• BIST 96.861
  • Altın 238,344
  • Dolar 5,8057
  • Euro 6,5299
  • Bolu -1 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C

Yoksulluk içimizde

Yüksel Gültekin

Bundan tam 1 yıl önceydi. Güzel bir havada, arabama güzel bir müzik koymuş, Yeniçağa’dan Mengen’e doğru seyrediyordum. Eskiçağa Köyü’nü yaklaşık 100 metre geçtikten sonra, sağ tarafta bir gencin arabama binmek için işaret ettiğini gördüm.

Arabamı yavaşlatıp genci arabama aldım. Kendisine Mengen’e kadar gittiğimi söyledim. “Olsun abi, ben Mengen’den Devrek’e gidecek bir araba bulurum” dedi. Halindeki mazlumluk ve sessizlik dikkatimi çekti. Sohbete başladık.

Şu an hatırlayamadığım Eskiçağa Köyü’nün üzerindeki bir dağlık köyde oturduğunu söyledi. Yaklaşık 15-16 yaşlarındaydı. Babası bir başka kadınla gidince, evde annesi, 8 yaşındaki kızkardeşi ve babannesiyle birlikte kalmışlardı. Gerede’de bir lastik tamirhanesinde çalışıyor ve haftada 25 YTL (eski parayla 25 milyon Türk Lirası) alıyordu. İnanamadım, tekrar sordum doğruydu. Haftada 25 YTL alıyordu. Haftada bir gün çamaşırlarını değiştirmek için köye geliyordu. Evine giren tüm para aldığı bu haftalık 25 liraydı. “Elhamdülillah, geçiniyoruz abi” dedi.

Tüylerim diken diken olmuş, ağzım kurumuş, söyleyecek söz bulamamıştım. Evleri eskiydi ve yıkılmak üzereydi. Köyde marangozluktan anlayan bir hayırsever, ev yıkılmaması için zaruri tamiratları yapmıştı.

Konuyu dağıtayım dedim ve sordum: “Televizyonda hangi dizileri izlemeyi seviyorsun?” Biraz mahcup biraz da heyecanlı “Biz akşam televizyon seyretmeyiz abi” dedi ve devam etti: “Yanlış anlama, bir televizyonumuz var. Bir komşu hediye etti. Siyah beyaz ama olsun. Fakat televizyon elektrik harcadığı için, elektrik harcanmasın diye akşamları televizyon açmıyoruz. Babannemle biz akşamları vakit geçirmek için ilahi söyleriz abi. Sana da bir ilahi söyleyeyim mi?”

Sözün tükendiği, fakirliğin tüm çıplaklığıyla ortaya çıktığı ve benim insanlığımdan utandığım andı. Sustum, zor bela ağzımdan söyle kelimesi çıktı.

Aman Yarabbi! Bir billur ses, Yunus’un o ölümsüz ilahisini okumaya başladı. “Sordum sarı çiçeğe annen baban var mıdır? Yunus ey der Derviş baba annem babam topraktır. Sordum sarı çiçeğe sen beni bilir misin? Çiçek ey der Derviş baba sen Yunus değil misin?” Hiç kesmeden Mengen’e kadar geldik. Adını şu an unuttuğum bu delikanlıyı arabadan indirdiğimde, gözümde iki damla yaşın ve dilimde biz Müslüman değiliz sözcüklerinin döküldüğünü hissettim.

Bu aynen yaşadığım ve zaman içerisinde çok farklı olanlara şahitlik ettiğim yoksulluk öykülerinden biriydi ve aynen gerçekti. Biz bu insanlarla aynı yerlerde yaşıyor, aynı havayı teneffüs ediyor, fakat sahip olduğumuz varlıklardan onları bir nebze de olsun yararlandırmayı aklımıza bile getirmiyoruz.

Kimse yanlış anlamasın, yaklaşan şu mübarek Ramazan ayında söz kendimedir. Kendi nefsimedir. İçimizdeki yoksulluğu görmeyen, göremeyen nefsime. Öksüzü doyurmayan, fakire el uzatmayan nefsime.

Gerçek şu: Biz çocuklarımızla kuşsütü eksik olmayan sofralarımızda, yediklerimizin yarısını da çöpe döküp ziyan ederken, komşularımız, yakınlarımız sıkıntı içindeler. Çocuklarımızın her birinin cebinde milyarlık cep telefonları, üst ve başlarında markalı giysiler bulunurken, bizim soluduğumuz coğrafyada insanlar elektrik parası veremedikleri için televizyon bile seyredemiyorlar. “Komşusu açken tok yatan Müslüman değilse, yaklaşan bir Ramazan’da bu ne aymazlık Yarabbim.”

İnsanlar kapımıza gelecekler bu Ramazan ayında. Sakın ha boş çevirmeyelim. Çeşitli kurumlar, kuruluşlar yoksul ve fakiri iftar sofralarında ağırlamak için bizden yardım isteyecekler. Sakın ha boş çevirmeyelim. Kaynayan kazanlarda bizim de bir atımlık tuzumuz olsun.

Biliyorum bu küçük yardımlarla gidereceğimiz yoksulluk yalnızca içimizdeki yoksulluktur ama, ona bile büyük ihtiyaç var. İçimizdeki yoksulluğu gidermeden, gerçek yoksulların derdine çare olamayız.

Saygılarımla.

10 09 2007

Bu yazı toplam 653 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim