• BIST 1.087
  • Altın 469,555
  • Dolar 7,6148
  • Euro 8,9402
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 13 °C

YÜZÜNE BAKACAK HAL KALMADI

Bulut Altundal

Ülkemizde en çok değişen sistemlerden bir tanesi hiç şüphesiz eğitim. Deneme tahtasına dönen eğitim sisteminde tam “aha şimdi oldu” denirken yanılmalar ve aksamalar dolayısıyla hopp en baştan tasarlanan programlar ortaya çıkıyor.

Zaten allak bullak olmuş, herkesin kaliteyi ve/veya donanım katma konusunda eleştirilerine mazhar olan eğitimi bir de covid-19 salgını vurdu. Salgının yayılımını önlemek adına alınan karar gereği uzaktan eğitim sistemine dönüldü ilk-orta ve yükseköğretimde. Zaten yüz yüze zar zor gördüğümüz, anladığımız, kavradığımız, yetiştiğimiz eğitim uzaktan da işte olduğu kadar ilerletilmeye çalışılıyor.

Şimdi sanmayın ki “yüz yüze eğitim niye verilmiyor?” gibi bir sorgulama yapıyorum. Olağanüstü koşullar olağanüstü uygulamaları beraberinde getirir. Bu olağan bir durumdur. Anlatmak istediğim aslında bu salgının ülkemizin her alanında olduğu gibi en önemli alanlarından bir tanesi olan eğitimde de yarattığı tahribat. Bu tahribatın etkilerini birkaç ayda, birkaç yılda görmeyeceğiz elbette. Belki 3 sene sonra belki 5, belki de 10 sene sonra ortaya çıkacak.

Ki açıkçası bu uzaktan eğitim sistemi aslında yetiştirmeye çalıştığımız, bir şeyler öğretmeye çalıştığımız neslin kafasındaki duygu ve düşünceleri de ortaya çıkardı. Öyle ki özellikle üniversite öğrencileri “boşverin, ne yüz yüze eğitimi, böyle rahat rahat geçiyoruz dersleri” diyerek aslında eğitim ve öğretim hayatına ne kadar yabancılaştıklarını, eğitimi bir alanda yetişmek ve gelişmek için istemediğini gösterdiler. Tabi bu asla bir genelleme değil. Ancak bu olağanüstü koşullar altında eğitim hayatını “fırsata çevirdiğini düşünenler” ilerde başımıza işler açacak. Peki asıl fırsata çevirenler kimler? Tabi ki, tüm zorluklara rağmen dersini, alanını en iyi şekilde öğrenip, gerektiği kadar çalışıp, yüz yüze eğitimden daha çok kendine bir şeyler katabilenler.

Şimdi eğitmek için, donanımlı yetiştirmek için yoğun bir gayret sarfederken yeni düzende öğrencilerin bir çoğu daha da uzaklaştı bu çabanın etkisinden.

Peki ya yeni dönemde ne olacak? Bu konuda NET BİR ŞEY SÖYLEMEK MÜMKÜN DEĞİL. Çünkü şu an alınan kararın yarına bir etkisi olamaz. Şu anki tabloda üniversitelerin de uzaktan eğitim yapması ilk dönem için gayet şarttır. Ancak bu tablonun yarın çok iyiye gitme ihtimalini göz önüne alınca bu kararı almak bir hayli güç duruma geliyor. Bu yüzden şimdi “YÜZ YÜZE AÇILSIN” veya “UZAKTAN EĞİTİM VERİLSİN” demek yine doğru değildir. Ancak bu belirsizlik olumsuz sonuçlara da sebep oluyor. Çünkü özellikle küçük ve gelişmekte olan şehirlerde üniversite öğrencilerinin yarattığı ekonomik döngü sayesinde birçok işletme rahat ediyor.

Bolu’yu ele alacak olursak; ilimizde çok sayıda kafe açılıyor, eğlence yerleri var, özel öğrenci yurtları var ve hatta üniversiteye ulaşım sağlayan belediyenin özel halk otobüsleri… Tüm bunların göz ardı edilmeyecek kadar önemli bir hedef kitlesi üniversiteliler. Bu sadece Bolu için değil, Bolu gibi olan birçok şehir için de geçerli. Bu olağan ekonomik baskı bu işletme sahiplerinin beklentilerini artırıyor haliyle. Yani bu konudaki belirsizlik bu işletmelerin geleceğini de belirsiz hale sokuyor. Tabi “bu yerler üniversiteliler olmazsa batacak” diye bir şey söz konusu değil. Ancak zorluk yaşayabilecek olanların sayısı çok.

Tüm bunlar ışığında eğitimin yüzüne bakacak hal kalmadı kimsede… İdare ediyoruz günümüzü. Dün geçti, bugün geçiyor, yarın da geçip gidecek. Temennimiz sadece Bolu için değil, tüm Türkiye’de virüsün etkisini kaybetmesi. Çünkü sadece buranın temiz olması yetmez bazı şeylerin önünün açılması için. Selametle…

Bu yazı toplam 1493 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim