulaşabileceğimizi sandığımız mesafelerimiz VAR..

Bu hayal ve isteklerimiz içinde, bir kestirme güzergah edinme kolaycı alışkanlığında kaptırmış gidiyoruz.

Nasihatleri es geçmeyi, omuz ile kaş arasında bunu başarabilmeyi müthiş keyifli buluyoruz galiba.

Kuş uçumu mesafeler, uçarı hayaller merak uyandırır.

Kendi yaşamımıza taçlandırıp, sebep ve sonuçlarına aldırmadan hayallere sığınmaya yöneliveririz.

Etrafımıza bakmadan, bizden başka dikkatsiz yaşayanların olduğunu düşünmeden yalın hayatlara özeniriz.

Özenmek yetmiyor.

Başkalarının da özentilerine, özentisizliklerine saygı duymak gerekebilir.

Yine de bu kestirme yollarımızdan vazgeçmiyoruz.

Hayatın içine girmeden, çalıların, dolambaçlı yolların çilesinden kurtulabilmek için,

Tehlikesine, tenhalığına, bir anlık zamana, zaman aralığına değer mi sorgusundan uzak, öylesine kestirme yollarımız var ki..

Kestirme kelimeler, cümleler,

Kestirip atmalar, kuş uçumu hayaller gözümüzü bağlıyor nitekim.

Kuş uçumu mesafeler,

Kuş uçumu öngörüler..

Hayat kuş uçumu değil işte..

Hayat hiç o kadar hesapsız değil.

Halbuki;

Kesmesin diye kınlarımız,

Dökülmesin diye kınalarımız,

Yakmasın diye maşalarımız,

Yanmasın diye elbezlerimiz var kendimizce.

Duyulmasını istemediğimiz sırlarımız,

Sırlı hayatlarımız, tabaklarımız var.. Özenle sakladığımız.

Bir yaşam hiç arzu etmediğiniz bir anda elinizden, elinizde olmayan sebeplerden kaydığında,

Dünya çok şeyler kaybediyor, sadece gidenler değil.

Tabiat ana bize acıyor. Kendi baharlarında bile yağmur niyetine gözyaşı döküyor.

Ve her mevsim geçişlerinde yine de; gülümseyerek güneşini, yağmurunu, rüzgarını esirgemiyor bizden.

Kendi bencilliğimiz içinde hala kestirme yollar peşindeyiz.

Kıskanç bir zihnin darlığında paylaşma duygularımızı bertaraf etmişiz.

Müzik tutkumuz bile kulaklarımızı sağır ediyor.

Cıss Takk Cıss Takk' lar kulaklarımızı perişan ederken,

Kendi kulaklığından müziğini dinleyen bir genç kız..!!

Yük treninin korkunç gürültüsünü bile duyamadan, kendine ait kestirme yolundaki..

Raylar üzerinde..!!

Kendi müziği ile bu dünyadan göç ediyor.

Ne elim ne fani bir dünya..?

25.10.2010

Bu yazı toplam 791 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim