eryaman escort , ankara escort, ankara escort, bursa escort
  • BIST 105.324
  • Altın 146,596
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687
  • Bolu 16 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 12 °C

ZELZELE!

N. Gürkan Yetkin

Uyku ile sarsıntı arasında garip bir ilişki vardır.Muhakkak tıbbi bir açıklaması vardır ancak ben tıpla alakalı biri olmadığımdan bilemiyorum.Bildiğim şu ki sarsıntının bizi garip bir şekilde uyuttuğudur.
Bebeklikten başlar bu durum.Uyutulamadığınızda ebeveynleriniz ne yaparlar?
Tutar gözlerin kapanana dek sallarlar.
Sırf bu alışkanlık sebebiyle araçta sarsıntılı bir yolculukta kolayca araçta uyumamızın sebebi.Bir çok şoförün araç başında uyuyakalması ve bu sebeple kaza yapması.
Sarsıntılar ve masallar!
Bu iki karabasandır bu koca toplumu yıllardır uyutan!
Deprem gerçeğini biliriz.Ancak olayın özünde sarsıntılar olduğundan garip bir şekilde uykulu bir halle algılarız.
Hatta umursamayız!
Deprem olur!Yapılar yıkılır!İnsanlar yıkılan yapıların altında can verir!Sonra ?
Uyumaya devam!
12.11.1999 tarihinde büyük bir deprem felaketi yaşandı.İlimizde de etkileri oldu.Yıkılan binalar!Hasarlı binalar!
Yıl 2013 ,1999 depreminde hasar gömüş yapılardan son numunelerini daha yeni yıktık!
Yani 14 sene sonra!
Bu kadar derin bir uyku hali!
Şimdi Cumhuriyet tarihi boyunca bu konuda aklı başında tek bir adam çıktı karşımıza ve dedi ki:
Depreme dayanıklı olmayan ne kadar yapı varsa ,araştırılsın,incelensin,güçlendirilecekse güçlendirilsin ,yıkılacaksa yıkılsın ve biz bu felaketleri yaşamayalım!
Peki neden harekete geçemiyoruz?
Prosedürler!
Daha alt yapısı oluşturulacak,gerekli yasal düzenlemeler hazırlanacak,genelgeler vs.vs.
Deprem kuşağının tam göbeğindeki ilimizde ,başta okullar olmak üzere kamu binalarının depreme dayanıklı olup olmadığı ile ilgili çalışmalar yeni başlatıldı!
Yani 1999 tarihinde yaşanan deprem felaketinden tam 14 yıl sonra!
Daha okullar incelenecek ,sonra diğer kurum binaları,camiler ve özel mülkiyetler!
Diyelim ki incelemeler tamamlandı!
Ya sonra?
İnceleme sonucunda yıkılmasına karar verilecek olan yapıları konuşacağız.Yıkmak mesele değil gibi gözükse de söz konusu Türkiye olunca “prosedür” devreye girecek.
Çünkü devlet hesap soracak!Sorumlu arayacak!Mahkemeye gidilecek!davalar açılacak!Açılan bu davalar sonuçlanacak!Sonra yıkımlar için ihale süreci başlayacak!vb.vb.

Bu sürecin hızlanmasını ve işlemler bir an önce tamamlanmasını istiyorsak bu konudaki anahtar kelimeyi devreye sokmak zorundayız.
Nedir anahtar kelime?
“İNİSİYATİF!”
Bu konuda karar mekanizmasında yer alanlar sorumlu davranıp inisiyatiflerini kullanıp süreci hızlandıracaklar!
Sevgili dostlarım!
İşte en zor olan bu!
İnisiyatif almak!
Örneklendirelim!
Diyelim ki şu an inceleme altında olan okul binalarından birinin, yapılan tüm testler ışığında, yapılan incelemeler ve hesaplamalar sonucunda alınan sonuçlar pozitif dahi olsa birisi yada birileri tarafından depreme dayanıklı bir yapı olduğu yönünde karar verilebilir mi?
Soruyu özetleyerek sorayım!
Biri bu sorumluluğu alabilir mi?
Bu çalışmalar şu an için kimin sorumluluğunda yürüyor?
Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü şu an yapılan çalışmaları yürütüyor.Sonra ne yapacak?Çalışma sonuçlarını İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne sunacak.
Nereden biliyorum?
Çevre ve Şehircilik İl Müdürümüz yerel televizyonumuzun haber programında açıkladı.
Milli Eğitim İl Müdürlüğü raporları aldıktan sonra ne yapacak?
Karar vermesi gerekecek!
İşte bu noktada yine devreye İnisiyatif kullanma devreye girecek!
Bu noktada benim anladığım şudur:
Kurumlar kararını aslında çoktan vermiş.
İncelenen ve okul olarak kullanılan,1999 depremi öncesinde yapılmış tüm yapılar yıkılacak!
Neden?
“Bu yapılarda kullanılan beton el ile karılarak yapılmış!Bu sebeple bu günkü yönetmeliklerde belirtilen beton standartlarını sağlamıyor!”
Yani kabahatli “beton”
1999 depreminin kabahati kötü zemindi!Kentsel dönüşümü gerekli kılanda beton kabahati oldu.
Çünkü kabahatlinin kendisini savunamaması gerekiyor.Bu sebeple de cansız bir varlık olması en mükemmel sonucu veriyor.
Eğer kabahatli olarak bir insan aramaya kalkarsanız onu bulmanız koşulları düşündüğümüzde neredeyse imkansız.
Müteahhidi suçlamaya kalkın ,mühendisten bir başlar kontrol teşkilatından çıkar.
Mühendisi suçlamaya kalkın,yönetmelikten,standartlardan bir girer işçilik kalitesinden çıkar.
Kontrol teşkilatını suçlamaya kalkın ,yazışmalarını takip etmeye ömrünüz yetmez!
Bu sebeple bulunan kabahatli herkesin ortak kararı!
Evet!
“Bu yapılara depreme dayanıklı değil!
Çünkü bu yapılarda kullanılan beton elle karıldı!”
Bitti!
O zaman ne yapıyor muşuz?
Elle karılarak hazırlanan beton kullanılan tüm yapıları yıkıyormuşuz!
Hadi buyurun yıkın!
Bizlerde hep birlikte görelim!
…
Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim!
Şu an geçerli olan yönetmeliğe göre yapılarda kullanılması zorunlu olan beton sınıfı min.C20-25 standartlarında olmak zorunda!Aynı bizim gibi Deprem kuşağında olan Malezya'da, bu min.değer C30-35 den başlıyor, iyi mi?

Bu yazı toplam 728 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim