MÜLTECİ

MÜLTECİ

“Mülteci veya sığınmacı ; , , belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm gören veya göreceği korkusu ve endişesi taşıyan, bu sebeple ülkesinden ayrılan/ayrılmak zorunda bırakılan ve korkusu nedeniyle geri dönemeyen veya dönmek istemeyen, iltica ettiği ülke tarafından endişeleri haklı bulunan kişi.”

Mülteci tanımlaması bu şekilde

Mülteci Anadolu topraklarının yabancısı olmadığı bir tanımlama.

II. Abdülhamit’in 33 yıl süren istibdat döneminde meşrutiyetçiler genelde Fransa’ya sığınmışlar ve orada Jöntürk hareketini başlatarak Osmanlı’da parlamenter/Meşruti düzene geçilebilmesi için çaba göstermişlerdi.

Ülkede kalanlar ise Osmanlı’nın uzak eyaletlerine sürgüne gönderiliyorlar Mithat Paşa örneğinde olduğu gibi fırsatı bulunduğun da yok ediliyorlardı.

Dünyaca ünlü ozanımız Nazım Hikmet 12 yıl süren cezaevi hayatından sonra 1950 yılında tekrar tutuklanacağını anlayınca ülkeyi terk etmek zorunda kalmış, mülteci olarak yaşadığı Sovyetler Birliğinde hayatını kaybetmişti.

Büyük romancı Sabahattin Ali “Kürk Mantolu Madonna” adlı eseri halen en çok satan kitaplar listesinde olan büyük yazar, şair 1949 senesinde Bulgaristan’a iltica etmek isterken MİT mensubu olduğu iddia edilen bir şahıs tarafından öldürülmüştü.

12 Mart ve 12 Eylül açık faşizm sürecinde ise devrimciler örgütlenmelerinin kararı ile yurt dışına gizli yollardan çıkarılmışlardı.

Bunlar Lübnan Bekaa, Yunanistan Lavrion kamplarına sığınmışlar, ardından bazı ülkeler İsveç, Almanya ve Norveç mültecileri kendi ülkelerinde uzun bir süre kamplarda, misafir ettikten sonra ülkelerine kabul etmişti.

Siyasal faaliyetlerine mülteci olarak kabul edildikleri ülkelerde devam etmişlerdi.

İltica eden devrimcilerin önemli bir kısmı ülke nispi demokratik ortama döndüğünde tekrar ülkeye giriş yaparak kaldıkları yerden siyasal mücadelelerine devam etmişlerdi.

Mülteci kavramından en genel anlamda bu ülke insanlarının anladıkları budur.

Bunlardan farklı olarak dönemin Irak Devlet Başkanı Saddam Eylül/1988 tarihinde Celal Talabani peşmergelerine ve müttefiki İran ordu kuvvetlerine sınırdaki Halepçe kentinde zehirli kimyasallarla saldırdı, sivil halkında etkilendiği kimyasal saldırılardan kaçanlar komşu ülke Türkiye’ye sığındı. Türkiye sığınmacıları kabul etti onlar için yurt içinde Halepçe kentine yakın arazilerde kamplar kurdu, can güvenliklerini sağladı, barınma olanakları sundu Saddam tehlikesi geçince misafirlik sona erdi ve sığınmacılar tekrar ülkelerine döndüler.

Ya peki Türkiye’de güney kentlerinden başlayarak Bolu’ya, İstanbul’a, Trakya sınır kentlerine kadar

Doluşan yabancı uyruklu Afganlı, İranlı, Suriyeli, Iraklı mülteciler?

Bunlar hangi statü ile Türkiye’ye buyur edildiler.

Misafir mi?

Turist mi?

Mülteci mi?

Kaçak mı?

Transit yolcu mu?

Ne?

Sayın Emniyet Müdürünün bu konudaki açıklamaları maalesef yeterli değil.

Gelenlerin orta sınıfa ait paralı yabancı uyruklular olması suya tirit, ikna edici değil.

Yazının başında anlattığım gibi mülteciliğin kökeninde siyasi konular var.

Ayrıldıkları ülke iktidarı ile köklü, derin siyasal ayrılıklar var, siyasal düşünceleri yüzünden can güvenliklerinin tehlikeye düşme ihtimali yüksek.

Ya da can güvenlikleri yok.

Peki, Bolu’da ikamet edenlere bir bakalım?

İkamet edenler diyorum farkındaysanız!

Çünkü bunlar sığınmacı, mülteci falan da değil.

Bunlar ne fil ne deve?

Bolu’ya gelen yabancı uyruklular ülkelerindeki yaşam koşullarından memnun olmayan insan kitlesi, mümkünse ülkemizde yaşamak, değilse Bulgaristan vs. sınır kapılarını kullanıp göçmen statüsünde Avrupa ülkelerinde yaşamak isteyen gruplar.

Yoksa silsileleri, sülaleleri ile neden kendi ülkelerinden kaçsınlar.

Adam anasını, danasını çoluğunu çocuğunu toplamış Türkiye’nin Bolu’suna gelmiş yerleşmiş.

Buna mülteci denmez, bu olsa olsa kaçaktır, göçmendir.

Siyasal bir eğilimleri falanda yok.

Lumpen, hipapçı, acayip tıraşlı, giyimli, apolitik ya da İslami terör örgütlerine yakınlık duyan, ülkelerinin durumlarına duyarsız tipler.

Davutoğlu ve Başbakanın ülkemizi yüzyıllık yalnızlığa iten yanlış dış politikalarının sonucu olarak Türkiye’ye kaçmış, kaçmalarına göz yumulmuş göçmenler.

Sen ülkende Suriye’de mevcut nizamı üstüne vazife olmadığı halde devirmeye çalışırsan, Özgür Sıçanlar Ordusu “ÖSO” ordusunu kurarsan, IŞİD, El Nüsra, El Kaide gibi İslami terör örgütlerinin gizli destekçisi olursan, Libya’da Kaddafi karşıtı güçlere bavul ile dolar taşırsan, bu ülkelerden gelen göçmenlere kucak açarsan onlarda gelip başına s.çar.

Bu rahatsızlıklar tamamen bir hükümet sorunudur.

Kaynak buradadır.

AKP iktidarı bugüne dek uygulanan dış politikasını değiştirmeye yönelik bir belirti göstermemiş, günlerdir elçilik çalışanlarını rehin alan IŞİD mensuplarına dahi terörist diyememiştir.

Ülkemizde ve kentimizde yaşanan göçmen sorunu giderek derinleşecek hatta artarak devam edecektir.

Ta ki mevcut siyasi iktidar dış politikasını değiştirene kadar, ya da bizatihi mevcut siyasi iktidarın kendisi değişene kadar

23 Tem 2014 - 00:00 - Güncel


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Gündem değil haberi geçen ajanstır.