• BIST 97.988
  • Altın 242,195
  • Dolar 6,2610
  • Euro 7,3524
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 13 °C

Yüzüncü yılımızda, yüz bin ünite kan bağışlayacağız

Yüzüncü yılımızda, yüz bin ünite kan bağışlayacağız

Türk Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Efendi Barutçu ile görüştük. Barutçu, Türk Ocakları'nın dününü ve bu gününü anlattı.

Türk Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Efendi Barutçu ve Türk Ocakları Bolu Şube Başkanı Eyüp Ahi gazetemizi ziyaret etti. Barutçu, Türk ocaklarının yüzyıllık tarihinde merak edilen tüm soruları cevaplandırdı.

Öncelikle ne kadar süreden beri Türk Ocakları'nda faaliyet gösteriyorsunuz? Türk Ocakları genel başkan yardımcılığı görevine gelene kadar ne zaman hangi görevlerde bulundunuz?

1975 yılında Bursa Ülkü Ocakları Başkanlığı yaptım. 1989-91 yılları arasında Türk Ocağı Ankara Şubesi'nde Yönetim Kurulu'nda çalıştım. 1991-93 arası Türk Ocakları Genel Merkezi'nde çalıştım. 2000 yılından 10 Nisan'a kadar Denetleme Kurulu Üyesi olarak görev yaptım. 10 Nisan 2010 tarihinde Türk Ocağı'nın yaptığı Kurultay'da merkez yönetim kuruluna girdim. Orada bizim arkadaşlar sağ olsunlar Genel Başkan Yardımcılığını teklif ettiler. Şuan sivil bir kuruluşta günlük politikaların dışında Türk milliyetçiliğine hizmet vermeye devam ediyoruz. Şubelerimizi geziyoruz, faaliyetlerine katılıyoruz. Gittiğimiz her şehirde valiliği, belediyeleri, rektörlüğü, milli eğitim müdürlüklerini, sivil kuruluşları, mahalli gazeteleri ve televizyonları ziyaret ediyoruz. Türk Ocağı'nın yaptığı hizmetler hakkında bilgiler veriyoruz. 2010 yılında yüzüncü yılımızla ilgili yapacağımız çalışmalarla ilgili bilgiler veriyoruz. Bütün bu çalışmalarla birlikte şunu söylüyoruz: ben Türküm diyen herkes Türk ocağının tabii üyesidir. İlla dernek üyesi olması şart değil.

Türk Ocağı kaç yıldır var?

Türk ocağımız bizim çınar diyebileceğimiz tarihi bir kuruluşumuzdur. Doksan sekizinci yılını kutluyoruz. Yayın organımız Türk Yurdu'nun doksan dokuzuncu yılı olacak. Önümüzdeki yıl dergimizin, ondan sonraki yıl da Türk Ocağı'nın yüzüncü yılını kutlayacağız.

Ama bu söylediğiniz zaman diliminde belli kesintiler oldu değil mi?

1931 yılında Türk Ocaklar'ı siyasi iradenin talimatı ile kendini feshederek, bütün mal varlığını Halkevleri'ne devretti. 1949 yılında Hamdullah Suphi Tanrıöver'in Genel Başkanlığı'nda yeniden kuruldu. 1949 yılından günümüze hiç kesintisiz devam ediyor.

Söylemiş olduğunuz tarihte Mustafa Kemal Atatürk hayattaydı, neden böyle bir karara vardı?

O meseleyle ilgili araştırmacılar tarafından çeşitli çalışmalar ortaya koyuldu. O dönemde Türk Ocakları'nın üç yüze yakın şubesi varmış. Bolu'daki Türk Ocağı'nın kuruluş tarihi 1914'tür. O dönemden bu döneme doğru bir çalışma gerçekleştirebilirseniz önemli verilere ulaşabilirsiniz. Türk Ocakları'nın kurucuları daha sonra Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri'nin en önde gelen simaları olmuşlardır. Gerek birinci cihan harbindeki gençliğin cepheye ve mücadeleye sevk edilmesinde, gerek Milli Mücadele'de aydınların Atatürk'ün etrafında kenetlenip milli mücadeleyi sürdürmelerinde önemli rol oynamıştır Tük Ocakları. Bu dönemde üç yüze yakın şubesi varmış. Birçok yerde vatandaşlar binalar bağışlamışlar Türk Ocağı'nın faaliyetleri sürsün diye. Zeytinlikler, dükkânlar, tarlalar bağışlamışlar. Mesela Ankara Ulus'ta Devlet Resim ve Heykel Müzesi olarak kullanılan tarihi bina Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türk Ocakları'nın kendi imkânlarıyla devlet bütçesinden tek kuruş almaksızın inşa edilmiştir. O dönemde Ankara'nın, Çankırı'nın köylerinden yüzlerce insan gelip ücretsiz çalışmışlar inşaatlarda. Burası bizim ocağımız diye. Böyle bir sahiplenme duygusu var. 1931 yılında Türk Ocakları yaptıkları Kurultay'da kendilerini feshetmiş.

Neden?

Nedeni muhtelif. Söylendiğine göre Atatürk diyor ki, 'Sizler bana çok destek oldunuz. Yetişmiş insanlarsınız. Sizlerin aktif siyasetin içine girmenizi arzu ediyorum. Zaten benzeri hizmetleri yapan Halkevleri var. Siz feshedin ocağınızı, Halkevleri bu faaliyetleri devam ettirsin' diyor. Görünen gerekçe bu, bunun dışında ne olduğunu tam olarak bilemiyoruz tabi. Yani tamamen kendi hür iradeleriyle kendilerini feshediyorlar. 1949 yılında da yeniden kuruluyor. 1970 yılında Süleyman Demirel'in Başbakanlığı döneminde Ankara'daki öğrenci olayları bahane edilerek, o zaman Ankara Yüksek Öğretmen Okulu'nda Dursun Önkuzu isimli bir arkadaşımızın komünistler tarafından şehit edilmesinden sonra, ülkücü gençlerin tarihi Türk Ocağı Binası'nda toplanması bahane edilerek bina boşaltılıyor. Binada bulunan yüzlerce genç gözaltına alınıyor. Bina bir daha Türk Ocakları'na verilmiyor.

12 Eylül'de kapatılmadınız mı?

Türkiye'nin komünist ihtilaf propagandalarına maruz kaldığı ideolojik taarruzların son derece ileri olduğu bir noktada başka milliyetçi ülkücü kuruluşlar daha ön planda görüldü. Bizim de gençlik yıllarımızdı. Ülkü Ocakları gibi, Ülkücü Öğretmenler Derneği gibi, Ülkü-Bir gibi kuruluşlar daha önde görüldü. O dönemde Ülkü-Bir'in Genel Başkanı Prof. Dr. Orhan Düzgüneş hocaydı. Düzgüneş hoca aynı zamanda Türk Ocağı'nın da başkanıydı. Ama Türk Ocağı o dönemde yeni şubeler açmak, geniş bir faaliyet alanı kurmak gibi bir düşünce içersinde değildi. O dönemde sadece hukuki varlığını davam ettirdi. 12 Eylül'de birçok milliyetçi teşekkül kapatılınca, Türk Ocağı yeniden milliyetçiliğin fikir önderleri Türk Ocağı'nı yeniden canlandırma zaruretini göz önüne alıyorlar. 1986-87 yılları arasında yeniden Türk Ocakları faaliyete geçiyor. O zamanki Başbakan Turgut Özal'ın da davetli olduğu bir salon toplantısında rahmetli Galip Erdem Bey'in Divan Başkanlığı yaptığı toplantıda, Türk Ocakları yeni bir faaliyet törenine başlıyor. Önce Ankara şubesi, sonra muhtelif vilayetlerde özellikle üniversitelerin bulunduğu şehirlerde şubeler açılmaya başlanıyor. Yeni bir faaliyet döneminde biz uzun süre kiralık binalarda oturduk. 1991-92 yılında bir arsa satın alarak milliyetçi arkadaşlarımızın, dostlarımızın, bu davaya gönül veren iş adamlarının katkılarıyla kendi üç katlı binamızı yaptırdık.

Demin 100. Yıl kutlamaları gerçekleştireceğinizi ifade etmiştiniz. Bu kutlamalar kapsamında ne tür faaliyetler gerçekleştireceksiniz?

Yüzüncü yıl kutlamalarında şube sayımızı yüze çıkartmayı planlıyoruz. Yüzüncü yıl kutlamaları bünyesinde Türkiye genelinde yüz bin fidan dikmeyi, Kızılay'a yüz bin ünite kan bağışlamayı planlıyoruz. Dergimizin yüzüncü yılında dergimizin bütün sayılarını dört yüz beş yüz anıt sayfalar şeklinde çıkartmaya çalışıyoruz.

Röportajımız devam edecek…

21.05.2010



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim