• BIST 97.717
  • Altın 144,143
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 12 °C

Zaman mı, o da ne?

Mustafa Namdar

Hiç önemsemediğimiz davranışlarımızdan biridir zaman. Büyüğünden küçüğüne önemi olmayan bir kavram. Ne mesainin başlangıcında, ne verilen randevuda, ne ilan edilen bir konferansın, ne de bir önemli toplantının başlama saatinde hiç dikkate alamadığımız bir nemelazımcı anlayışın göstergesi gibi zamanı hor kullanma anlayışımız...

Zamana uyum insana saygıymış. Geçin efendim geçin... Zaman okulda önemli. Ders zilinde önemli. Zamanında çalar çalmasına da, orada da ya öğretmen bir nefes daha çekebilmek için sigaradan, israf eder zamanı. Ya öğrenci bilir öğretmenin geç gireceğini, o da aşar zamanı...

Yapılan bir dizi etkinlikler için planlamalar yapılıyor, zaman çizelgeleri hazırlanır da hepsi kağıt üzerinde kalır. Önemli değildir davetiyede yazılan saat. Önemli değildir boy boy posterlerde belirtilen zamana uyum...

Ne amir için önemlidir zaman, ne memur için... Paşa gönül nasıl isterse öyle olur zamanı kullanmak. Sıralı bir işiniz varmış önemli mi? Sizin gününüz planlanmıştır, zaman çizelgesindeki boşluğu değerlendirmek istersiniz. Koştura koştura gelirsiniz programa, şaşırtırlar sizi. Komik bir mazeretle konuğun bir saat sonra geleceği anonsu yapılır. Zaman mı, o da ne? Bir saatin önemi mi vardır? Mekan sıcak, oturduğunuz yer rahat. Sahnede kocaman bir afiş üzerinde konferansın başlama saati, gözümüzün önünde gözümüzü oyar gibi... Olsun! Önemli mi? Beklemeye alışkın insanlar. Nezaketsiz davranmak olarak algılanmamalı...

Geçenlerde bir toplantıdayız. İlçelerden de gelenler olmuş. Salon dolu. Programın başlama saati geldi geçiyor ama, panelistler ortada yok. Herkes tedirgin bekliyoruz. Bir açıklama yapan da yok. İlan edilen saatten bir saat onbeş dakika geçti, ufaktan ufaktan tepkiler başladı. “İlçelerden geldik. Bunun bir de dönüşü var. Araba yok. Ne ile nasıl gideceğiz” diyordu sağımda solumda oturanlar. Haklıydılar ama, çözüm; lüzumsuz konuşmak mı olmalı? Yapılan saygısızlığa böyle kendi kendimize konuşmakla mı çözüm bulunur? Bu tür davranışlara gösterilecek başka tepkiler olmalı, sessiz mesajlar olmalı. Sessiz ve anlamlı verilmeli mesajlar.

Ne olabilir zamana uyumsuzluğun mesajı. Bağırıp çağırmak nümayiş midir bunun tepkisi? Asla tavsiye edilen yol değil bu yol. Ya ne yapmalı? Bir açıklama yoksa, 10-15 dakika beklenir salon boşaltılıverir. Suya sabuna dokunmadan verilmiş olur saygısızlığın cevabı. Bu bir kültür meselesi, bu bir saygılı olmayı öğretme davranışı. Bu bir insan yaşamında zamanın önemini vurgulama tepkisi. Olur mu? Çok zor ama neden olmasın...

Kendimize saygımız olduğunda, karşımızdan saygılı davranış bekleme hakkımız olmalı. Adam yerine konduğumuzda, adam gibi davranış beklenmeli. Elin adamı kalkınmışlıkta saniyelerin hesabını yaparken, bizde saat farkının o kadar da önemi yok. Yeter ki günü şaşırmayalım...

10.04.2009

Bu yazı toplam 309 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim