İlhami Candemir

İlhami Candemir

DÜNDEN BUGÜNE

Sayın okuyucular,yine ev hapsindeyim.Bu kez adli ve idari emirlerle değil, kar ve tipi nedeniyle “EVDE KALıyorum. Ev arkadaşım TV ve akıl hocam google ile vakit öldürüyorum.Gerçi vakit beni mi öldürüyor yoksa vakti ben mi öldürüyorum orası gizemli.Neyse geçelim.TV.de KONU, mülk sahiplerinin SORUNLU kiracıları ile yaşadıkları SORUNLAR. İzlemez olaydım, program sanki benim için hazırlanmış, BAM TELİME bastı. Programda asgari 20-30 mülk sahibi dinlendi. Hepsi birer dert küpü, sanki beni temsil ediyorlar. Kimisi kiracısı ile karakolluk olduğunu, kimisi kiracısının aylarca kira bedelini ödemeden gece yarısı kaçtığını, kimisi kiracısının bir gece ansızın eşyasını bırakıp sırra kadem bastığını, hele mülk sahibi birisi var ki kiracısına meskeni tahliye etmesi veya ödenmeyen kira bedellerini ödemesi için her yolu denediği halde sonuç alamadığı için çileden çıkarak kira konusu olan kendi meskenin kapılarını, camlarını oğlu ile bir olup kırdığını, oğlunun tutuklandığını, kendisinin ise yaşı gereği adli kontrol şartı ile serbest bırakıldığını, bir başkası verilen maddi zararlardan ötürü depozitoyu iade etmediği için kiracının evi boşaltırken kombi de dahil evde sökülüp taşınabilecek ne varsa alıp götürdüğünü,bu ortamda mülküne sahip olamadığını,mülkün başına bela olduğunu, ÇARESİZLİĞİN getirdiği göz yaşları ile anlatıyordu.NOT/Peki çaresizlik yok mu ?tabii ki var,YARGI YOLU ama….

Sayın okuyucular, yukarıda “ben de programı izlerken kendimi orada buldum, program sanki BAM TELİME BASTI” demiştim ya şimdi gelelim bam telimin nağmelerine; Anayasanın 35.maddesinde “herkes mülkiyet ve miras hakkına sahiptir. Bu haklar,ancak KAMU YARARI amacı ile kanunla sınırlanabilir” denilmektedir.İşte bu nedenle mülk sahibi- kiracı ilişkileri KAMU YARARI kapsamındaymış gibi yorumlandığından kira yasaları - genellikle ekonomik anlamda korunmaya değer olan- kiracı lehine hükümler içerir, yani konu BİREYSEL değil TOPLUMSAL olarak görülür.Böyle olunca da kira mevzuatı önemlidir.Bu nedenledir ki 1955 yılında yürürlüğe konulan 6570 sayılı KİRA KANUNU müstakil-bağımsız bir kira kanunudur. Bu yasa 2011 yılına kadar uygulandı. Tereddüt içeren hususlar müçtehitlerin(içtihat ortaya koyanların) ışıkları ile aydınlatıldı,karanlık hiçbir hususu kalmamıştı. Ancak toplumlar statik değil dinamik bir yapıya sahip olduklarından yeni ihtiyaçlar karşısında yeni bir kira kanunu yapmak lüzumu hasıl olmuş olacak ki yeni bir düzenlemeye gidildi. Ancak ne var ki eskisi gibi bağımsız bir kanun yapılmayıp kira konuları ile ilgili yasal düzenlemelerin 12/01/2011 tarih ve 6101 sayılı Kanunu’nun adeta içine zerk edildiğini ve 6570 sayılı eski kira kanununun bu kanunun 10.maddesi ile yürürlükten kaldırıldığını gördük. Kanun içindeki bu kanunda! ,tekrar ediyorum “kanun içindeki bu kanunda” o kadar çetrefilli (karışık)ifadeler var ki bırakalım sade vatandaşları değme hukukçular-ben de dahil- dahi anlamakta zorlanmaktadırlar. Yok çatılı iş yeri,çatısız işyeri,yok alt kiracı yok üst kiracı. Bunlar yetmiyormuş gibi kanunda bir de depozito sorunu çıktı karşımıza.6570 sayılı yasada depozitoyu mülk sahibi alır, sonuçta zarar söz konusu ise mahsup eder, zarar söz konusu değilse aynen iade ederdi.Yeni yasada ise depozito bankaya yatırılacak,sonuçta kiracı mülke zarar vermiş ise mülk sahibi mahkemede zarar tespitini yaptıracak,sonra depozitonun zarar karşılığı olarak mal sahibine ödenmesine karar çıkartacak ve o kararla birlikte bankaya gidip depozitoyu alabilecek.Kanun sanki sorunları çözmek yerine sorun yaratmış.Vay anam vay. Bunların yanında kanun ihtilafların hallinde ÇARE olarak nereyi gösteriyor? YARGI YOLUNU. Sayın okuyucular, öyle ise gelin -yukarıda oğlu tutuklanan babayı örnek alarak-atalarımızın “maşa varken elini ateşe sokma” dedikleri gibi başımızı belaya sokmadan hep beraber kanunun gösterdiği yargı yoluna revan olalım; Noter ihtarnamelerinin veya ihtarlı icra ödeme emirlerinin kesinleşen asıllarını da ekleyerek TAHLİYE talepli dava dilekçesi ile YARGIYA gittik(Adliyenin kapısından girdik).Sayın okuyucular, bundan sonraki adli maceraya hazır mısınız?Gelin beraber yürüyelim bu yollarda;Bu kabil davalarla ilgili tahliye kararlarının kesinleşme süresi-karar-itiraz,temyiz vs gibi nedenleri göz önüne alırsak ortalama en az bir yıldır.(Yıllarca süren davaların da olduğunu biliyoruz).Diyelim karar kesinleşti.Haydi icraya.Bir süre de onun kesinleşmesini bekle.Tamam o da kesinleşti.Sıra geldi tahliye işlemine.Nakil aracını temin et, eşyaların nakil aracına yükletilmesi için işçi bul,gerektiğinde kolluk gücünden bir görevli iste,verilirse onu da al,kapıya dayan,tık tık tık kimse yok,çilingir bul,açtır,eşyaları yediemin deposuna teslim et,aylarca orada kalsın,ücretini de öde,depoda ne kadar kalacak belli değil,kaldıkça ücretini ödemeye devam et.Ayıkla pirincin taşını.Ha bu arada kiracının temerrüdü de (kira bedelini ödememe durumu) devam etmektedir. Tersine dönelim kapıya dayandın,tık tık tık,kapı açıldı,kiracı ile karşılaşma anını düşünün. Duyduğum bazı dramatik olayları burada gündeme getirmek dahi istemiyorum. Takdir siz sayın okuyucuların. Ben bir avukat olarak bunları bildiğim için basit bir çözüm yolu! buldum; İzzet Baysal Caddesindeki mülkümün kiracılarından birisi inşaatçıydı, iflas etmiş ,eşyasını da bırakıp kaçtı gitti, uzun aramalar sonucu yeni Tlf nu bulduk, konuştuk ve dokuz aylık kira alacağımdan feragat etmek koşulu ile anlaşarak RIZAEN tahliye ettirdim. Bu kez aynı mekanı bayan kuaförüne kiraladım, o da iş yapamadı, o da eşyasını almadan kaçtı gitti.(Not/Eşyasını bırakıp kaçmak da onların bir taktiği galiba). Onu da- araya tanıdıklarını koyarak- rica minnet getirttik,hem sekiz aylık kira alacağımdan vazgeçtim ve hem de yaptığı değer artırıcı tadilatların bedelini ” istenemeyeceği” maddesine rağmen ödeyerek anahtarı alabildim.Yine aynı mekanı bu kez de kebapçıya verdim,o da komşuları rahatsız etmiş, tahliye et dediğimizde tahliye etti ve sonuçta o mülkümü SATTTTTIIIM da bir oh çektim. Yine mesken niteliğindeki bir başka mülkümü kiraya verdim, kendisi bir markette çalışan bayan,beş aylık kirayı ödemeden bir gece eşyasını alarak kaçtı gitti, kendisini buldum” ödeyecek durumum yok, ücretimde de hacizler var,sıranı beklersin” dedi ve bunun üzerine bir bardak soğuk su içtim.Yine bir bayan kiracım-aynı mesken- “doğalgaz aboneliği için depozito isteniyor,sizin aboneliğiniz devam etsin” dedi,acıdım tamam dedim,sonuçta bir gece ansızın eşyasını da alarak kayboldu.Doğalgaz borcunu ödememiş,şirket de bana ulaşamadığı için konu icraya intikal etmiş,bu yaştan sonra icra dairesine giderek borç ödemek durumunda kaldım, bir bardak soğuk su daha içtim.Yine bir başka kiracım(aynı ap.diğer mesken) iş yeri adresini verdi ve burada şu şu şu eksiklikler var,ben onları kiraya mahsuben yaptırayım mı” dedi, işyeri adresine güvenerek “olur” dedim 4 ay sonra hiçbir tadilat yaptırmadan eşyasını alarak ve işyerini de kapatarak pıııır, uçmuş yok. hala yok.Görüldüğü gibi mülk sahibi öyle de olsa böyle de olsa mağdur./Sayın okuyucular,benim bu maceralarımı okuyunca sanıyorum Şener Şen’in NAMUSLU filmini hatırlamışsınızdır.Ne yapalım bizi böyle bir dünyada yaşamaya mahkum ettiler.NOKTA.

Sayın okuyucular, şimdi gelelim işin püf noktasına; Neden böyle olduk?Bir İslam ülkesinde bunların olması doğal mıdır?Tabii ki değildir.Bir yerde yanlışlık yapılıyor ama nerede?Ben bu yaşıma geldim(85) hiçbir dönemde bu kadar -af edersiniz-üç kağıtçılık” görmedim.Nokta.21/01022

Bu yazı toplam 1480 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum