• BIST 82.779
  • Altın 147,577
  • Dolar 3,7780
  • Euro 4,0388
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 2 °C

YÖNETMENLİK MESELESİ!

N. Gürkan Yetkin

 Malum Van'da meydana gelen deprem ve ardından deprem muhabbetleri,tartışmaları hala gündemdeki yerini koruyor.
Ekranlarda tanıdık yüzler!Profesör unvanlı uzmanlar!Müteahhit temsilcileri !İlgili ilgisiz herkes konuşuyor!
Muhabbet esnasında geçen ve beni en çok güldüren de deprem yönetmeliği meselesi!
“Nesine gülüyorsun?” derseniz hemen söyleyeyim!
Profesör gibi ahkam kesenlerin yönetmelik kelimesi yerine “yönetmenlik” kelimesini kullanmaları!
Her deprem sonrasında değişen deprem yönetmeliği ,yaşanan felaketlerin aslında tek sorumlusu!
Ne proje,ne mimarlık ,mühendislik hizmetlerinin yetersizliği ,ne malzeme kalitesindeki kontrolsüzlük ne de müteahhitlik hizmetlerindeki yanlışlıklar!
Bunlar değil problem!

Kabahat tek başına ismini bile doğru dürüst söyleyemediğimiz yönetmelikte!
Bu sebepten ötürü ,yaşanan her deprem felaketi sonrasında yönetmelik sınıfta kalır ve hemen revize edilir!
Her yeni yönetmelik sonrasında eski yönetmelik kötülenir!
1967 de Adapazarı depremi yaşanır!Felaketin boyutu büyüktür.Özellikle yeni bir icat gibi görülen ve pek de sevilen asmolen döşemeli binalar, olduğu gibi çöker!Sonuç tam bir fiyaskodur!
Ardından hemen deprem yönetmeliği değiştirilir ve 1976 yılında çil çil bir yönetmelik çıkarılır! Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik (1976)
1976 yönetmeliğinin en önemli özelliği Türk Mühendisliğine güvenmesidir.İşin garip tarafı da aslında budur.Yönetmelik derki “deprem bölgelerinde yapılacak yapılarda düzensizliklerden kaçınılmalıdır.”
Ne bu düzensizliklerin tarifi vardır ne de düzensiz binalarla ilgili kısıtlamalar.Türk Mühendisinin düzensiz bina yapmayacağı veyahut düzensiz binalarda alması gerekli ek tedbirleri zaten bildiği varsayılır.

1995 yılında duayen hocalar bir bakarlar ki ,düşündükleri veyahut hayal ettikleri gibi olmamış !1976 dan 1995 kadar yapılan tüm yapıların, 1976 yönetmeliği hazırlanışındaki öze uymadığını, depreme dayanıklı olmadıklarını ne yazık ki anlamışlar. Hemen kolları sıvarlar ve Bayındırlık Bakanlığı önderliğinde yeni yönetmelik yazım işine koyulurlar.İşin sonunda öyle bir yönetmelik ortaya çıkar ki,1976 dan çok farklı.Özü Türk Mühendislik hizmetine güvenmeyen ,sınırlamalarla dolu ve en önemlisi konulan setlerle, ne kadar eksik bilgi olsa da; güvenli bina tasarlamayı zorlayan bir yönetmelik.
Profesör Uğur Ersoy .Türkiye'de inşaat mühendisliğinin duayenlerinden çok önemli bir bilim adamı.Kendisinin katıldığı bir organizasyonda verilen molada değerli hocaya iki yönetmelik arasındaki fark ile ilgili bir soru sorulduğunda hocanın cevabı ilginçti.”Yönetmelikler aptallar içindir!”Yani yönetmeliğin mantığını ve sınırlarını algılayamıyorsan senin için yapılabilecek çokta fazla bir şey yok!
Tamamen yer altında birkaç kattan oluşan bir yapı hayal edin.Mesela askeri amaçlı bir üs! Böyle bir yapının dizaynı veya deprem hesabı için ne 1998 yönetmeliği ne de 2007 deprem yönetmeliği size yöne verebilir.Yani şu an güncel olan en son yönetmelikle bu tür bir yapıyı depreme karşı güvenli tasarlayamazsınız!
Bu tür bir binayı tasarlayabilmeniz için “monocebe” yönetimini bilmeniz gerekir.Japon bir mühendis ,bu tür bir yapının deprem hesabının nasıl yapılacağına kafayı takıp bu yöntemi ortaya koymuş,tez tartışılmış ve uluslar arası otoritelerce de kabul edilmiş.Japon ve Amerikan yönetmeliklerine konulmuş.Türk yönetmeliğinde ise böyle bir bölüm bulunmamakta!

Güçlendirme konularının yer aldığı Amerikan yönetmeliğini görseniz ve şu anki yürürlükte olan Türk deprem yönetmeliği ile kıyaslasanız hayretler içinde kalırsınız!Hele doğrusal olmayan analiz konusuna hiç girmeyeyim!
Biz hala geyik muhabbeti çevirirken elin gavuru hangi boyuta geçmiş şaşarsınız!
Amerikan yönetmeliğinde konunun ele alınışı,dayandığı literatürler ve örneklemeler ,gerekliyse detaylar bakımından ele alındığında bizim yönetmelikle uzaktan yakından alaka bile kuramazsınız!
Eğer yurt dışı bağlantılı çalışıyorsanız!Örneğin Irak için bir proje tasarlarsanız,
ACI yani Amerikan yönetmeliğini bilmek ve kullanmak zorundasınız.
O halde bu yönetmelik icat etme faslını geçip ,ACI kodlarını Türkçeleştirip bizde kullansak çok ta kötü bir iş yapmamış oluruz!Ne de olsa adamlar her yıl oturup bilimsel çalışmalarla bu yönetmelikleri güncelledikleri için bizlerin kafa yormasına da gerek kalmaz!Hatta Türkiye'de bir deprem felaketi yaşandığında Amerikan deprem uzmanları getirtip konuştursak duyduklarımız karşısında neler olur çokta kestiremiyorum açıkçası!
Her ile üniversite açmakla olmuyor bu işler!Bir çok üniversite ödenek eksikliğinden laboratuarsız eğitim veriyor.
Doğal olarak bilim adına dişe kavuğa dokunur bir üretim yapılamıyor.Eğitim kitabi bilgilerle yürüyüp gidiyor işte!Durum bu ise kopyala yapıştır işlemini biraz daha genişletmemiz gerekiyor sadece!Al yada bilgiyi çal!Türkçeye çevir!Yayınla!
İnanın Türk zekası ,bu Türkçeleştirilmiş şekli ile o yönetmeliği bir kullanır ki ,bu yönetmeliği yazan elin Amerikalısı gelir bizden ders alır!
Eksikliğimiz yönetmelik falan değil anlayacağınız!

Toplum olarak tek eksikliğimiz BİLGİ!
Kurtuluş Savaşını kazandığımız günden beri cehalete karşı açtığımız savaşta bir arpa boyu ilerleyemeyişimiz tek sorun!
Yeniden keşfetmeyi geçtim, keşfedileni bile kullanabilsek ne ala memleket!
Yönde sorunumuz var!
Batıya mı Doğuya mı doğru çevireceğiz yönümüzü kararsızız!
Yönetimde sorunumuz var!
Demokrasi adına anti demokratik şekilde yönetiliyoruz!
Yönetmelikte sorunumuz var!
Her seferinde gol yiyip ,değiştiriyoruz!

Yönetmenlik de sorunumuz var!
İki filmde rol alan bir sonraki projede kendini yönetici ilan edip karşımıza çıkıyor!
Yöneltmede sorunumuz var!
Ezbercilik teşvik edildiği ve saksıyı çalıştırma bilinçli olarak engellendiği için ana dilimizi bile kullanırken zorluk çekiyoruz!
Hal böyle olunca malum deve hikayesi bizi tarif eden hikayeye dönüşüveriyor!
Deveye sormuşlar “Neden boynun eğri?”O da cevap vermiş.”Nerem doğru ki?”

03.11.2011

Bu yazı toplam 1800 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim