65 şehidimiz asla unutmadık, unutmayacağız

65 şehidimiz asla unutmadık, unutmayacağız

01 Şubat 1992 yılında Şırnak iline bağlı Görmeç Köyünde 26 köylü vatandaşımız ile birlikte çığ altında kalarak şehit olan 65 askerimiz, aradan geçen 30 yıl sonra hala unutulmadılar.

Olay tarihinde Görmeç Köyünde Üsteğmen olarak görev yapan Erhan Alişar, o gününü bir kez daha hafızalara kazıdı. 65 şehit askerimizin Bolu 2. Komando Tugayımızın askeri olması ise ilimiz adına büyük üzüntü yaratmaya devam ediyor. Alişar, o günleri bakın nasıl anlattı. İşte o duygusal yazı….

1992 yılında yaşanan kış mevsimi son 70 yılın istatistiklerine göre en yoğun kar yağışının görüldüğü ve kar kalınlıklarının olağanüstü seviyelere ulaştığı nadir kışlardan biri olarak hatırlanır. Hal böyle olunca Ocak-Şubat 1992 günlerinde ülkemiz, yurdun değişik bölgelerinden gelen üzücü “Çığ” haberleriyle sarsılmıştır. Mesela;

02.01.1992: Hakkâri’nin Yüksekova ilçesi Karabeya köyünde 20 kişi öldü.

21.01.1992: Siirt'in Şirvan ilçesi Kesmetaş köyünde 10 kişi öldü.

01.02.1992: Şırnak'a bağlı Görmeç köyünde 65 askerle, 26 köylü öldü.

07.02.1992: Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesi Boğazören köyünde 31, Batman'ın Dört köyünde 13, Elazığ'ın Arıcak ilçesine bağlı Erimli kasabasında 5, Bingöl ve Diyarbakır'a bağlı köylerde 6 kişi öldü.

08.02.1992: Şırnak'ın Çığılca köyü Emekli mezrasında 15 köylü, Batman'ın Tatlıca mezrasında 6 köylü öldü.

21.02.1992: Siirt'in Eruh ilçesi Tünekpınar Jandarma Karakolu'na ve Uludere Jandarma Bölük Komutanlığı'na düşen çığlarda 32 er şehit oldu. 25.02.1992:Van'ın Gevaş ilçesine bağlı Anaköy'de 26 köylü ölmüştür.

Gazete manşetlerine de yansıyan Şırnak/Görmeç’teki çığ olayı olağanüstü yıkıcı ve yok edici etkisiyle ve sebep olduğu asker, sivil zayiat sayısıyla göze çarpar. Yaşanan bu trajediye bizzat şahit olmak beni tarifi imkânsız duygulara sevk etmektedir. Ama tarihe şahitlik etmenin üzerime yüklediği bu sorumluluğun bilinciyle ve hayatını kaybeden insanların aziz hatırasına hürmetle bu yazıyı kaleme alacağım. Çünkü ben de oradaydım. Daha mesleğinin başında genç bir teğmendim. 1992 yılı Kış Tertiplenmesi kapsamında konuşlandığımız ve bahara kadar keşif, emniyet ve gözetleme yapacağımız yer Gabar Dağı’nın en yüksek yeri (1312 m.) olan Şırnak/Seslice/TRT Radyo Vericisiydi. Üs bölgesinde hem güvenlik hizmetlerini aksatmıyor hem de tabiatla mücadele ediyorduk. Hiç durmadan devam eden kar yağışı ve onu izleyen kan fırtınası sebebiyle deyim yerindeyse hem teröristle hem de tabiatla mücadele içindeydik.

Burası PKK’lı teröristlerin yüksek gerilim hatlarını sabote ettiği için bütün kış boyunca şebeke elektriğinden yoksun, içme suyunu ancak eriyen karlardan temin eden, aylardır yolların kapalı olmasından dolayı erzak ikmalini ancak Şırnak’tan hava yoluyla yapmak zorunda olan bir Komando üs bölgesiydi.

Kaderin cilvesidir ki Görmeç’teki Bölük Komutanı’nın şehit haberi gelince çığdan sağ çıkanları derleyip toparlamak ve Bolu’dan gelecek takviye askerlerle yaralı bölüğü yeniden operasyonel hale getirmek görevi bana verilmişti. Kara kış bütün hızıyla hüküm sürdüğünden ne zorunlu sıhhi tahliye ve tedavi hizmetleri ne de terhis işlemleri zamanında yapılabiliyordu. Taburun tek doktoru Tabip Asteğmen Harun telsiz irtibatı olan üs bölgeleriyle sadece sözlü talimatlarla hasta bakabiliyor ve sadece üs bölgelerinde mevcut olan ilaçları reçete edebiliyordu. Tahliye gerektiren hastalar için de ikmal helikopter faaliyetlerinin dönüşünü takip ediyor, uçuş manifestolarına hasta isimlerini yazdırmaya çalışıyordu. Kış şartlarında mektup yegâne haberleşme şekliydi. Bölgede görev yapanlar genellikle üs bölgelerinden meskûn mahallere dönene kadar ailelerinden haber alamaz, telefon edemezdi. Aslında burası çığın düştüğü Görmeç’teki komando bölüğünün bağlı olduğu tabur karargâhı idi. Normal şartlarda harita üzerinden 10-11 km takviye-destek mesafesindeydik; ancak neredeyse 3,5- 4 metreye ulaşan kar kalınlığı bir binadan diğerine ulaşmayı bile neredeyse güçleştiriyordu. İki üs bölgesi arasında takviye ve benzeri gibi sebeplerle faaliyet yapılması gerekirse bu standart bir İç Güvenlik Harekâtı icra eder gibi yapılıyordu.

Çığdan birkaç gün evveldi. Görmeç Bölüğü’ndeki Havancıları takviye etmek maksadıyla bazı askerlerin Görmeç’e gitmeleri gerekmekteydi. Hiç gitmelerini istemiyordum çünkü intikal yolu çok riskliydi. Ama süreç işlemeliydi, daha ne kadar takviyeleri, terhis olacakları tutabilirdim sanki... Kan kaynamaya başlamıştı artık ben de bu planı bozamadım. Askerler kış teçhizatlarını, hediklerini giyip Seslice ’ye göre daha aşağıda olan Gabar aynasına inerek Görmeç’e doğru büyük bir heyecanla yola çıkmıştı bile! Hedefleri bir an önce özgürlük diye nitelendirdikleri Görmeç Üs bölgesine, hava şartları ne olursa olsun ulaşabilmekti. Bu grubun ancak bir kısmı teskereye gidebildi. Ne yazık ki çoğu çığla gelen kötü kaderin kurbanı oldular.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
8 Yorum