• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Bolu 6 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 3 °C

Yoğun bir haftaydı-2

Mustafa Namdar

Kimi erken başlamıştı hakları savunmaya, kimi gününde. Kimbilir belki de, kurdukları günlerde dile getiriyorlardı sorunlarını. Dünya Kadınlar Günü’ydü 8 Mart. Dünya tanımalıydı yaşamı paylaştığımız kadını. Bağda, bahçede, çarşıda, pazarda, büroda, fabrikada, okulda, hastanede, sofrasında, yatağında, savaşta, barışta, erinin yanında, yanı başında olan acısıyla tatlısıyla hayatın paylaşıldığı kadını tanımalıydık. Tanımalıydık, çağdaş dünyada çağdaşlık adına, analık adına, eş olma, aile olma adına yerini, yurdunu, konumunu. Toplum bilgilendirilmeli yanlışları düzeltme adına. Her 8 Mart’ta ivme kazanıp sonra egemen erkek topluluğunun şemsiyesi altına alınan kadınlarımız, başlarını kaldırıp sesleniyorlardı hemcinsleriyle beraber karşı cinslere...

İşte Bolu Kent Konseyi kadın meclisinin konuğu Ayşe Böhler sesleniyordu Belediye Yeni Nikah Salonu kürsüsünden hemcinslerine.

-Kadın ve kadın hakları denince sadece batılılar geliyordu akla, uzak duruyorduk. Artık bu mesele batının meselesi değil, bunu anladık.

-Ortak sorunlar var. Hem kendileri, hem dünya görüşleri değişiyor. Batıda çok uzun yıllardır kadın haklarıyla ilgili mücadele açılmış. Biz biraz daha sanki, geç başlamışız gibi. Aile değerlerine zarar vermeden kendi sorunlarımıza sahip çıkmalıyız.

-Çocuklarımıza göstermemiz gereken sorunlara sahip çıkamıyoruz. Kadın-erkek ayrımı olmadan sorunlar çözülebilir.

-Bölge yöneticileri üzerinde etkili olmak elbette zor iş, ama hepimizi ilgilendiren konular olduğunu unutmayalım. Kendimiz için olduğu kadar toplum için de çalışmalıyız.

-Ayakta durabilmemiz için sosyal hayatta rol almamız gerekiyor.

-Osmanlı’nın son döneminde modernleşmeye başlayan kadınlarımız, Atatürk döneminde %4 artarak devam etmiştir. Artık meclis-Belediye gibi toplumda görev alınmaya başlandı. Bu durum halka mal edilemedi, yaygınlaşmadı.

-Aday olmaktan çekinmeyin. Kendi bölgenizde birçok alan var, bunları kullanın. Kadın zekasının sorunlara daha doğru yerde katkı sağladığını düşünün. Can simidi olacak, çalışacak bir alanı araştırın. Sosyal çalışma bir süreçtir, çaba ister.

-İslam ülkeleri niye geri kalmıştır? İslam dininin kadınları geri bıraktığı genel bir bakıştır. Kadın-erkek ilişkisi sağlanamamış ama, bu dinde değil, toplum baskısının tutumudur.

-Bazı gelenekler zarar veriyorsa, onlara karşı durmak gerek. Batıda her türlü sorunu konuşma cesareti var. Artık biz de gizlemeden, saklamadan konuşabilmeliyiz. Özel olan sorunları çözebiliriz.

-Tarihi yazanlar da, yaratanlar da erkekler. Herşeyi direnmeyle, mücadele etmekle düzeltebiliriz.

-Neyi biliyorsanız o bildiğiniz alanı çok iyi bilmeniz gerekiyor. Yapacağınız işte küsmeden yola devam etmeniz gerek. Uzun süredir siyaseti erkekler yapıyor. Artık bu alanda kadınlar da olmalı. Detaylarla uğraşırken, bütünü kaçırmayalım.

Dedikoduyu öne alıyoruz. Ayağa çelme takılıyor.

-İş hayatında yavaşız. Kadınlar duygusal, hissettiklerini söylüyorlar. Şikayet yönetimine başvuruyorlar.

-İş bölümü içinde üretilen efsaneler, kadınlar siyaset yapamaz baskıları var. Kötü siyasetçi kadınlardan örnek gösteriliyor. Ahlakın bozulması endişesi var.

-Toplum siyasetçiye kötü bakıyor. Kadınlar siyasetin ayak oyunlarıyla baş edemezler. Son başvurulan çare de dini açıdan sakıncası var oluyor.

-Sabırlı, sakin, hedef, kaynak lazım. Uzun soluklu olunması lazım. Derneklerde, mahalli idarelerde, erkeklerle yan yana olmamız lazım. Din adamlarıyla diyaloglar önemli. Kendimiz kalarak çalışmamız lazım. Farklılıkları ortadan kaldıracak şekilde çalışmalıyız, öğrenmeliyiz. Sosyal sorumlulukların farkına varmalıyız diyordu Ayşe Böhler.

Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde bir başka konuk vardı Kadınlar Günü anısına. Üniversite kadınlar birliği getirmişti Atatürk’ün manevi kızı Ülkü’yü. Anlatım başlamış geç kalmıştım 10 dakika. Pembe salon tıklım tıklım dolu. Dinleyicilerin büyük bir bölümü ayakta, bir bölümü de merdivenlere oturmuş dinliyordu.

O da yaşlanmıştı ama, sanki anıları yaşıyor gibi anlatıyordu atasıyla yaşadıklarını.

Kadınlara bakışını, toplumdaki yerlerinin ne olmasını, haklarını, çocuklara olan ilgisini sevgisini anlatıyordu özlem içinde. Dolmabahçe’yi, ölümü, duygularını son fotoğraflar olarak sözlü anlatıyordu yaşadıklarını, gördüklerini. Büyük bir keyifle anlattı, büyük bir keyifle dinledik. Kadınlar Gününüz bir kez daha kutlu olsun.

18.03.2008

Bu yazı toplam 472 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim